Bursa Hakimiyet

Cami ve kitap medeniyeti

Medeniyetleri din kurar. Günümüzün en önemli, anlamlı ve hakiki medeniyeti “İslam Medeniyeti”dir. İslam medeniyeti bir kitap medeniyetidir. İslam medeniyeti “oku” emri ile başlamıştır. İslam medeniyetinde okumak önce Rabbimizi ve kendimizi bilmektir. Sonra da kainattaki yaratılmış olan her şeyin hakikatını, varlık gayesinin hikmetlerini anlamaya çalışmaktır. Bildiklerimizle insanlık için hizmet vermektir.
İslam medeniyetinde hak ve hakikatı, adalet ve hikmeti, iyilik ve güzelliği öğrendiğimiz üç müessese vardır. Bunlar; aile, okul ve camidir. Tarihimizde insanlığa örnek nice şahsiyetler bu müesseselerde yetişmiştir. İlim, irfan ve hikmet yolunda insanlığa yön veren nice insanlar bu müesseselerin öğrencileridirler.
Camiler; irşat ve tebliğin merkezleridir.Allah’ın rızasını kazanmak, ibadet etmek ve hayırlı işler yapmak için Müslümanların bir araya geldikleri kutsal mekanlardır.
Camiler; kardeşlik ve dostluk temellerinin atıldığı, Müslümanların hayatlarında yapmaları gerekenlerin anlatıldığı, ilim, irfan, edep, terbiye…ocaklarıdır.
Camiler; Allah’ın evleridir. Günümüzün sanal ve aldatıcı ortamlarından daralan ve bunalan ruhlarımızın, “Rabbimiz” ile baş başa kalarak arındıkları, manevi sığınaklardır.
Camiler Allah’ındır. Kur’an-ı Kerim de: “Şüphesiz mescitler Allah’ındır...”(Cin-18) buyrulmuştur.
Camiler; insanlar için kurulan ilk mabedimiz olan “Kabenin birer şubeleridirler. Yüce Allah: “Şüphesiz, alemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev Mekke’deki (Kabe) dir.” (Al-i İmran-96) buyurmuştur.
Camiler; zengin-fakir, amir-memur, işveren-işçi, büyük- küçük demeden, aynı safta omuz omuza, gönül gönüle namaz kıldığımız, herkesin eşit olduğunu gördüğümüz, sevinç ve üzüntülerimizi paylaştığımız, huzur ve mutluluğa ulaştığımız, manevi şifa merkezleridir.
1-7 Ekim tarihleri arası “Camiler ve Din Görevlileri Haftası”dır.”
Diyanet İşleri Başkanlığımız söz konusu hafta nedeniyle her sene önemli bir konuyu gündeme taşır. Bu seneki Camiler Haftası etkinliklerinin ana başlığı “Cami ve Kitap” olarak belirlenmiştir. Bu vesileyle arzulanan hedef; zihnimizi, gönlümüzü, ruhumuzu camiyle ve kitapla mamur etmektir. Mabed-Kitap ilişkisindeki maksat; hayatımızı cami yapmak, kitapların bilgisiyle donanmaktır. Bir diğer maksat; mabedin ve ilmin bereketiyle hak, hakikat, adalet, ahlak ve  faziletle donanmak suretiyle insanlığa hizmet etmektir.

İkindi okumaları 

Diyanet İşleri Başkanlığımızın en büyük hedeflerinden biri, camilerimizde kütüphaneler kurmak ve ders halkaları oluşturmaktır. Çünkü bu hedef bizi kendimize götürür. Önce Rabbimizi sonra kendimizi bulmamızı ve bilmemizi daha sonrada kainatın ayetlerini okumamızı sağlar. Rabbimizi ve kendimizi bilmek ve bulmak; bizleri hakikatın sırrına ermeye ve en yükseklere erişmeye götürür. 
Şehreküstü Camii’nde geçen sene “İkindi Okumaları” başlığında bir hizmeti başlatmıştık. Bu önemli hizmetimiz camimizde canlılığını kaybetmeden devam edecektir inşallah...
Camimiz gün boyunca ibadete ve hizmete açıktır. Camimizde kütüphanemiz de mevcuttur. Camimizin bir köşesine çekilen cemaatimiz, eline aldığı kitabın kapağını besmeleyle açar. Harflerden cümlelere, cümlelerden paragraflara, paragraflardan sayfalara uzun bir yolculuğa çıkar. Okudukça Rabbini bilir. Okudukça kendisini bulur. Okudukça kainat yolculuğuna çıkar. Kainat yolculuğunda suyun şırıltısından, rüzgarın uğultusundan, yaprağın hışırtısından, kuşların cıvıltısından, güneşin ısısı ve ışığından çok daha farklı lezzetler alır. Aldığı lezzetlerle sonsuz gücün sahibi olan Allah’ın kudretine teslim olur.
Geliniz! Bilgi ile meşgul olalım. İnsan, kainat ve medeniyet merkezli okumalar yapalım. Kitaplarla olan aramızdaki mesafeyi kendimize çok yakın kılalım. Kendimizi bilgi ile donatalım.

Vergi zekat yerine geçer mi?

Vergi bir vatandaşlık görevidir, zekat ise dini bir yükümlülüktür. Ayrıca zekat ile vergi temel gaye, oran ve harcanacağı yerler bakımından birbirinden farklıdır.
Bu itibarla devlete ödenen vergiler, zekat yerine geçmez. 

Günün duası

“Allah’ım! Faydasız ilimden sana sığınırım. Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, kabul edilmeyen duadan, korkmayan kalpten ve doymayan nefisten sana sığınırım.”