Bursa Hakimiyet

PTT soygunlarına manidar dokunuş...

Son olarak İstanbul Okmeydanı PTT şubesinin bir haftada 2. kez soyulmasından sonra canıma tak etti ve bu konuyu ele almaya karar verdim.
Beyler bu şubelerin hırsızlardan çektiği nedir?  Ya da hırsızların PTT şubelerine olan bu yoğun ilgisi niyedir? 
Şubelerin soyulma sıklığına baktığımda,  zamanın Vahşi Batı’sının posta arabalarının bile bu kadar soygun tacizine maruz kalmadığına inanıyorum.  
 Bu bağlamda bizim PTT’lerin son zamanlarda soyguncuların staj ve oryantasyon mecralarına dönüşmesine feci halde içerleyen biri olarak konu hakkında bazı öneriler sıralamak istiyorum.



*Bir kere PTT’nin ismi değişmeli. Sanki ‘gelin bende Para Tomar Tomar’ der gibi, davetkâr bir ismi var. Bu değişmeli.
*PTT çalışanının sevecen ve mülayimliğini ifade eden  ‘Bak postacı geliyor, selam veriyor’ şarkısı da zamana adapte edilmeli. Bunun yerine ‘bak postacı geliyor uçan tekme atıyor’   şeklinde caydırıcı sözler kullanılmalı.
*Logoda da sıkıntı var. Güvercin tasarımı naif ve yumuşak yansımasıyla hırsızda sanki ‘güvercin uçuverdi paraları saçıverdi’ algısı yaratıyor. Bunun yerine logoda ağzında hırsızın dalağı olan haşin bakışlı bir atmaca tercih edilmelidir. 
*Kira giderinden mi sakınılıyor her neyse bazı şubelerin ara sokaklarda olması hırsızlar için büyük avantaj sağlıyor. Şayet daha güvenli binalar bulunamıyorsa bu tür yerlerde PTT hizmetleri otobüs yazıhanelerine devredilsin. 
*Diğer yandan 2 personelle PTT şubesi olmaz. Mevcut çalışanların etrafına şişme güvenlikler koyarak ortamı kalabalık ve güvenilir göstermek de denenebilir. 
*Son olarak şunu ilave edeyim. PTT şubelerinde hafta sonu tatili 3 güne çıkarılıp mesai saatleri daha da daraltılmalı. Bu durumda şubelerin soyulma sıklığında azalma olması yanında soyguncular da daha fazla tatil yapma olanağı yakalamış olur. 

Uzayda uzun süre kalmanın yan etkileri!


27 Mayıs 2015’te uzay istasyonuna uçan iki astronot geçtiğimiz günlerde gezegenimize salimen geri döndü. 
Uzayda kalma rekoru kıran iki astronottan elde edilecek verilerin birçok sorunun yanıtını vermesi bekleniyor. Bu konu hakkında sonuçlar merakla beklenirken uzay bilimcilerin öngörülerine göre uzayda uzun süre kalmanın kemik erimesi, kemiklerin kırılganlaşmaması ve kemik iliklerinin azalmasına neden olması ihtimalleri sıralanıyor. 



Vallahi bu haberden sonra niyedir bilmem benim ta çocukluğumdan beri uzayın gizemli boşluklarına ve gökcisimlerine erişebilme sevdama gölgeler düşürdü. 
Nasıl düşürmesin ki?
Bedeninde barındırdığı onca sağlık sorununa, uzaya giderek yenilerini eklemek ne kadar doğru bir hareket olur ki…


ZAMAN TÜNELİ


11 MART 1962

Danıştay Ankara’daki 12 bin gecekondunun yıkılmasını onayladı.
Yorum: Demek ki çarpık yapılaşmayı önlemek ve şehirleri soluk alır hale getirme çabası o zaman da varmış. Bu gayrete bugünlerde kentsel dönüşüm diyoruz. 

***