Bursa Hakimiyet

Günün ilk imtihanı

Güne sabah namazı ile başlamak, Allah’ın garantisi altında güne başlamak demektir. Allah’ın indinde sabah namazının değeri çok büyüktür. Peygamber Efendimiz (s.a.s) sabah namazı hakkında “dünya ve içindekilerden daha hayırlı” olarak ifade buyurmuştur.
Kur’an-ı Kerim’de sabah vaktinin önemi pek çok ayette zikredilmiştir. Sabah namazı, meleklerin seyrettiği bir namazdır. Sabah namazı şahitlidir. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:
“…Sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.” (İsra-78)
Bir başka ayeti kerimede de şöyle buyrulmaktadır:
“(Ey Muhammed) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl…) (Hud 114). Ayeti kerimede dile getirilen “gündüzün iki tarafı”ndan birisi sabah namazına işarettir. 
Günün ilk imtihanı sabah namazıdır. Bir Müslüman sabah namazını kaçırmanın tehlikesini ve neler kaybettiğini çok iyi bilmelidir. Havanın soğukluğu veya çeşitli bahanelerle sabah namazını kazaya bırakmak, büyük günahlardandır.  Peygamber Efendimiz (s.a.s): “Münafıklara en ağır gelen namaz, sabah ve yatsı namaz-larıdır.” buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.s) başka bir hadisinde de şöyle buyurmaktadır:
“İnsanlar eğer sabah ve yatsı namazının sevabını bilselerdi, o iki namazı sürünerek de olsa kılmaya gelirlerdi.” 
Peygamber Efendimiz (s.a.s) buyuruyor ki:
“Kim sabah namazını kılarsa, bütün gece ibadet etmiş gibidir.”
Başka bir hadis-i şerifte de buyuruyor ki:
“Kim sabah namazını kılarsa o kişi, Allah’ın himayesindedir.”
Peygambe-rimiz (s.a.v) bir hadisinde de şöyle buyuruyor:
“Kim sabah ve ikindi namazını kılarsa, cennete girer.”
Namaz, ibadetlerin en yücesidir. Namaz, Müslüman kişinin birinci derece sorumluluklarındandır. Namaz, kulun Allah’a niyazıdır. Namaz, kişinin kulluğunu Allah’a ikrarıdır.
Namaz dinin direğidir. Namaz, günahlara karşı kalkandır. Allah’ın huzuruna duran kişi, durumunu kontrol altında tutar ve günahlardan kaçınır. Namaz, kişiyi her türlü çirkinlikten ve kirlerden korur. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir:
“…namaz, insanı her türlü edepsizlik ve çirkinlikten, haram ve kötülükten korur…” (Ankebut-45)

İnsanın Rabb’ine en yakın olduğu hal

Sözlükte “itaat ve tevazu içinde eğilmek, boyun eğmek, yere kapanmak, yüzü yere sürmek” gibi anlamlara gelen secde, dini bir kavram olarak, Allah’ın emirlerine boyun eğmek, Allah’a kulluk etmek maksadıyla ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnın yere konması demektir. 
Kur’an-ı Kerim’de secde kelimesi; itaat etmek, boyun eğmek anlamında kullanılmıştır. Yüce Allah, “Görmedin mi ki şüphesiz göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir...” (Hac 18) buyurmuştur.
Bir başka ayeti ke-rimede Yüce Allah: “Göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer.” (Ra’d 15) buyurmuştur.
Allah’a ibadet etmek maksadıyla alnı yere koymak, namaz içerisinde ve müstakil olmak üzere ikiye ayrılır. Namaz içerisinde secde yapmak, namazın rükunlarından olup farzdır. Tilavet secdesi ile sehiv secdesi ise, müstakil olarak yapılan secdeler olup vaciptir. Ayrıca, bir nimete nail olmaktan veya bir felaket ve musibetten kurtulmaktan dolayı yapılan şükür secdesi de müstakil bir secde olup, müstehaptır. 
İnsan namazda kıyamda iken dikey,  rükûda yatay bir halde bulunur. Secdede ise başı yerdedir. Secde halinde olan insan, Allah’a en yüksek derecede yaklaşır. Secde vaziyeti insanın Rabb’ine en yakın olduğu haldir. Secde sadece namazda değil, dua ederken de yapılan bir harekettir. Siz okurlarıma tavsiyem odur ki; duanızı secde halinde iken yapmaya özen gösteriniz ve önem veriniz. 

Tilavet Secdesi

Tilavetin kelime ma-nası “okumak”tır. Kur’an-ı Kerim’in muhtelif surelerinde “secde” ayeti kerimeleri mevcuttur. Kur’an-ı Kerim’de tilavet secdesi, on dört yerdedir. Bunlar: A’raf 206, Ra’d 15, Nahl 49, İsra 107, Meryem 58, Hac 18, Furkan 60, Neml 25, Secde 15, Sa’d 24, Fussilet 37, Necm 62, İnşikak 21 ve Alak 29’dur. Okuyan ve dinleyen üze-rine secde etmek vacip olur. 
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) :  “Secde etmek, okuyan ve işiten kimse üzerine vaciptir, gereklidir.” buyurmuştur.