Bursa Hakimiyet

Candan cana giden en büyük sadaka

Allah insanı en güzel bir biçimde yaratmış ve saygıdeğer kılmıştır. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir: “Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık” (Tin-4)
İslam dinine göre insan, varlığın özüdür. Dinimiz insan sağlığına ve hayatına büyük önem verir. Varlığın özü olan insanın sağlığı da, hayatın özüdür. Hayatımızda başarılı olmamızın en önemli şartlarından biri, sağlıklı olmaktır. 
Yüce Allah Kur’an-ı Ke-rim’de: “…Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız.” (Bakara-195) buyurarak her konuda tedbirli ve dikkatli olmamızı emretmektedir. Hem bedenimizi hem ruhumuzu her türlü kötülüklerden korumalıyız. Hastalığa yakalandığımız zaman tedavi olmalıyız. İnsan hayatının sağlıklı sürdürülebilmesi için tedavi şarttır. Ancak tedavi olmak için üfürükçülere değil, kesinlikle doktor ve uzmanlara gidilmelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s):
“Ey Allah’ın kulları tedavi olun. Zira Allah, yaşlılık hariç takdir ettiği her hastalığın mutlaka şifasını da vermiştir. Allah hem derdi hem de devayı göndermiş, her hastalığa bir çare yaratmıştır. Tedavi olun, fakat tedavide haramı kullanmayın” irşadında bulunmuştur.
Çeşitli hastalıklar vardır. Bazılarının tedavisi kolay, bazılarının ise zordur. Tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar vardır. Bu tür hastalıklar dünyanın ve ülkemizin en önemli sağlık sorunlarından biridir. İşte tam da burada “organ nakli ve bağışı” konusu gündeme gelmektedir.
3-9 Kasım tarihleri arası “Organ Bağışı Haftası” dır. Her yıl farklı temalar ile başlayan haftanın, bu seneki teması “Her bağış yeni bir hayattır.”
Sağlık Bakanlığı’nın hafta münasebetiyle düzenlediği açılış programına katılan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, organ bağışının İslam dinine göre hiçbir sakıncasının olmadığını kaydetti. Konuşmasında organ naklinin, neredeyse günlük hayatın tedavi yöntemlerinden birisi haline geldiğini ifade eden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, konunun her iki tarafında da insan olması nedeniyle organ bağışını “candan cana giden en büyük sadakadır” şeklinde ifade etti. 

“İMDAD” olmak

Canlı veya ölü bir insana ait organ veya dokunun tedavi amacıyla hasta bir insana nakledilmesine “organ nakli” denilmektedir.
Normal durumlarda ölü ve diri kimselerden alınan organ ve dokulardan herhangi bir şekilde faydalanılması, İslam alimlerince uygun görülmemiştir. Ancak, zaruri hallerde hüküm değişmektedir. Örneğin; Kur’an’da murdar hayvan, domuz eti, kan ve şarap gibi şeylerin yenilip içilmesi yasaklanmıştır. Ancak zaruret halinde bunlardan İHTİYAÇ KADAR yenilip içilebileceğine izin verilmiştir. Bu konu Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir: 
“Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkasına kesileni haram kıldı. Ancak kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur…” (Bakara-178)
İslam alimleri bu ve benzeri ayetlerden zaruretin ortaya çıkması ve bunun başka yollarla giderilmesinin mümkün olmaması halinde, yasaklanan şeylerden zarureti giderecek kadar yararlanmanın mübah olduğu sonucuna varmışlardır.
Buna göre; mesleki ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen bir doktorun organ naklinden başka çare olmadığına dair kuvvetli kanaati neticesinde, hastanın hayatını veya hayati bir organını kurtarmak şartına bağlayan Din İşleri Yüksek Kurulu’nun fetvası şöyledir:
-    Organ veya doku nakli alınan kişinin ölmüş olması
-    Organ veya doku nakli alınan kişinin sağlığında buna izin vermesi veya hayatta iken yakınlarının rızasının alınması
-    Organ veya doku karşılığında hiçbir ücret alınmaması
-    Tedavisi yapılacak hastanın, kendisine yapılacak bu nakle razı olması
(Canlı vericiden sadece karaciğer ve böbrek nakli yapılabilmektedir.)
İslam dinine göre beş temel gaye vardır: Canı, aklı, nesli, insan onurunu ve insanın sahip olduğu malı korumak. Bu beş temel gayenin başında, insanın canını koruması gelir. İnsanı yaşatma ve hayatı koruma esas olunca, bunu temin için en son çarenin organ nakli olduğu düşünülmektedir.
Organ bağışı haftasında Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez şu çağrıda bulunuyor: “Aylarca yıllarca gözyaşı içinde bekleyen anneler, babalar, yavrular ve şifa bekleyen hastalara İMDAD olun. Onlara hayat taşıyalım…”

Bursa yine örnek

Dün, Yıldırım Kent Konseyi Çevre ve Sağlık Çalışma Grubu’nun “Organ Bağışı Haftası” münasebetiyle düzenlediği bir panele dinleyici olarak katıldım.
Bursa İl Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. Yavuz Baştuğ’un yaptığı konuşmasında: “Organ bulunamadığı takdirde, organ bekleyen birçok hastanın hayatını kaybetme ihtimali çok yüksek” sözleri dikkat çekiciydi. Baştuğ konuşmasında çok önemli bilgiler verdi. 
Şöyle ki; ülkemizde birçok hastanın nakil beklediğini belirten Baştuğ, Bursa’da 1035 hastanın BÖBREK, 113 hastanın KARACİĞER, 2 hastanın KALP, 63 hastanın ise KORNEA nakli olabilmek için beklediğini ifade etti.
Bursa Organ Nakli Bölge Koordinasyonu Merkezi’nden edindiğim bilgilere göre organ nakli ve bağışı konusunda Bursa 1. sırada yer almaktadır.