Bursa Hakimiyet

Fal bakmak ve baktırmak

Bu köşeden yazılarımı sürekli okuyan bir hanım okurumuz, özellikle kadınlar arasında geleceklerini bilme gibi bir merak olduğunu ve bu sebeple gelecekten haber veren bazı sözde hocalara! veya bakıcılara! gidildiğini söyledi. Bu konuda bilgilenecekleri ve faydalanacakları bir yazıyı kaleme almamın çok isabetli olacağını bizlerle paylaşan okurumuza öncelikle teşekkür ediyorum.
Fal; gelecekten haber vermek, kısmet açmak, talihi anlamak için birtakım şeylere (kahve falı, el falı, iskambil falı, bakla falı gibi) bakarak anlamlar çıkarmaktır.
Bu konuda İslam’ın hükmü kesindir. İslam dini, falı da falcılığı da yasaklamıştır. Çünkü gaybı ancak Allah bilir. Kur’an-ı Kerim’de: “Gaybın anahtarları Allah’ın katındadır. Onları ancak O bilir.” (En’am-59) buyrulmaktadır.
Bir başka ayeti kerimede de Yüce Allah buyuruyor ki: “Göklerin ve yerin gaybı (nı bilmek) Allah’a mahsustur.” (Nahl-77)
Yine bir ayeti kerimede şöyle buyrulur:
“Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilmezler. Ancak Allah bilir.” (Neml-65)
Ayeti kerimeler açıkça ortadadır. Ayetler bu kadar net iken, “gayb”dan haber veren bir kâhinin, falcının, büyücünün sözlerini tasdik etmek, kişinin imanını tehlikeye sokar.
Peygamber Efendimiz (s.a.s) buyuruyor ki:
“Bir kimse kâhinin gaybdan verdiği haberi tasdik ederse, Allah’ın Muhammed’e indirdiği kitabı inkar etmiş olur.”
Üzülerek görmekteyiz ki; Çeşitli fal yorumları ile güne başlayanlarımız var. Acaba “bugün ne olacak, neler yaşayacağım, hayatımda bir değişiklik olacak mı?” gibi bir anlayış ve inanışla güne başlamak, insanın ruhi dengesini olumsuz etkiler.
Gerek işyerlerinde, gerek ev ortamında bir araya gelenler “fala inanma, falsız da kalma” anlayışıyla birbirlerine fal bakıyorlar, baktırıyorlar. Falcılığa hevesleniyorlar. Fal çeşitlerini bir eğlence vesilesi görüyorlar. Tavsiyemiz şudur ki; Bu tür konular çok ciddi konulardır. Müslümanlar bu konuları asla hafife almamalıdırlar. 
Bir ayeti kerimede Yüce ALLAH (c.c) buyuruyor ki:
“Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzuk durun ki, kurtuluşa eresiniz.” (Maide-90) 

Kurşun döktürmek batıl inançtır

Kurşun döktürmenin geçmişi eski dönemlere dayanır. Kurşun döktürmek, genellikle ruh hastalıklarının giderilmesi için başvurulan bir yoldur. Ancak tıp yönünden bir faydası yoktur. Şifa için böyle bir yola başvurmak yanlıştır. Kurşun döktürmek yoluyla, kişinin kendi durumu ve geleceği hakkındaki tahmin ve yorumları araması bir Müslüman’a asla yakışmaz. Bu tür inanışlar haramdır. 
Sağlığımızı korumanın iki yönü vardır. Birincisi tedbir, ikincisi tedavidir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde: “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız” (Bakara-195) buyurmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) de: “Ey Allah’ın kulları, tedavi olunuz. Zira Allah, ihtiyarlıktan başka dermansız bir hastalık vermemiştir” buyurmuştur.
Kurşun döktürmek asla bir tedavi şekli değildir. Sağlığa hiçbir faydası yoktur. Hurafedir. Kurşun döken de, döktüren de haram işlemiş olur. 

Nazar nedir ve nazar boncuğu takmak hurafe midir?

Nazar; halk dilinde kem (kötü) gözün ve bakışın neden olduğu “göz değmesi” anlamında kullanılır.
İslam’a göre nazar yani göz değmesi gerçektir ve haktır. Bu gerçeği Peygamberimiz (s.a.s)’in sözünden öğrenmekteyiz.  Peygamberimiz buyuruyor ki: “Nazar haktır (gerçektir)”
Müfessirlerin birçoğu “O inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi…” (Kalem-51) ayetinde geçen “gözleriyle devireceklerdi” ifadesini nazar (göz değmesi) manasında tefsir etmişlerdir.
Demek ki; nazar haktır, batıl değildir. Nazara inanmak günah değildir.
Peki günah ve batıl olan nedir?
Batıl ve günah olan “nazar boncuğu” takmaktır. Bu İslam’ın ruhuna ters bir inanıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) nazardan korunmak için “nazarlık” kullanmayı yasaklamıştır. Nazar boncuğu takmak, hurafe olup kesinlikle caiz değildir.