Bursa Hakimiyet

Ramazana böyle mi girecektik?

Dün sabah uykumdan her Bursalı gibi ben de 4,6 şiddetinde uyandım. 
Çok şükür, can kaybı ve ağır bir hasarın yaşanmaması bu sarsıntının sevindirici yanıydı.  Bu mini darbe bizlere deprem gerçeğimizi bir daha anımsatması bakımından  “hayırlıydı” diyerek geleyim dün sabahımı zehir eden diğer artçı sarsıntılara.



Barış, huzur ve kardeşlik için ne kadar çok umut bağlamış, inanmıştık ramazan ayına değil mi?
Ama yok, kin, nefret, intikam ve terörün kol gezdiği bu coğrafyada maalesef ramazan freni tutmadı. 
Yine hain pusu, yine kalleş saldırı, yine kan, yine acı, yine feryat…
İstanbul’da patlamada polis ve sivil tam 11 vatandaşımız daha hayatını kaybetti!
Ne olur, yeter, yeter artık!
 Ama yetmiyor, bitmiyor, azalmıyor…
Ve derken, günüme,  sabır sınırlarımı ölçercesine, başka bir sevimsizlik haberi daha gelip oturuyor; 
Keles’te balkon ve terasına çıkan bazı vatandaşlar akşam ezanı eşliğinde silahlarını patlatarak kendilerince ramazanın gelişini kutlamışlar. 
Gazetemizin web sayfasında da yer alan haberin videosunu defalarca izledim. 
 Keles siluetine Rakka çatışmalarının sesi bindirilmişti sanki.
Haberin beni en üzen yanı, böyle bir davranışın,  hep huzur ve sükûnet yöresi olarak bellediğim Keles‘te meydan gelmesiydi. 
Bu nasıl bir anlayıştı?
Böyle bir ramazan karşılamasının olduğu hangi kitapta yazıyordu?  Hangi âlimden duydunuz böyle bir kutlamayı? 
Ne olur bana da söyleyin sevgili hemşerilerim. Söyleyin de, seneye balkondan 2 şarjör de ben boşaltayım Allah aşkına! 
Bugün hezeyanımı hoş görün sayın okurlar.  Bir günümün içine bir deprem, bir katliam, bir de dayanılmaz bir aymazlık hikâyesi sıkışınca, affedin ben böyle oldum işte…
Not: Montaigne’nin bu sözü Keles’in huzuru için seçilmiştir. “Silahların gürültüsü, yasaların sesini boğar.” 

Salı depreminin hatırlattıkları

Dün sabah yüreğimizi ağzımıza getiren Gürsu merkezli deprem “salıdır sallanır” demeden bakın ilk anda bana neleri hatırlattı;
Pencere ve balkonlardan asla atlamayacağız.
Deprem sigortası konusunda daha duyarlı olacağız.
Evimiz ya da iş yerimizde güvenli yaşam alanları belirleyeceğiz.
Elimizin altında içinde gerekli malzemeler olan deprem çantası bulunduracağız.
Devrilebilecek ağır eşyalar, pencere kanarları ve merdiven boşluklarından uzak duracağız.
Eğer sokaktaysanız boş alanları tercih edeceğiz. 
Asansörleri asla kullanmayacağız.
Deniz kıyısındaysak oradan uzaklaşacağız. Sular yükselebilir.
Geçmiş olsun dileklerimle…

ZAMAN TÜNELİ (8 HAZİRAN 1965)

Eğitim özelleşiyor. Meclis Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nu kabul etti.



Yorum: Ve bu kanunla devlet mi yoksa özel okul mu tartışması da 1965 yılından beri devam edegelmektedir. Biz bir şeyin doğrusunu bulmakta niye bu kadar zorlanıyoruz acaba? 

-------------------------------------------------------------------------------------------------------
--------------------------------------------------------------------------------------------------------


 BOMBALAMALAR VE TERÖR OLAYLARI BU SENE RAMAZAN DAVULLARINI BİR BAŞKA ÇALDIRIR…