Bursa Hakimiyet

Allah’ı zikredelim

 Kainat alemi ilahi bir zikirhanedir. Âlemdeki her bir ses, birer zikir kelimesidir. Suların şırıltısında, kuşların cıvıltısında, yaprağın hışırtısında, rüzgarın uğultusunda Allah’ı zikir vardır. Göklerde ve yerde bulunan bütün mahlukat, hayvanat, nebatat ve cemadat Allah’ı tespih ederler. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir:
“Yedi kat gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. O’nu hamd ile tespih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halimdir, çok bağışlayandır.” (İsra-44)
“Kendisiyle birlikte sabah akşam tespih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud’un emrine verdik. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi.” (Sa’d,18-19)
“Görmez misin ki, göklerde ve yerde bulunanlar ve sıra sıra kanat çırparak uçan kuşlar Allah’ı tespih ediyorlar. Her biri duasını ve tespihini kesin olarak bilmektedir…” (Nur-41) 
Zikir; Allah’ı anmaktır, hatırlamaktır.
Allah’ı zikretmek demek yüce Allah’ı tekbir, tehlil, tespih, tahmid cümleleriyle anmaktır. Allah’ı  zikir, kişiyi manevi olgunluğa eriştirir.
Kur’an-ı Kerim, Allah’ı zikreden müminleri övmüş ve kendilerine mağfiret-mükafat verileceğini müjdelemiştir. Bu gerçek şöyle beyan buyrulmaktadır:
“…Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.” (Ahzab-35)
Zikir genellikle dil, kalp ve beden ile yapılır. Dil ile zikir, Allah’ı güzel isimleriyle anmaktır. O’na hamdetmek, tespihte bulunmak, dua etmek ve Kur’an okumaktır.
Beden ile zikir; bütün organların Allah’ın emirlerine uyması ve yasaklarından kaçınmasıyla olur. 
Kalp ile zikir; dilimiz ve bedenimizle yapılan söz, fiil ve davranışlarımızda candan ve yürekten Allah’a teslim olmaktır.
Mesela: her gün beş vakit kıldığımız namaz bir zikirdir. “Beni anmak için namaz kıl”     (Tâhâ-14) buyuran Allah, namazın temel gayesinin “zikir” yani  Allah’ı hatırlamak olduğunu açıkça bildirmiştir.