Bursa Hakimiyet

Helal lokma

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir gün ashabına hitap ederken üç kere: “Din samimi olmaktır.” buyurmuştur. Sahabeden bazıları: “Din kime karşı samimi olmaktır Ya Resulallah?” diye sordular. Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle cevapladı: “Allah’a karşı, Kitabına karşı, Peygamberine karşı, Müslümanların meşru idarecilerine karşı ve bütün Müslümanlara karşı samimi olmaktır.”
Samimiyet; dinin özü, dindarlığın hülasasıdır. Samimiyet; yapılan bir işi ALLAH rızası için yapmaktır. Nifak ve ikiyüzlülükten uzak olmaktır. Yalandan, talandan, haramdan yılan ve çıyandan kaçar gibi kaçmaktır.
Geçtiğimiz günlerde gazetelerde okuduğumuz bir habere göre; Orhangazi Öğretmen Eyüp Topçu Anadolu Lisesi’nin Çanakkale’ye düzenlediği okul gezisi esnasında 4 öğrenci, 10 bin dolar buldular. Öğrenciler buldukları 10 bin doları emniyet yetkililerine teslim ettiler.
Yürekleri ALLAH sevgisiyle dolu olan Ayşenur ÖZTÜRK, Selin ÖZTÜRK, Ceren ÇETİN ve Cansel TURAN yavrularımızı yürekten tebrik ediyorum. Okul müdürü Bilal KURU’nun şahsında öğretmenlerimizi ve velilerimizi yürekten kutluyorum. 
Buldukları parayı emniyet yetkililerine teslim eden kardeşlerimiz, sorumlu ve ölçülü davranmışlardır. Bu örnek davranışlarıyla ALLAH’ı memnun eden kardeşlerimiz, büyük bir kazanç elde etmişlerdir.
Asil ruhlu kardeşlerimiz olması gerekeni yapmışlardır. Haram yollardan para sahibi olmanın peşine düşmemişlerdir. Şeref, onur ve haysiyetlerini ucuz hesaplara kurban etmemişlerdir. Cüzdanlarını kirli para ile doldurmamış ama vicdanlarını iman ile beslemişlerdir. Haramın ağır yükünü omuzlamamışlar ve heybelerini haram ile doldurmamışlardır.
Öğrenci kardeşlerimiz böyle davranarak; bencil, açgözlü ve hırs sahibi olanlara rızkı verenin ALLAH olduğunun dersini vermişlerdir. Hırsın, hazzın ve hızın peşinden sürüklenmeyerek, helal lokmalarına kimsenin ahını ve hakkını bulaştırmamışlardır. Dünya mülküne değer vermeyerek, mülkün gerçek sahibi olan ALLAH’ı bilmişlerdir. Biliyorlardı ki; kul kulluğunu bilirse, Rab mutlaka RAB’liğini bilir.
Haram görünürde bal gibidir ancak esasta zehirdir. Haramı haram bildiği halde, haramda ısrar etmek, haramı hafife almaktır. Haramı hafife almak ise insanı itaat sahasından uzaklaştırıp, isyan vahasına sürükler.
Haram, insanın üzerinde narkoz etkisi yapar. İnsanın en hassas yanı olan kalp ve vicdanını felç eder. En şerefli varlık olan insanın mayası ve şifresini bozar. Mayası ve şifresi bozulan insan zamanla canavarlaşır.
Vicdanlarda körelme ve kalplerde bozulmalar haramla başlar. Haram giren fert ve toplumlardan hayır gelmez. Bir vücuda haram girdi mi, kalp manen hastalanır. Kalp manevi olarak arızalanırsa, artık o vücudu helal dairede tutmak çok güçleşir. Hatta kişi, kazancının helal mi haram mı olduğunu umursamaz bile. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) buyuruyor ki: “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi eline geçen malın helalden mi haramdan mı olduğuna aldırış etmeyecek” 
Her Müslüman haramdan şiddetle kaçınmalıdır. Çünkü haram ateştir. Ateş ise dokunduğu yeri yakar, kül eder. Haramla elde edilen mal, kâr değil zarardır. Harama dalanların yüzleri gülmez. Haram kazanç kişiyi dünyada zulme, ahirette azaba götürür. Haram yoldan kazanç elde eden fert ve toplumlarda sıkıntı, bela ve musibet eksik olmaz. O toplum huzur ve güven toplumu olmaktan çıkar, anarşi toplumu olur.
Müslüman, elinden ve dilinden emin olunan kimsedir. Müslüman, kazancını helal yollardan sağlayandır. Müslüman; gözünü, gönlünü, elini, belini, dilini hatta hayallerini haramdan koruyandır.
Müslüman helal kalpli, helal elli, helal dillidir. Müslüman için helal lokma ve helal kazanç çok önemlidir. Müslüman kişinin yudumladığı her damla su ve yediği her lokma helal olmalıdır. Müslüman kişi, boğazından haram lokma geçirmez. Fakir fukaranın, garip gurabanın, yetim ve öksüzün hakkına girip vicdanını karalamaz, kalbini karartmaz. 
Peygamber Efendimiz (s.a.s): “Kazancın en iyi ve temiz olanı hangisidir?” şeklindeki bir soruya şöyle cevap vermiştir: “Kişinin el emeği ve meşru ticaret ile elde edilen kazançtır.” Bir başka hadisinde de şöyle buyurmuştur: “Hiçbir kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir”
Bir iğneye dahi nereden ve nasıl sahip olduğumuzun hesabının sorulacağı gün yakındır! Boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkını isteyeceği kıyamet gününde, mal ve mülkümüzü nerede ve nasıl kazandığımızın hesabını vermeye hazır mıyız?
Selam ve dua ile…