Bursa Hakimiyet

Portekizli çocuğa ‘olum bak git’ dememek!

Bundan 3-5 yıl sonra futbola olan ilgisi vasatın biraz üstünde olan birine
“Kardeş, EURO 2016’yı kim kazandı?” Diye sorsam bocalayacağından adım gibi eminim.  Hatta bazılarımız o turnuvada “Türkiye gruptan çıktı mı çıkamadı mı?” şeklindeki soruma da net bir yanıt vermekte zorlanacağını da biliyorum. 
Ve bu bağlamda şöyle bir bakıyorum da böylesi dev organizasyonlardan sonra akıllarda dereceler ve sonuçlardan çok sporun barış, sevgi ve kardeşlik konulu anıları daha belirgin izler bırakmış, bırakıyor.   
Bu kez de aynısı oldu.
On binleri statlarda buluşturan, milyonları ekranlara  bağlayan EURO 2016 geçtiğimiz günlerde perdelerini kapatırken kısacık  bir video görüntüsü tüm dünyaya çok özel mesajlar verdi. 
Portekizli minik bir çocuğun, final maçını kendi evinde kaybetmenin üzüntüsüyle kahrolan, hiç tanımadığı bir Fransız taraftarı teselli edişinden bahsediyorum. 
Mesele buydu!



Kazanmak her şey değil, kaybetmekte dünyanın sonu değildi. Önemli olan ikisini de sporun gerçek felsefesi çemberinde yaşamaktı. İşte o Fransız taraftarla, Portekizli çocukta bunu dünyanın en büyük sahnesinde izlettirdiler bize. 
Futbolu ve sporu bazı hallerde çığırından çıkararak bir nefret ve düşmanlık aracına dönüştüren sözde taraftarlarımız da bu videodan dersler çıkarmış mıdır acaba? 
Sahi o videodaki Fransız tarafın yerinde bizden birileri olsaydı hangi tepkiyi verirdi acaba?
Ya da tuttuğu takımın yenilgisinin artçı şoklarının yaşandığı sırada,  rakip takımın bir taraftarı bize teselli elini uzatsa sizce hangi davranışı sergilerdik acaba? 
En mülayim ve de en sükutumuz bile o çocuğa ‘olum bak git’ kıvamında bir çıkış mı yapardık sizce?
Ya da biz de, aynı o Fransız taraftar gibi, yanımıza  teselli amacıyla sokulan  çocuğun saçlarını mı okşardık yoksa?  
Neyse efendim ben şimdi  sizleri bu sorularla baş başa bırakırken bir yandan da  bu turnuvanın gerçek şampiyonlarını ilan ediyorum;
EURO 2016 kupası bu iki taraftarın ellerinde yükselmiştir. 
Alkışlarım onlar içindir! 

100 bin Bursalının ‘acil’ günleri



Konu hakikaten çok ilginç! 
9 günlük bayram tatili süresince Bursa’daki 20 kamu hastanesinin acil servislerine tamı tamına  100 bin kişi başvurmuş.
Yani başka bir deyişle bu tatil günleri içinde şehir nüfusuna oranlarsak, neredeyse her 25 kişiden biri acilin kapısını çalmış. 
 İlgililerin yaptığı açıklamaya göre şükür bir salgın, afet falan yok. 
Rakamları daha çok karın ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi ve tansiyon şikayetleri yükseltmiş.
Yine uzmanlara göre bu şikayetleri de hamur işleri ve tatlı çeşitleri tetiklemiş.
Haaa demek ki ne yapacakmışız?
“Şu baklava tepsisine de gömüleyim, bu kaymaklı kadayıfın da hatırı kalmasın” moduna girmemeye özen gösterecekmişiz. 
Aman dikkat Kurban Bayramı’nda aynı tabloyu görmeyelim lütfen... 

ZAMAN TÜNELİ
13 TEMMUZ 1938



Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) kuruldu. 
Yorum: Misyonu başta hububat olmak üzere faaliyet alanındaki tarımsal ürün piyasalarını düzenleyerek, üretici ve tüketiciyi koruyacak düzenleyici tedbirler almak olan kurum sizce ne kadar  başarılı olmuştur? Bugün et ve sigarada  dahi ithalata yönelmemiz sizce de düşündürücü değil mi? 

***


SON 10 YILDA TARIM ALANLARININ YÜZDE 14’Ü BETONLAŞMAYA KURBAN GİDER!