Bursa Hakimiyet

En güçlü ilaç: Kardeşlik

Yüce dinimiz İslam, fert ve toplum hayatına zarar verecek her şeyi yasaklamış, faydalı olanları da emir ve tavsiye etmiştir. Sevgi, saygı, birlik ve beraberliği emreden dinimiz, ayrılıkçılık, bölücülük, kin, nefret, haset ve düşmanlığı da yasaklamıştır. 
Ayrı bedenler halinde yaşansa bile ruhları tek olanlar birbirlerinin “gönül kardeşi”dirler. Gönül kardeşliği; sevinçte ve kederde beraber olmak, birbirini sevmek, yardımlaşmak ve dayanışmak demektir. Gönül kardeşliğinin düşmanı kin, haset, nifak ve tarafgirliktir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.): “Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz. Birbirinizle kinleşmeyiniz, hasetleşmeyiniz, birbirinizden yüz çevirmeyiniz…” buyurmuştur.
Bir insanın canı, malı, izzeti, şerefi ve namusu nasıl mukaddes ise başkalarınınki de aynı şekilde mukaddestir. Müslüman kendisi için hoş görmediğini, başkaları için de hoş görmez. Müslüman seven ve sevilendir. Olgun imanın kaynağı sevgidir. Sevgili Peygamberimiz: “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” buyurmuştur. Başka bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Sizden biriniz kendi nefsi için istediğini, mümin kardeşi için de istemedikçe gerçek mümin olamaz.”  
Kardeşler arasında fikir ayrılıkları olabilir, ancak gönül ayrılıkları olmamalıdır. Bilinmelidir ki, gönül ayrılıklarının sonu nifaktır. Şanlı tarihimizi dikkatle incelendiğimiz zaman görürüz ki didişmelerin, itişmelerin yaşandığı her dönem kaybetmiş; birleşme ve bütünleşmelerin olduğunda da kazanmışızdır. 
Milletimiz için en büyük tehlike nifak ve düşmanca duygulardır. İman ile olgunlaşan gönüllerde kin, nefret ve düşmanlık duyguları olmaz. Milletimizin didişme, çekişme ve kavga ile geçecek bir saniyesi bile yoktur. Asil ve yüce milletimize yakışan “birlik, beraberlik ve kardeşlik”tir. 
Birlik, en büyük kuvvettir. Birlik zafer, ayrılık ise hüsranı getirir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de bu gerçeği şöyle buyurur: “…Birbirinizle çekişmeyin; yoksa gevşersiniz, kuvvetiniz dağılıp gider…” (Enfal 46) Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur: “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır.” Başka hadis-i şerifte de buyurur ki: “Kim ayrılık çıkarırsa bizden değildir.”
Birlik ve beraberliğimizin bozulmasına, kuvvet ve kudretimizin yok olmasına sebep olan fitne ve tefrikaya düşmeyelim. “Sen-ben kavgası”nın içine girerek ülkemizin huzurunu bozmayalım. Birbirimizle uğraşmak yerine, güçlerimizi birleştirerek enerjimizi “Bölgesinde ve dünyada hem süper hem de lider bir Türkiye” için kullanalım.
Annelerimiz kadar aziz bildiğimiz vatan topraklarımız, bizleri bir anne şefkatiyle sevmiş ve bağrında taşımıştır. Ancak “kardeş kavgası”na asla müsaade etmemiş ve üzerinde taşımamıştır. Yaşam kültürleri farklı olsa bile herkes bu vatanda “iç içe”dir. Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Yörük bu vatanda herkes kardeştir. Yüce dinimizde fakir-zengin, beyaz-zenci herkes eşittir. Üstünlük ancak takvadadır. Allah hiç kimsenin boyuna posuna, soyuna sopuna, parasına puluna, makamına mevkisine, servetine şöhretine bakmaz. Allah amellerimize ve kalplerimize bakar.
Bir olalım, iri olalım, diri olalım. Güçlerimizi birleştirelim. Kucaklaşalım, sevelim sevilelim. Türkiye’de ocaklar tütsün, yüzler gülsün. Kardeş olalım ve asla tefrikaya düşmeyelim. Topla tüfekle bizi yenemeyenlerin, çeşitli vesilelerle aramıza sokacakları en büyük fitne tohumunun adı “Tefrika”dır. M.Akif ne güzel söylemiş:
“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”