Bursa Hakimiyet

Camiler ve din görevlileri haftası

1-7 Ekim tarihleri arası “Camiler ve Din Görevlileri Haftası”dır.
Tarihin her döneminde irşat ve tebliğin merkezi olan camilerimiz; Allah’ın rızasını kazanmak, ibadet etmek ve hayırlı işler yapmak için Müslümanların bir araya geldikleri kutsal mekanlardır.
Camiler Allah’ındır. Kur’an-ı Kerim’de: “Şüphesiz mescitler Allah’ındır...”(Cin-18) buyrulmuştur.
Camiler; kardeşlik ve dostluk temellerinin atıldığı, Müslümanların hayatlarında yapmaları gerekenlerin anlatıldığı, ilim, irfan, edep, terbiye…ocaklarıdır.
Camiler; Allah’ın evleridir. Günümüzün sanal ve aldatıcı ortamlarından daralan ve bunalan ruhlarımızın, “Rabbimiz” ile baş başa kalarak arındıkları, manevi sığınaklardır.
Camiler; Müslümanların buluşma ve paylaşma yerleridir. Buralarda sevinçler ve üzüntüler paylaşılarak, hastaların şifası, dertlilerin devası, borçluların edası ve tüm hayırlı niyetler için dualar edilir. Günahlara duyulan pişmanlıktan dolayı ortak gözyaşı dökülür, topluca tövbe edilir ve hep birlikte “Amin” denilir.
Camiler; insanlar için kurulan ilk mabedimiz olan “Kabe”nin birer şubeleridirler. Yüce Allah: “Şüphesiz, alemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev Mekke’deki (Kabe) dir.” (Al-i İmran-96) buyurmuştur.
Camiler; zengin-fakir, amir-memur, işveren-işçi, büyük- küçük demeden, aynı safta omuz omuza, gönül gönüle namaz kıldığımız, herkesin eşit olduğunu gördüğümüz, sevinç ve üzüntülerimizi paylaştığımız, huzur ve mutluluğa ulaştığımız, manevi şifa merkezleridir.

Din gönüllüleri

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenen, tebliğ ve irşadı kendisine dert edinen, okuyup araştıran, hem sağlıklı ve sağlam bir mesleki bilgiye, hem de genel kültüre sahip olan “DİN GÖREVLİSİ”, Müslüman beldelerinin mührü olan camilerimizde görevlendirilen liyakatli kişilerdir.
Toplumun manevi rehberliğini yapan bir din görevlisi, aynı zamanda bir “DİN GÖNÜLLÜSÜ” dür. “İmamlarımız” Kur’an-ı Kerim’i güzel ve düzgün okuyan, ilmihal bilgisine sahip, halkla iç içe olan, giyimine dikkat eden, dış görünüşü itibariyle tertemiz ve düzenli önderlerdir.
Din görevlisi ve gönüllüsü olmak güç bir iştir. Kar taneleri kadar berrak ve temiz olan “imamlarımız”, doldurdukları minber ve mihrabın “Resulullah’ın makamı” olduğunu bilen ve bu mukaddes emanetin şuuru içerisinde olan şahsiyetlerdir.
Din görevlisi; hiçbir ayrım gözetmeden toplumun her kesimini kucaklayan, samimi davranış ve güler yüzüyle gönlünü herkese açan, tatlı dil ve rahatlatıcı üslubu ile görev mahallerinde büyük azim ve gayretle hizmet eden bir aksiyon adamıdır.
Din görevlileri ve gönüllüleri; ülkemizin ve milletimizin ihtiyaçlarına duyarlıdırlar. Ülkemizde camilerimiz kadar, okul ve hastane gibi ihtiyaçlarımızın da olduğu bilincinde olan imamlarımız; vaaz ve hutbelerde, okul ve hastane yaptırmanın da manevi kazancının çok yüksek olduğunu anlatarak, hayırsever vatandaşlarımızı yönlendirmekte ve öncülük etmektedirler.
Din hizmetlerinin yanında sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerde de öncü tavırları ile, halkımızca takdir edilen tüm meslektaşlarımı kutluyor, haftamızın Diyanet ailesine ve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.

Cami ve gençlik

Peygamber Efendimiz (s.a.s) ideal gençliği: “Neşeyi ve huzuru Rabbine ibadette bulan gençlik” şeklinde tanımlıyor. Bir başka hadisinde de ideal müminleri şöyle tarif ediyor:
“O müminler, kalbini camide unutur. Camiden uzaklaşınca, kalbinden uzaklaşmış gibi hisseder. Camiye yaklaşınca, kalbiyle buluşmuş gibi hayat bulur.”
Diyanet İşleri Başkanlığımız “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” münasebetiyle bu seneki temayı “Cami ve Gençlik” olarak belirlemiştir.
Türkiye genç nüfusun hakim olduğu bir ülkedir. Gençlerimizin kalpleri popüler kültürün etkisiyle fakirleşiyor! Gençlerimizin kalpleri ve gönül dünyalarını zenginleştirmeliyiz! Kalpleri yeniden imar etmeliyiz! Bu da yüce bir ahlakla mümkündür.
Kalpleri fakir veya zengin olan herkesin manevi sığınak merkezi camilerdir. Allah’ın evleri olan camiler zengin-fakir, yaşlı-genç, kadın-erkek herkesin manevi şifa merkezleridir.
Her konuda olduğu gibi “gençleri eğitim” konusunda da Hz. Peygamberimiz (s.a.s)’i örnek almalıyız. Acilen Nebevi anlayışı hayatımıza hakim kılmalıyız.
Gençlik bir şelale gibidir. Şelaleyi coşturalım! Camilere koşturalım! Huzura kavuşturalım!