Bursa Hakimiyet

Cehalet ve vahşet

Özgecan Aslan cinayeti hakkında bir yazı kaleme almam için çok sayıda mesaj aldım. Mesaj gönderenler arasında serzenişte bulunanlar da var, üzüntülerini ifade edenler de var. Siz değerli okurlarımın hassasiyetlerini dikkate alarak, Özgecan yavrumuzun ismi üzerinde değil de, genel bir yazının daha faydalı ve isabetli olacağını düşünüyorum.
Büyüklerimiz “su içene yılan dokunmaz” demişler. Su içerken dokunmayan yılan, minibüste yolculuk yaparken veya yolda yürürken dokunur mu!? Mersin ilimizde dokundu ve ülkemizin dört bir yanında fırsat buldukça da dokunuyor.
Yılanı, çıyanı, sırtlanı bile masum hale getiren insan görünümlü canavarlar çocuk, kadın, yaşlı demeden insanlarımızı öldürüyorlar.
Cehalet, şiddet, dehşet ve vahşetin genlerine işlediği hatta hâkim olduğu sapıklar, caniler, katiller çeşitli sebeplerle cinayetler işliyorlar. İfadelerinde çeşitli sebeplere sığınıyorlar. Her ne sebeple olursa olsun hiçbir sapık, cani ve katil öne sürdükleri sebeplerin arkasına sığınamaz. 
Bir insanın kalbinde din değil kin, sevgi değil nefret hâkim ise o insan her türlü kötülüğü yapar. İman cevherini kalbinden çıkaran insan, kontrolden çıkmış demektir. Böyle insanların merhameti olmaz. Bu gerçeği atalarımızın “kork, Allah’tan korkmayandan” sözü ne de güzel özetlemektedir.
Özgecan yavrumuzun babası “idam değil vicdan istiyorum” dedi. Herkesin başına bir polis dikmenin mümkün olmadığını söyledi. Herkesin vicdanının kendi polisi olduğunu ifade etti. 
“Herkesin polisi kendi vicdanıdır” sözünü çok beğenir ve önemserim. Ancak bir ekleme yapmayı lüzumlu buluyorum. Vicdanların da bir bekçisi vardır. Bu bekçinin adı “iman” dır. Gönlünde iman nurundan eser olmayan kişinin insani değerleri de olmaz.
İnsanın manevi yönü asla ihmale gelmez. Maneviyat yoksunu olan bir insana, dünyevi hırs hâkim olur. Dünyevileşme ise insanı merhamet duygularından uzaklaştırır.  Merhametten, imandan ve ahlaktan yoksun olan insan “ne pahasına olursa olsun, benim olsun” demeye başlar. Bu gerçek sapıklarda, canilerde ve katillerde açıkça görülmektedir.

İnsanın en büyük hakkı nedir?

İslam dininin temel amaçlarından biri de insan hayatını korumaktır. İnsanın en büyük hakkı “hayat hakkı”dır. Bu hakkı insana onu yaratan Allah vermiştir. Allah’ın verdiği bu haktan insanı mahrum etmeye hiç kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur. Yani hiçbir insan, bir başkasını öldürme hakkına ve yetkisine sahip değildir.
Allah’a şirk koşmaktan sonra en büyük günah, insan öldürmektir. Haksız yere ve kasten bir mümini öldürenin ebediyen cehennemde kalacağı, Allah’ın gazabına ve lanetine uğrayacağı Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikrediliyor:
“ Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lanet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa-93)
Müslüman haksız yere asla bir insanı öldüremez. Çünkü Müslüman bilir ki bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir. Bu gerçeği Yüce Allah şöyle beyan buyurur:
“Kim, bir insanı bir can karşılığı veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur…” 
(Maide-32)