Bursa Hakimiyet

Baharın gelişi ve tefekkür

Hattat ve ressamlar, ebru, filografi ve çini sanatçıları yaptıkları eserleri sergilerler. Eş ve dostlarını sergiye davet ederler. Niçin? El emeği, göz nuru eserlerini göstermek ve tanıtmak için. 
Rabbimiz de davet ediyor. En güzel ve muazzam eserlerini, en harika sanatlarını gezmemiz ve görmemiz için bizleri çağırıyor.
Bahar mevsimsine girdik. Baharın gelişiyle çiçekler, böcekler kendilerini göstermeye başladılar. Nebatat ve hayvanat alemi bizi tefekküre davet ediyor. Kurumuş nebatat diriliyor. Adeta mahşerin provası yapılıyor. Bu prova ile her şey bize sesleniyor. Her şey, ALLAH’ın sanatlarını gezmeye ve görmeye çağırıyor!
Baharda çiçek açan ağaçlar, gelinlik gibi süsleniyorlar. Ağaç kendi kendine süslenebilir mi? Hayır. Peki sadece ağacı değil, kainattaki varlıkları süsleyen kim? Elbetteki ALLAH. 
Bazı müze ve tesislere girmek ücretlidir. İçerisindeki eserleri gezmek ve görmek için para ödemek gerekir. Ama ALLAH’ın kainattaki sayısız eserleri ve sanatlarını gezmek ve görmek ücretsizdir. ALLAH’ın en değerli eserlerini ve en harika sanatlarını her gün geziyor ve görüyoruz. Hem de masrafsız.
 Kartpostallardaki manzaralara hayranlıkla bakarız da, her gün gezdiğimiz ve gördüğümüz en harika sanatlara neden hayran hayran bakmayız ki? Niçin tefekkür etmiyoruz ki? Sadece göz ile mi bakıyor ve görü-yoruz? Kalp ile bakamıyor ve göremiyor muyuz?
Kalp ile bakmak ve görmek ayrı şey, göz ile bakmak ve görmek ayrı şeydir. Kalp ile bakan ve gören bilir ki, kainattaki her varlık kendi lisanıyla ALLAH’ı zikreder.  Kalp kulağı ile dinleyen bilir ki; suların şırıltısında, yaprağın hışırtısında, rüzgarın uğultusunda, kuşların cıvıltısında ALLAH’ı zikir vardır. 
Kainatta her varlık kendi lisanıyla ALLAH’ı zikrediyor. Kalp kulağı ile dinleyenler bu muazzam zikirden doyumsuz lezzetler alırlar. Bu muazzam zikir sofrasından beslenen kişi, işittiği her bir zikir sonrası “maşallah”, “sübhanallah” ve “elhamdülillah” ifadeleri ile bu zikre eşlik eder.
Bahar geldi. Bin bir mucizeyle  bizlere selam veriyor. Çok candan ve samimi bir dostun gelişi kadar bizleri sevindiriyor. Hoş geldi, safalar getirdi.

Kâinat kitabı

Her gün iki pazar kuruluyor. Biri gündüz pazarı, diğeri ise gece pazarı. Her gün kurulan bu iki pazarda, ahiret için ticaret yapılıyor. Kimi kazanıyor, kimi kaybediyor. Bu pazarlarda hayırlar, iyilikler, güzellikler ve helal dairesinde ticaret yapanlar kazanıyorlar; kötülükler, çirkinlikler, şerler ve haram dairesinde ticaret yapanlar ise kaybediyorlar.
Her gecenin bir sabahı vardır. Hayat varsa, ölüm de vardır. Bahar varsa, sonbahar da vardır.
Kavuştuğumuz bu bahar, kim bilir hangimizin son baharı olacak? Madem bu baharın mutlaka son baharı var. Madem bu hayat ölümlü. Öyleyse, ölüm gelmeden evvel kendimizi hesaba çekelim. Öyleyse, en değerli sermayemiz olan zamanımızı boş ve gereksiz işlerle harcamayalım.
Kitap okuyanlar iyi bilirler. Özellikle kitap fuarlarında, tanınmış yazarların kitaplarını imzalatmak için sıra bekleyenlerimiz vardır.
Kainat dediğimiz kitabın yazarı kimdir? ALLAH.
 Kainattaki her sanatta ALLAH’ın imzası vardır! Bizler için imzalanmış olan bu harika eserler ve sanatlar he-pimizi okumaya ve düşünmeye davet ediyor.
Bu ilahi çağrı ve daveti ciddiye alalım. Bu davet ve çağrının kıymetini bilelim. Belki bu bahar, son baharımız olabilir! Belki bir daha davet ve çağrı alamayabiliriz.
Mademki bu bahara kavuştuk. Öyleyse kavuştuğumuz baharın kıymetini bilelim. Ebedi baharı kazanabilmek için, bu baharın hakkını verelim.