Bursa Hakimiyet

Allah’ın razı olduğu ev sahibi olmak

Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in yanına bir adam geldi ve açlıktan dermanının kesildiğini söyledi. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), hanımına evde bu kişiyi doyuracak bir şeyler olup olmadığını sordu. Hanımı ise evlerinde sudan başka bir şey bulunmadığını söyleyince Allah Resulü (s.a.s):
“Bu gece bu adamı kim misafir edip, karnını doyuracak?” dedi.
Ensardan biri “Ben misafir edebilirim” dedi ve adamı evine götürdü. Ev sahibi hanımına evde yiyecek bir şey olup olmadığını sordu. Hanımı da yalnız çocukların karnını doyuracak kadar yiyecek bulunduğunu söyledi. Adam hanımına dedi ki:
“Çocukları bir şeyle avut ve uyut. Sofra hazır olunca ışığı söndür. Misafire kendimizde yiyormuşuz gibi gösterelim” dedi. Sofraya oturdular. Misafir karnını doyurdu. Kendileri karanlıkta yiyormuş gibi yaptılar ve aç yattılar. Sabah olunca ev sahibi, Peygamberimiz (s.a.s) ile karşılaştı. Resulullah (s.a.s) ev sahibine:
“Bu gece misafirinize karşı yaptıklarınızdan, Allah razı oldu” buyurdu.
Misafiri kısaca “başka birinin evinde konaklayan ve ikram gören kişi” olarak tanımlayabiliriz.
Misafir akrabalardan, dostlardan olabileceği gibi, tanımadığımız kimselerden de olabilir. Misafir ağırlamak, ona her türlü izzet ve ikramda bulunmak mukaddes bir görevdir. Misafir, ev sahibine Yüce Allah’ın adeta bir armağanıdır.
Misafir kabul etmenin ve ağırlamanın inanç ve kültürümüzde müstesna bir yeri vardır. Peygamberlerin hayatlarına baktığımız zaman, misafirlerini en iyi şekilde ağırladıklarını ve ikramda bulunduklarını görmekteyiz. Bu özellik ve güzellik hayatımıza sünnet olarak girmiştir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) ’in misafire ikram konusundaki sözleri de bu konuya daha da önem vermemizi sağlamıştır. Peygamberimiz  (s.a.s) bir hadisi şerifinde “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin.” buyurmuştur.
Misafire ikram bir ibadettir. Misafire ikramda bulunurken herhangi bir menfaat düşünülmemeli, sırf Allah rızası için hizmet ve ikram edilmelidir. Misafire karşı en güzel ikramlarda bulunmak, güler yüzlü ve güzel sözlü olmak yapmamız gereken görevlerimizdendir. Misafirin duasının kabul olacağını bilen bir Müslüman, bu hizmetleri bir ibadet aşkı içerisinde yapar. Misafirin duasının kabul olacağını Peygamberimiz (s.a.s) şöyle bildirmiştir: “Misafirin duası, mazlumun duası, anne babanın duası ve oruçlunun iftar anında yaptığı dua reddedilmez ve kabul olur.”

Misafir odası ve sofrası

 Misafir rahmet ve berekettir. Misafir rızkı ile gelir ve ev halkının günahlarının affına sebep olur. “Misafir on kısmetle gelir, birini yer dokuzunu bırakır” sözü halkımız arasında çok yaygındır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s): “Bir kavme misafir geldiği zaman rızkıyla gelir, gitmek üzere çıkarken de o kavmin günahları bağışlanmış olarak çıkar” buyurmuştur. Bu sebeple misafir ev sahibine bir zahmet değil bir rahmet, bir külfet değil bir nimettir.
Misafir ağırlamak insanı eğiten ve geliştiren bir hizmettir. “Tok açın halinden anlamaz” sözü misafirli sofralarda değer bulmaz. En zengin sofra, fakiri bol olan sofradır. Misafir sofralarında hassasiyet, ciddiyet ve bereket vardır. Misafirli sofralarda önce Besmele, sonra hamd, şükür ve dua daha anlamlı ve heyecanlıdır.
Müslüman paylaşan insandır. Müslüman gönlünü, evini, sözünü, sofrasını paylaşmaktan mutluluk duyar. Gönüllerinin ve hanelerinin kapıları ardına kadar açık olanların sofralarında misafir eksik olmaz. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s): “Misafir istemeyen kişide, hayır yoktur” buyurmuştur.
Anadolu’nun birçok bölgesinde misafir ağırlamak için adeta yarış yapılır. Günümüzde Anadolu’nun birçok ilinde, ilçesinde, beldesinde, köyünde konuk evlerini görmek mümkündür. Yine birçok bölgemizde ev yaptırırken, evin giriş kısmına özel olarak “misafir odaları” yaptırılmaktadırlar.
Bu güzel anlayış Bursamızın bazı bölgelerinde de canlı, yürekten ve samimi olarak özelliğini ve güzelliğini hâlâ korumaktadır. Özellikle dağ yöresi ilçelerimiz başta olmak üzere, birçok ilçemizin köylerinde hâlâ devam eden şöyle bir gelenek vardır. “Misafir sofrası” denilen sofra veya tepsi her gün sırayla bir eve bırakılır. “Misafir sofrası” hangi evdeyse, o gün köye gelen misafir o eve konuk olur. 
Bu meziyeti yaşatmak hepimizin görevidir. Misafirsiz geçen günlerimize hüzünlenelim. Sofralarımızdan misafir eksik olmasın. Sofralarımızı misafirlerle zenginleştirelim. Peygamberimiz (s.a.s) buyuruyor ki: “Misafirin bulunduğu eve hayır, bıçağın devenin hörgücüne ulaşmasından daha çabuk ulaşır.”