Bursa Hakimiyet

Askerlik

Ülkemiz ve milletimiz zor günler yaşıyor. Elbette ki bu zorluktan sonra bir kolaylık gelecektir. Yürekten inanıyorum ki “Şüp-hesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır” (İnşirah-5) garantisi ile yüzlerimiz gülecektir. Ancak son günlerde gerek sosyal medyada gerekse bazı meclislerde çok üzüldüğüm şu sözleri duymaya ve okumaya başladım: “Çocuğumu askere göndermeyeceğim. Ne için ya da kim için göndereyim?”
Bugünkü yazımda askerlik görevinin ne kadar ulvi olduğunu sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Millet olabilmenin şartları vardır. Bunlar; din, vatan, dil, tarih, bayrak, istiklal..dir. Her ferdini asker olarak yetiştirmeyi gerçekleştiren milletler, ayakta kalmayı başarmışlardır. Devletler ordularıyla güçlüdür. Ordusu güçlü olmayan devletler, tarih sahnesinden silinip bir gün yok olurlar. Daima güçlü olmak isteyen bir milletin askeri de güçlüdür. 
Bizler; İSLAM, KUR’AN, EZAN, ve VATAN uğrunda destanlar yazan bir milletin torunlarıyız. Türk milleti için din, vatan ve askerlik çok önemlidir. 
Türk, toprağa dikilmiş bir ağaç gibidir. Ağaç nasıl ki, yaşaması için toprak ve sevgiyle beslenirse, Türk insanı da ruh ve beden gıdasını imanından ve vatan toprağından alır. 
Vatan, bir Müslüman Türk’ün her şeyidir. Müslüman Türk Milleti için vatan; iffet ve namus gibi mukaddestir. Cennet misali bir vatana sahibiz. Vatan için yaşamasını bilmeyenler, vatan için ölmesini de bilemezler. Vatanı iç ve dış düşman saldırılarından korumak ve hudut boylarında nöbet beklemek yani “askerlik”, çok kutsal bir görevdir. 
Askerlik; din ve vatan sevgisi, istiklal ve hürriyet aşkı ile beslenir. Bu şuur ve imanın sahipleri var oldukça, Türk milletinin yurdu kıyamete kadar daim olacaktır. 
Askerlik yapmak, sınırda nöbet tutmak sevabı bol bir görevdir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Allah rızası için sınırda bir gün nöbet beklemek, dünya ve dünyada-kilerden hayırlıdır.” Bir başka hadisi  şeriflerinde de şöyle buyurmaktadır: “İki göz vardır ki, onları cehennem ateşi yakmayacaktır. Biri Allah korkusundan ağlayan, diğeri de Allah rızası için nöbet bekleyen gözdür.”
Yüce dinimiz, askerliğe oldukça önem vermektedir. Dinimizi, vatanımızı ve tüm mukaddes değerlerimizi korumak ve gerektiğinde de mallarımızla, canlarımızla savaşmak biz Müslümanlara farz kılınmıştır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de: “(Ey müminler) Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için çok hayırlıdır.” buyurmuştur.
Din ve vatan için çalışanlar Allah’ın rızasını, sevgisini ve cennetini kazanacaklardır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de din ve vatan müdafaası için kılıç sallamış, ok atmış, harp meydanlarında askerlik ve kumandanlık yapmıştır.
Asker ocağına “Peygamber ocağı”, askerine Peygamberimizin ismiyle “Mehmetçik” diyerek askerliğe bu kadar önem vermek, yeryüzünde sadece TÜRK MİLLETİ’ne nasip olmuştur.
Bizleri şefkatli bir ana kucağı gibi bağrına basan bu mübarek ve mukaddes toprakları ebediyen korumak, şehitlerimizin kanlarıyla şekillenerek milli varlığımızın sembolü olan ay yıldızlı bayrağımızı ilelebet göklerde dalgalandırmak, kutlu davet olan ezan-ı Muhammedi’yi kıyamete kadar susturmamak hem dini hem de milli görevimizdir.
Hepimiz tek ses ve tek yürek olarak şöyle haykıralım:
“HER ŞEY VATAN İÇİN”