Bursa Hakimiyet

15 Temmuz ve önce selam sonra kelam

15 Temmuz gecesinden sonra ülkemizde birçok olumlu gelişmeler oldu. Bu olumlu gelişmelerden biri hiç şüphesiz ki, selamlaşma kültürümüzün adeta yeniden can bulmasıdır. Neredeyse unutulmaya yüz tutmuş olan bu değerimiz, toplumumuzun yeniden sevgi ve barış dili oldu.
Toplumumuzda barış ve sevgi dilinin değil de, çatışma ve kavga dilinin egemen olmasından dolayı  birlik, beraberlik ve kardeşliğimiz büyük yaralar almıştı. Bu yaralar toplumumuzda tamiri imkansız tahribatlar yapıyordu. Tanıdıklar bile karşılaştıklarında birbirlerine yüzlerini çeviriyorlardı. 15 Temmuz gecesi ve sonrası milletimizin ortak derdi "VATAN" olunca, ayrılıklar ve ötekileştirmeler büyük ölçüde ortadan kalktı. İnsan ilişkilerinde çok önemli bir iletişim aracı olan "selamlaşmak" adeta imdadımıza yetişti. Birbirini tanımayanlar bile önce selamlaştılar sonra kelamlaştılar.
İnsanların birbirleriyle olan en güçlü iletişim araçlarından biri, selamdır. İletişim kurarken önce selam verilir sonra kelama başlanır. Selam, kelamdan önce gelir. Önce selam sonra kelam (söz), birçok hediyeden daha değerli ve tesirlidir. 
Selam, kardeşlik hukukunun bir gereğidir. Yüreklerimizdeki ağır yüklerden kurtulmak istiyorsak, selamlaşalım. Dargınlık ve kırgınlıkları gidermek istiyorsak, selamlaşalım. Bireyselliğin giderek ön plana çıktığı dünyamızda yalnızlıktan kurtulmak istiyorsak, selamlaşalım.
Selam, Yüce ALLAH (c.c)'ın emrini, Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in tavsiyesini yerine getirmektir.
Yüce ALLAH (c.c.) Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki:
"Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin..." (Nisa-86)
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadisinde buyuruyor ki:
"...Yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayın."

Selam verme çeşitleri

Bir adam Peygamber Efendimiz (sav)’e geldi ve “Esselamü Aleyküm” (Allah’ın selamı üzerinize olsun) dedi Peygamber Efendimiz (sav), adamın selamını aldı ve “On sevap kazandı” buyurdu Bir başka adam daha geldi “Esselamü aleyküm ve rahmetüllah” (Allah’ın selam ve rahmeti üzerinize olsun) dedi Bunun üzerine Peygamberimiz (sav), adamın selamını aldı ve “Yirmi sevap kazandı” buyurdu Bir başka adam daha geldi ve “Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh” (Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun) dedi Peygamber Efendimiz (sav), adamın selamını aldı ve “Otuz sevap kazandı” buyurdu 
Yani; değişik şekillerde selam verenler, farklı sevaplar kazanırlar. 
Selam; Yüce Allah’ın isimlerinden biridir. Dinen selam vermek sünnet, selamı almak ise farzdır. Selam verirken “selamün aleyküm”, selam alırken de “aleykümüsselam ve rahmetüllah” denilmelidir.
Selam;  bir dostluk ve muhabbet kapısı olduğu gibi aynı zamanda insanların birbirlerine “dua” etmesidir. Bazen selam yerine kullandığımız “iyi günler” veya “günaydın” gibi kelimeler de güzeldir ancak bunlar bir dua değil, bir dilek ve temennidir.

Ötenazi caiz midir?

Ötenazi; tıbbi verilere göre yaşama ümidi kalmamış veya şiddetli acılar hisseden bir insanın hayatına bir başkasının eliyle son verdirilmesidir.
Ötenazi; talepte bulunan kişi için intihar, bunu uygulayan açısından cinayettir. Allah'ın verdiği cana haklı bir gerekçe olmadan kıymak asla caiz değildir. Çünkü bu, hem Allah'ın koyduğu sınırları çiğnemek hem de O'nun takdirine karşı isyan anlamına gelir.

Günün duası

"Allah'ım! Bana kendi sevgini ve Senin yanında sevgisi bana fayda verecek kimsenin sevgisini ver."