Bursa Hakimiyet

Dünya ve ahiret hayatı

İnsan bu geçici aleme, imtihan için gönderilmiş bir varlıktır. Şu kısa ömürde insanın yapacağı bütün hayır ve iyilikler, onu saadete kavuşturacaktır. Ömür sermayesini şuursuzca harcayanın ise sonu iflas olacaktır.
İnsanoğlu dünyadan göçerken ne yüklenmişse, ahiret sermayesi de o olacaktır. Bu dünyada kazandıkları, ebedi hayat olan ahiret aleminde onun için bir değer ölçüsüdür. Nitekim bu konuda Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.): “Dünya ahiretin tarlasıdır.” buyurmuştur. Yani insan ne ekerse onu biçecektir. Nasıl ki buğday eken buğday, arpa eken de arpa biçiyorsa, aynen bunun gibi dünya hayatında Allah ve Resulü’nün buyruklarını tutarak iyilik ve hayırlı işler yapanlar, ebedi hayatta mutluluk ve saadet meyvesi toplayacaklardır.
Dünya pazarında iyi ve kötü olarak her şey var. Fakat bu her şeyde de bir imtihan var. İmtihanda başarıya ulaşmak isteyen kimse, hayat çarşısında gördüklerine gelişigüzel el uzatamaz. Alışverişini ilahi kanun ve edep dairesinde yapar. Böyle yapmakla kâr etmiş olur.
Dünya ve ahirette huzurlu olmak isteyen insanlar; önce Allah ve Resulü’ne (s.a.v.) samimi bir kalple inanmalı. Cenab-ı Hakk’a kulluk görevini harfiyen yerine getirmelidir. Sonra da komşularına, misafirlerine, akrabalarına ve bütün yaratıklara iyi muamelede bulunmalıdır.
Müslüman kişi; dedikodu, haset, kin, iftira, gıybet, nefret, adavet gibi kötü huy ve düşüncelerden uzak kalmalı, konuştuğunda ise güzel ve faydalı söz söylemelidir. Evinde, işyerinde, sokağında, semtinde söz ve davranışlarıyla örnek olmalıdır
İslam dini iyilik yapma, kötülükten kaçınma, yardımlaşma, dayanışma konularına büyük önem vermiştir. Sokağımızda, semtimizde, kentimizde, sosyal hayatımızda, kendimize düstur edineceğimiz hareket tarzımızı Cenab-ı Hak şöyle beyan buyurmuştur: 
“İyilik etmek, fenalıktan kaçınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve haddi aşmak üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, şüphesiz ki Allah cezası çok çetin olandır.” (Maide 2)