Bursa Hakimiyet

Ekmek içi siyanür!

Dünyanın en muhteşem 100 doğal ormanından biri.
1 milyon 700 bin ağaç.
Flora ve hayvan varlığı açısından eşsiz bir zenginliğe sahip bir bölge.
Birçok endemik tür barındıran, Kafkas ekosisteminin Türkiye’deki tek uzantısı…
Doğal yaşlı ormanların son yaşam alanı… 
Ve
Yırtıcı kuşların Türkiye’deki en önemli göç yollarlından birisi. 
Burası Cerattepe!



Artvinli bunun için karşı çıkıyor altın arayıcılarına. Bu karşı duruş sadece bugünün meselesi de değil.  Öncesi de var. Geçen 20 yıllık süre içinde birkaç yerli ve yabancı firma bölgede maden çıkarmak için bir şekilde ruhsat almış.  Ancak bölge halkının tepkileri ve kazanılan mahkemeler bu projelerin hayata geçmesini engellemiş.
Yine o günlerde Cerattepe’de altın arama ruhsatı alan, adı bizde saklı Kanadalı bir şirket de amacına ulaşmak için bölgede bayağı uğraşmış.
Hatta siyanürle altın aramanın ne kadar masum ve zararsız olduğunu anlatmak için Artvin’de çok büyük katılımlı bir konferans bile düzenlemiş. 
O gün salonu, protokol başta olmak yerel çevreci dernek ve platformlar ve büyük bir halk topluğu  tıka basa doldurmuş. 
Mikrofonu eline alan firma yetkilisi barkovizyon görselleri eşliğinde kendince mükemmel bir sunum gerçekleştirmiş ve konuşmasının finalinde salona; 
‘Artvin’imizin çehresini değiştirecek bu harika proje hakkında sözü olan var mı?” diye seslenmiş.
Tam bu sırada salonun arka taraflarından bir köylü el kaldırıp söz istemiş. Mikrofon elden ele uzatılarak söz isteyen vatandaşa ulaştırılmış.  
Ve derken Artvinli köylünün, yöre şivesiyle sarf ettiği şu sözler salonu kahkaha tufanına boğmuş; 
“Vallahi hısım, aşimdi siyanürü biza o kadar lezzetli ağnattın ki, inan içimdan siyanürü ekmegin içina koyup yiyasım geldi.”
Neyse efendim o gün toplantıya Artvinli vatandaşın, mizahın dibine vuran söylemi damga vurmuş. Sonraki süreçte ise elin Kanadalı firması Cerattepe’den çekilmiş. 
Bakalım bu kez bizim yerli firmamız bu kadar anlayışlı olabilecek mi?

Yarışı öldürmek değil yaşatmak kazanacak!


Ardı arkası hiç kesilmiyor! 
İnsafsızca, acımasızca patlıyor bombalar. 
Ve günahsız bedenler çığlıklar içinde düşüyor kaldırımlara…
Bir garip ölüm fırtınası esiyor yurdumun ufuklarında. 



Ama durun!
Diğer bir tarafta onlara inat,  tüm enerjisini insanı yaşatmaya harcayan kahramanlar koşturuyor.  
Hayatını kaybeden birinin organları, bir diğerini yaşatsın diye çabalıyorlar bu güzel insanlar. Tıpkı geçen yıl organ naklinde birinci sırayı alan Çekirge Devlet Hastanesi ve diğer resmi ve özel sağlık kurumlarımız gibi. 
Cana can katmak için çalışan cerrahlarımız ve onların vefakâr ekipleri katliamlarla bozulan moralimizi,  insanı yaşatmaya odaklı çırpınışları ile düzeltiyorlar.  
Barış kardeşlik ve huzur için umudumuzu hiç yitirmeyeceğiz. 
Yarışı yaşatanlar kazanacak! 

ZAMAN TÜNELİ


19 ŞUBAT 1925

Telsiz tesisi hakkında kanun çıktı. Türkiye’de radyonun kurulması TBMM’de kabul edildi. 
Yorum: İletişim ve haberleşme alanında devrim niteliğinde bir adım. Acaba o heyecanı yaşayan büyüklerimiz bugünün en hızlı ve kapsamlı iletişim mecrası interneti hayal etmişler miydi?

***