Bursa Hakimiyet

Cep telefonu aşkınız ne alemde?

Bugünlerde Türk Dil Kurumu’na (TDK) bir başvuru yapabilirim.
 Cep telefonunun adı ‘el telefonu’ olarak değiştirilsin diye önereceğim.
Öyle ya çevreme şöyle bir baktığımda telefonunu sürekli elinde gezdirenlerin oranı, cebinde tutanların oranını katmer katmer katlıyor.  Bana katılır ya da katılmazsınız bilmem ama telefonu sürekli elinde tutmayı alışkanlık haline getirenlerin sayısı da her gün şiddetle çoğalıyor. 



Bazen durum öyle bir hal alıyor ki tokalaşma gereken durumlarda, bay ya da bayan muhatabın telefonunu monte ettiği elinden çıkarmak için senin saniyelerini çalabiliyor.  
Cep telefonuna yapışık hayat bu kadarla kalmıyor elbette. 
 Çokça şahit olduğum diğer bir durum da şu; 
 Bir yeri işaret ya da tarif ederken kullanılan aygıt yine cep telefonu oluyor.  Bu durumda sen tarifi yapanın gözlerine değil, telefonun gösterdiği yere odaklanmak durumunda kalıyorsun.  
Bir başka mesele de telefon hep elde olunca haliyle baş, burun ense veya diğer yerlerin kaşınmasının da bu meretle yapılmasına hayretle da tanık olmamdır.  
Cep telefonu bağımlılığı ve hatalı kullanımı bu kadarla bitse şaşırmayacağım. Bir de şu tipler çoğalmaya başladı;
Telefona bakma, kontrol etme refleksi.  
 Sahi siz gün içinde telefonunuzu hangi sıklıkla kontrol ediyorsunuz?  Acaba  ‘kimden mesaj gelmiş’  veya ‘ulan benim telefon 15 dakikadır niye ötmedi’ diye hangi aralıklarla panik yaptınız?  
Ya da soruyu şöyle sorayım;  
Gün içinde evde, işte sokakta, çevrenizdeki insanlara ya da güzel bir manzaraya bakma sıklığınız mı,  yoksa telefona bakma aralığınız mı daha sıkı? 
Neyse efendim bütün bu trajikomik tespitlerimden sözümü işe yarar bir mesajla bitireyim:
Siz siz olun şu vazgeçilmez, can dostunuz cep telefonu ile konuşurken onu kulağınıza sıkıca tutmayın ve çok uzun süreli konuşmalar gerçekleştirmeyin. Uzmanlar ‘ne kadar konuşma o kadar radyasyon’ diyor haberiniz olsun.  

ZAMAN TÜNELİ (13 ŞUBAT 1926)

Savurganlıkla mücadele amacıyla Men-i İsrafat Kanunu kabul edildi.



Yorum: Genç Türkiye Cumhuriyeti yokluk yıllarından çıkmak çabası için kabul ettiği bu kanun günümüz için de ne kadar gerekli değil mi? 

Haftanın ufak tefek taşları

“Bursa ovası yıllarca kaçak yapılaşmanın kurbanı oldu. Tam 70 bin kişi ova koru(ma) bölgesinde yaşıyor. “
Orhan çelik

“Eskiden de kolay değildi Güneydoğu’da siyaset yapabilmek ama sürdürülen 
operasyonlar nedeniyle günümüzde daha da zor hale geldi.”
Okan Tuna

“Bir zamanlar,Türk Hava Yolları’nın uçağına, kentin ismi verildiğinde, “Bursa göklerde…” deniliyor ve böyle bir jestle de, mutluluk ve heyecan yaşanıyordu.”
Serkan İnceoğlu

“Bursa’nın taşı toprağı altın derken toprak olarak Yenişehir ve Karacabey’i, taş benzetmesini de Orhaneli ve çevresindeki mermer rezervi için yapmak mümkün.”
Ersel Peker

“Nice Yıllara’ oyunu kalabalıklar içinde yalnızlığı yaşayan bir aktrisin öyküsünü anlatıyor. 
Tiyatromuza sahip çıkalım, onu yalnız bırakmayalım.”
Murat Kuter

Pablo Martin Batalla ne kadar futbolcuysa Hüseyin Göçek o kadar hakem değil…
Süha Gürsoy

-----------------------------------------------