Bursa Hakimiyet

Ebedileşmeye giden yol!

İslam dini insanın dünya ve ahiret mutluluğu için bütün güzel ve faydalı yolları gösterir. İnsan, hem dünyasını hem de ahiretini kazanmak için bir yarışın içine girer. Bu yarış öncelikle Allah’ın rızasını kazanma ve hayır işlerinde en önde olma yarışıdır. Bu konuda Yüce Allah buyuruyor ki: “Hayır işleyiniz ki kurtuluşa eresiniz” (Hac-77) 
İslam güneşinin doğuşundan günümüze kadar güzel ve faydalı işler yapmayı her Müslüman kendisine şiar edinmiştir. Bu güzel ve faydalı işlerden biri de “vakıflar” dır. Vakıfların temelinde Allah rızası vardır.  Bu sebeple vakıf müesseselerinde Yüce Allah’a ve Peygamber Efendimiz ’e itaatin işareti vardır. Vakıflar; sevgi, saygı, kardeşlik, cömertlik, yardımlaşma ve dayanışma duygularının en belirgin tezahürüdür. Vakıf; sosyal olumsuzluklara karşı muhtaç insanları koruyan şefkat ve merhamet yoludur. Allah rızası doğrultusunda insanların hizmetine terk ve tahsis edilen ve çeşitli hayır hizmetlerinde kullanılan mallar, vakıf mallarıdır.
Vakıf müesseseleri; Allah rızası ve insan sevgisi gibi yüksek inanç duygularının mahsulüdür. Bu mahsul öylesine ulvidir ki; insanlara dini, milli, ilmi, içtimai, sıhhi, ekonomik ve kültürel hizmetler sunar. Kuran-ı Kerim’de : “Siz sevdiğiniz mallardan -Allah yolunda-  sarf etmedikçe gerçek iyiliğe erişemezsiniz. Her ne infak ederseniz, Allah onu hakkıyla bilir.” (Al-i İmran, 92) buyrulmaktadır.
İslam tarihinde vakıf konusunda ilk örneğimiz Peygamber Efendimiz’dir. Bizzat kendisine ait olan Hayber ve Fedek’teki hurmalıklarını vakfeyleyerek, vakıf kurumlarının temellerini atmış ve “Hayırlı mal, Allah yolunda harcanan maldır” buyurmuştur.
Sevgili Peygamberimizin açtığı bu güzel yolu önce O’nun değerli ashabı takip etmiştir. Selçuklular ve Osmanlılar’la gelişmiş ve dünyanın dört bir yanına kök salmıştır. Camiler, okullar, hastaneler, köprüler, hanlar, hamamlar gibi bütün hayri tesisler, hep vakıf kurumu aracılığı ile vücuda gelmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Bir insan öldüğünde amel defteri kapanır. Üç insan bundan müstesnadır. Sadaka-i cariye yapanlar, insanlığa faydalı bir ilim bırakanlar, kendisine hayır ve dua eden hayırlı evlatlar yetiştirenler.”
Sadaka-i cariye; cami, okul, hastane, köprü, yol, han, hamam, çeşme, aşevi, sığınma evi gibi tüm hayır işlerini kapsar. Bu da vakfetmeyi ve vakıflarımızı işaret eder.
11-17 Mayıs tarihleri arası “Vakıflar Haftası” dır. Bursa’da ve ülkemizin her köşesinde seyrine doyulmaz vakıf eserlerimiz mevcuttur. Ecdadımızın bıraktığı eserleri korumak ve yeni eserler kazandırmak hepimizin görevidir. Vakıf yoluyla insanoğlu fanilik duvarını aşarak, ebedileşme ufkuna doğru kanat açar. 
Bursa’da vakıflarımız ve hizmetlerinin durumu hakkında bilgi sahibi olmak istedim. Bursa Vakıflar Bölge Müdürü Mustafa Emek’’i yaptığım ziyarette özetle şunları söyledi:
“Vakıfların muhtelif gayeleri olmakla beraber aslı ve temeli hayırdır. Temel gayeler; vakıf eserlerin bakım ve onarımlarını yapmak, muhtaçlara yardım etmek, öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamak, hatim ve mevlit okutmaktır.
Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak asli ve temel gayelerimizi layıkıyla yerine getiriyoruz. Vakıflarda her türlü hizmet karşılık beklenmeksizin yapılır. Mükafat ALLAH’tan beklenir. Vakıflara hizmeti geçenlere saygı ve şükranlarımı arz ediyor, ahirete irtihal etmiş olanları rahmetle anıyorum.”
Yazımı bir atasözü ile noktalıyorum:
“Adem odur ki koya her yerde bir eser,
Eseri olmayanın yerinde yeller eser.”