Bursa Hakimiyet

Dünya hayatı geçici

Fanilik; “ölümlü, geçici olmak” demektir.
İslam’a göre Allah’ın dışında her şey fanidir. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilir:
“Yeryüzünde bulunan her şey fanidir. Ancak yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir.” (Rahman,26-27)
Dünya hayatı geçicidir. Bir sonu vardır. Bu nedenle geçici ve sonlu olmasından dolayı dünya hayatına “fani hayat” denilmektedir. Halk arasında da yaşadığımız dünyaya “yalancı dünya” denilmektedir. Dünya fani, ömür kısa, ölüm gerçektir. Peki bu fani hayattaki ve ölümün hakikatliğindeki sır nedir?
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de bu sırrı çok net bir şekilde şu ayet ile zikretmektedir: “O Allah’ki, hanginizin daha güzel işler yapacağını imtihan etmek için hayatı ve ölümü yarattı” (Mülk-2) 
Demek ki dünyaya gelişimizin bir gayesi, yaratılışımızın bir amacı var. Çok net olarak görülmektedir ki, bu dünya bir imtihan yeridir. Ve insanoğlu anbean imtihandadır. İmtihan, ölüm ile son bulacaktır. İnsanoğlu imtihandaki yaptıklarına göre BAKİ olan ahiret hayatında karşılığını bulacaktır.
Hayat anlamsız bir var oluş, ölüm ise bir yok oluş değildir. Doğumdan başlayan ve ölümle son bulan bir hayat yolculuğu vardır. Bu hayat yolculuğunun son durağı ölümdür. Ölüm, ebedi aleme geçişi sağlayan duraktır.
Yukarıdaki ayet çok net olarak gözlerimizin önüne sermektedir ki, hayatın ve ölümün sırrı insanın imtihanında saklıdır. Ölüm, ebedi hayata geçişi sağlayan bir hakikat olduğuna göre demek ki, ölümden sonra bir hayat vardır. Bu hayat “ahiret hayatı” yani “sonu olmayan bir hayat”tır.
İnsan bu fani hayatta iyi ya da kötü işlediği her şeyin hesabını verecektir. Bu nedenle dünya hayatı aldatıcıdır. Fani hayat, sonsuz olan ahiret hayatını kazanmak içindir. FANİ hayatta ne ekilirse, BAKİ hayatta ekilenler biçilecektir. Diken ekenler diken toplayacak, gül ekenler gül koklayacaklardır.

Sevgi bağı

İslam’ın önem verdiği en önemli müesseselerden biri ailedir. Çekirdek aile; anne, baba ve çocuklardan meydana gelir. Geniş aile ise; çekirdek aile ile birlikte büyükbaba, büyükanne, amca, dayı, hala teyze...den oluşur.
Aile kurumunun yaşamasını sağlayan etkenler sevgi ve saygıdır. Sevgi ve saygının olmadığı bir aile kurumunun yaşaması mümkün değildir. Sevgiden yoksun, saygıdan uzak bir ortamda huzur bulmak imkansızdır.
Sevgi öyle bir ilaçtır ki, tedavisi zor olan kalbi ve akli hastalıkları iyileştirir. Yüce Allah (c.c) sevgi ilacına tarifini ancak kendisinin bildiği şifalar yerleştirmiştir.
Eşler birbirlerine, anne babalar çocuklarına, çocuklar da ebeveynlerine “sevgi bağı” ile sımsıkı sarılır ve kenetlenirler. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah (c.c) buyuruyor ki:
“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir...” (Rum-21)
Ailede en büyük görev anne babaya düşer. Bu nedenle öncelikle ve özellikle eşler, iyi günde kötü günde birbirlerine sevgi ve saygı ile bağlanmalıdırlar. Zor zamanlarda sevgi ve saygıları bitmemeli ve birbirlerinden kopmamalıdırlar.
Mutlu olmak isteyen önce eşini mutlu etmelidir. Mutlu çocuklar yetiştirmek isteyenlerin öncelikle kendileri mutlu olmalıdırlar. Mutlu olmanın sırrı, sevgi ve saygıdadır.

Gülmek abdesti bozar mı?

Namaz dışında gülmek abdesti bozmaz. Ancak namazda iken yanındaki şahısların duyabileceği şekilde sesli olarak gülmek hem abdesti hem de namazı bozar. Peygamber Efendimiz (s.a.s) namazda sesli olarak gülen birisine hem namazını hem de abdestini yenilemesini emretmiştir. Ancak namazda ses çıkarmadan tebessüm etmek namazı da abdesti de bozmaz.

Günün duası

“Allah’ım! Kullarını mahşerde topladığın gün, beni azabından koru.”