Bursa Hakimiyet

Bugün hasta ziyareti yapalım

İnsanoğlu ilgi ve sevgiye muhtaç bir varlıktır. İnsanın ilgi ve sevgiye en çok muhtaç olduğu dönemler vardır. Bunlardan biri de “hasta” olduğu anlardır. Her insan hastalanabilir. Hastalık bir imtihandır. Hastalık bizlere sağlığın ne kadar büyük ve kıymetli bir nimet olduğunu öğretir.
Hastalık, dert, ölüm hepsi bizler içindir. Hastalık insana sabrı, azmi öğretir ve şükre yöneltir. Hastalığına sabreden, iyileşmesi için azmeden ve haline şükreden bir kimse, ibadet değeri kazanır.
Kur’an-ı Kerim bizlere “hayır ve iyilikte yarışın” (Maide-48) diye emreder. Yüce dinimiz İslam, dünya ve ahiret mutluluğumuz için bizlere emir ve tavsiyelerde bulunur. Bunlardan biri de “hasta ziyareti”dir.
Hasta ziyareti hem İslami hem de insani görevlerimizdendir. Akraba, komşu ve arkadaşlarımız hastalandığında mutlaka ziyaretlerinde bulunmalıyız. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s): “Hastayı ziyaret edin, açları doyurun, esiri kurtarın.” buyurmuştur.
Hasta ziyaretlerine çok önem verelim. Hasta olan kişi daima ilgi ve sevgi bekler. Hastaların çoğunun gözleri “acaba kim gelecek?” diye hep kapıdadır. 
Hasta ziyaretinde dikkat edilmesi ve yapılması gereken bazı kurallar vardır. Hasta olan kişinin genelde morali bozuk olur. Hastanın üzüntüsünü gidermek ve moralini düzeltmek için, güzel sözlerle onun gönlü alınmalıdır. 
Ziyaretimiz esnasında hastanın ellerini avuçlarımızın içine almak, yanında kısa bir süre oturmak, gözleriyle gözlerimizi buluşturmak, hal ve hatırını sormak, bir hasta için dünyadaki en pahalı hediyeden daha anlamlı ve kıymetlidir.
Sevgili Peygamberimiz hasta ziyareti yapmanın fazileti ve ziyaret esnasında yapmamız gerekenler hakkında şöyle buyurmuştur: “Allah için bir hastayı ziyaret eden kişi, cennetteki yerini hazırlamıştır.” “Sizden biriniz hasta ziyaretine gittiğinde elini onun eli veya alnı üzerine koysun ve ‘nasılsın’ diye hatırını sorsun”
Sevgili Peygamberimizin bildirdiğine göre Yüce Allah kıyamet günü şöyle buyurur:
“Ey Adem oğlu! Ben hastalandım ama sen ziyaretime gelmedin.”
Kul cevap verir:  “Ey Rabb’im! Sen âlemlerin Rabbisin. Ben Seni nasıl ziyaret edecektim?”
Yüce Allah: “Filan kulum hastalanmıştı da, sen onu ziyaret etmemiştin. Eğer onu ziyaret etseydin, Beni onun yanında bulurdun…” diye cevap verir.
Eğer ziyaretine gittiğimiz hastanın durumu ağır ise ne yapmalıyız? 
Ziyaretinde bulunduğumuz hastada ölüm belirtileri görünüyorsa, ona şahadet kelimesini hatırlatmalı ve yanında “Kelime-i Şahadet” getirmeliyiz. Bu konu hakkında Rahmet Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Ölmek üzere olanlara şahadet kelimesini hatırlatınız” 
Bugün "Hasta Hakları Günü".
Geliniz bugün hasta ziyaretinde bulunalım. Hem Allah’ı hem de kulları memnun edelim.

Bir namaz hem kaza hem sünnet niyeti ile kılınabilir mi?

Niyet, namazın farzlarındandır. Kişinin hangi namazı kıldığını bilmesi ve niyetinde belirlemesi gerekir. Kişi kıldığı namazın farz mı, vacip mi, nafile mi olduğunu bilmesi ve niyetinde belirlemesi gerekir.
Bu itibarla iki niyetle bir namaz kılınamaz. 

Hangi vakitlerde kaza ve nafile namaz kılınamaz?

İster farz, vacip ve sünnet olsun, ister eda ve kaza olsun hiçbir namazın kılınamayacağı vakitler şunlardır:
a) Güneşin doğmaya başlamasından itibaren yaklaşık 45 dakikalık süre içinde;
b) Öğle vakti girmesine yaklaşık 45 dakika kalmasından itibaren öğle vakti girinceye kadar olan süre içinde;
c) Güneşin batmasına 45 dakika kalmasından itibaren akşam namazı vakti girinceye kadar olan süre içinde,
Ancak; ikindi namazını kılmamış olan kimse, güneş batıncaya kadar o günün ikindi namazının farzını kılabilir. Fakat şu iyi bilinmelidir ki; mazeretsiz olarak ikindi namazını bu vakte kadar geciktirmek mekruhtur.

Günün duası

"Allah'ım! Hasta kullarına şifalar, dertli kullarına devalar nasip eyle. Bizleri elden ayaktan düşürme. Kimseye muhtaç etme."