Bursa Hakimiyet

Hastasını arayan ambulans!

Gecedir.
Hani bu aralar salgınlar yaygın ya, bizim komşu sitedeki bir hanede de bir ufaklığın ateşi çıkıyor.
 Ebeveynler panik halinde. 
112 aranıp ambulans isteniyor.  Tam bu telaş içinde arabası olan yan komşu devreye giriyor ve hasta çocuk alelacele arabaya bindirilip hastane yolu tutuluyor.  
Çok geçemeden aranan ambülâns verilen adrese,  yani sitenin kapısına dayanıyor.  Görevliler araçtan inip çabucak hastaya ulaşmak istiyor. Ama etrafta ambulansı bekleyen kimsecikler yok.   Aracın yanar, dönere ışıldakları sadece evlerin pencere ve balkonlarında beliren meraklı  komşu yüzlerini aydınlatıyor. 
Mesele anlaşılıyor daha sonra. 
 Ateşi çıkan çocuk komşunun aracıyla ulaştırılmıştır hastaneye. Yani çağrı yapılan 112 bir daha aranıp “Gelmenize gerek kalmadı, biz başka araçla yola çıktık.”denilmeye gerek görülmüyor.  Ve yani o anda o ambülânsa,  başka çocukların ya da başka bir sorunla yaşam mücadelesi veren insanların gereksinimi olabileceği akıllara bir türlü gelmiyor. 
Ve söz konusu ambulans olunca aklımızı hep,  çağrı yaptığımızda bize 3 dakika gecikme ile ulaşan ambülânsa nasıl kıyametler koparacağımız geliyor.  
Ve yine söz konusu olan ambulans ise aklımıza hep,  sıkışmış trafikte ilerlemeye çabalayan ambulansın yolunu açık tutmak yerine onun arkasına takılarak, hasta yakını rolüne girip, yol alma uyanıklığımız geliyor.    
Sahi biz Sağlık Bakanlığı’nın ambulans hizmetleri konulu tanıtım afişindeki metni niye doğru okuyamıyoruz?
Bakın ne diyor orada;
Biz hayat kurtarırken sen de yaşama yol ver!

Ben bu geleneği çok sevdim!


Anadolu’da pek çoğumuzun bilmediği öylesine değerli ve mesajlar içeren gelenekler var ki. 
 İşte bunlardan biri de Erzurum’da yaşıyor ve yaşatılıyor. Geleneğin adı;  ‘Binbir Hatim’.
İşte doğayı paylaştığımız vahşi yaşama sahip çıkmayı amaçlayan bu geleneğin açılımı; 
Erzurum’u doğal afetlerden korumak için 481 yıl önce Pir Ali Baba tarafından başlatılan ‘Binbir Hatim’ geleneği devam ediyor.

Pir Ali Baba’nın türbesinin bulunduğu dağa ekmek dolu bir kamyonetle giderek yaban hayat için doğaya 1001 ekmek bırakan esnaf Muhittin Olçun, “Hatim geleneği kapsamında ben de her yıl doğadaki hayvanlar için 1001 ekmek bırakıyorum. Çünkü yaban hayata bakmazsanız doğada yiyecek bulamayan yırtıcılar evinize kadar gelir” diyor.

ZAMAN TÜNELİ


8 OCAK 1943

Yoksullara ucuz ekmek verilmesine ilişkin kararname yayımlandı. 
Yorum: Şükürler olsun. Yoksulluk ve açlık konusunda 72 yılda iyi mesafeler kaydetmişiz. Şimdilerde çöpe attığımız ekmeklerle milyonlar doyar!