Bursa Hakimiyet

Çoban Seyfi’nin tiyatro günleri…

Köyün okulu,  öğretmenleri,  öğrencileri ve köy halkı oldukça heyecanlı ve bir o kadar da anlamlı bir etkinliğe hazırlanmaktadır. 
Okulun idealist öğretmeni yaklaşan eğitim-öğretim yılı finali için bir müsamere hazırlığı yapmaktadır.  Müsamere içinde kısa bir de piyes vardır. Yani kısa da olsa köyde ilk kez bir tiyatro oyunu sahneye koyulacak ve köylülerin çoğu ilk kez bir tiyatro oyununu izleyecek.
Öğretmen, öğrencilere İstiklal Savaşı konulu oyunun rollerini dağıtır ve prova günleri başlar. 
Piyes içinde yazımızın kahramanı 5. sınıf öğrencisi Çoban Seyfi’ye de bir rol verilir.  Algılaması biraz zayıf, okulu da biraz ite kaka okuyan Seyfi sair zamanlarında köyde çobanlık yapmaktadır.
Haliyle öğretmen oyunun en kısa repliğini Çoban Seyfi’ye verir.
O sadece sırası gelince kapıdan ağır adımlarla içeri girecek ve “söylediğiniz çok doğru Muallim Bey” diyecektir, Muallim rolündeki arkadaşına. Hepsi bu kadar…
Derken Seyfi rolünü iyice ezberler, provada sıra O’na gelir.
Ağır adımlarla sahneye giren Seyfi repliğini aynen şöyle söyler;  
“Bir köylü ağır adımlarla içeri girer ve Muallime, çok doğru söylüyorsunuz Muallim Bey” der. 
Provayı yöneten öğretmen şaşkındır. Güler bu duruma ve bozuntuya vermeden Seyfi’yi uyarır;
“Bak oğlum, aferin rolünü ezberlemişsin ama ilk cümleyi yani ‘ içeri girme’ sözünü sen etmeyeceksin. Sen sadece ağır adımlarla içeri girip, “Söylediğiniz şey çok doğru Muallim bey” diyeceksin, anladın değil mi?” 
Seyfi’nin kafası karışmıştır Öyle ya tekste yazılanların tümü ezberlenecekti.
Seyfi “anladım” der ve prova baştan alınır.
Seyfi yine ağır adımlarla içeri girer ve repliğini yine bildiği gibi yeniler;
“Bir köylü ağır adımlarla içeri girer ve Muallim’e çok doğru söylüyorsunuz Muallim Bey… Der.”
Durum vahimdir,  oyuncumuz bu kez daha da ileri giderek ifadesine “der” kelimesini de eklemiştir. 
Öğretmen bu duruma adeta zıvanadan çıkmıştır. Prova Seyfi’de takılmıştır. Öğretmen kendisini tutamaz ve yanına çağırdığı Seyfi’nin kulağına öfkeyle asılarak;
“Bak oğlum, şimdi çık dışarı ve söyleyeceğin cümleyi adam gibi,  bir şeyler eklemeden ezberle öyle gel” der.
Yeniden sahne alan ve içeriye ağır adımlarla giren Seyfi en az öğretmeni kadar inatçıdır. Değişen bir şey yoktur. Prova bin kere de yapılsa Seyfi tekste yazılanları asla birbirinde ayırmaz ve yine kafasına taktığı gibi çıkarır rolünü.  Ve hala O, ne olursa olsun, görevini fazlasıyla yapmanın huzuru içindedir. 

Değerli dostum Orhan Okumuş’un anlattığı bu hikâye ayni ile vakidir.  Daha sonra Çoban Seyfi’nin rolünü başka bir öğrenci kapmış ama Çoban Seyfi sonraki yıllarda gerçek bir artist olamasa da muhitinde  “Artiz Seyfi” diye nam salmış. 
 Geçmiş Dünya Tiyatrolar Gününüz kutlu olsun sayın okurlarım.

ZAMAN TÜNELİ 30 MART 1842

İlk kez bir ameliyatta anestezi uygulandı.



Yorum: ‘Duyumsama yokluğu’ olarak da ifade edilen anestezi, zaman içinde dünyada, sadece tıbbi müdahalelere bireylerin değil, farklı iletişim araçlarıyla kitlelerin uyutulmasında da uygulanır oldu. 

----------------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------