Bursa Hakimiyet

Her sakallı Müslüman değildir

İslam, “silm” ve “selam” kökünden türeyen bir kelimedir.
Silm; barış, güven ve huzur demektir. Selam; Mutluluk, esenlik ve güvenlik demektir.
İslam ise; Kişinin kendisini yalnızca ALLAH’a teslim etmesi, yalnız O’na kul olması ve yalnız O’na ibadet etmesi demektir.
İslam; ekmel ve evrensel bir dindir. İslamı benimsemiş kişiye “Müslüman” denir. Peygamberimiz (s.a.s)’in ifadesiyle Müslüman: “Elinden ve dilinden emin olunan kişidir.”
İslam herkesin canını, malını, ırzını, aklını, onurunu koruyan bir dindir. Cehaleti, cinayeti, şiddeti, nefreti, dehşeti, vahşeti yasaklayan bir dindir. İşkenceyi, zulmü, azgınlığı, fenalığı, fesadı, fitneyi, haklara her türlü saldırıyı yasaklayan bir dindir. 
Barış dini olan İSLAMİYET, bırakınız bir insana şiddet ve vahşet uygulamayı, savaş esnasında bile kadına, çocuğa, yaşlıya, ibadetle meşgul olan din adamına zarar verilmesini yasaklamıştır. Tarih şahittir ki; Müslümanlar savaşın bile bir hukuku ve ahlakı olduğunu insanlığa göstermiş, tüm insanlığı sevgi, şefkat, merhamet ve adalete davet etmiştir.  
“Müslümanlık” ile “şiddet, cinayet, vahşet” bir araya gelmez. “Müslümanlık” ile “terör” birbiriyle asla benzeşmez. 
Dinimiz İslam bugün çok büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır. Nedir bu büyük tehlike? Cinayet ve vahşet şebekelerinin işledikleri suçlar maalesef İSLAM ile birlikte anılır oldu. Yaşadığımız yüzyılda o kadar masum insan öldürüldü ki, insanlık tarihi boyunca böylesi canavarlığa ve sırtlanlığa az rastlanılmıştır. Yaşanan bütün katliamlara ve ahlaksızlıklara “CİHAD” denilmesi ise bir HAÇLI zihniyetinin ürünüdür. 
Haksız yere bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek gibi olduğunu zikreden bir din, haksızlığa, adaletsizliğe, cinayete, vahşete ve katliama hiç izin verir mi? 
“Karıncayı bile incitme” diyen bir din anlayışı, bir insanın öldürülmesine müsaade eder mi?
Elbetteki etmez.
Oynanan oyun büyüktür. Kurulan tuzak çok tehlikelidir. Bu oyun, İSLAM’ı karalamak için kurulan örgütlerin oyunudur. Bu tuzak, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’i  ve KUR’AN-I KERİM’i itibarsızlaştırmak tuzağıdır. Bu oyun ve tuzak, Müslümanları terörist gösterme planıdır. 
Biz Müslümanlara düşen görev, bu ahlaksızlığa ve katliamlara sessiz kalmamaktır. Çeşitli coğrafyalarda yapılan saldırılara ve cinayetlere karşı sesimizi yükseltmektir. Müslümanlık ile terörün asla bir arada olmadığını, olamayacağını haykırmaktır. Teröristlerin güttükleri politikada İSLAM’ın ismini kullanmalarına şiddetle itiraz etmektir.
İslam’ı itibarsızlaştırmak için yeryüzünde uygulanan sinsi, hain ve tehlikeli tuzağı bozmak her Müslümanın üzerine bir vazifedir. Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde olmaları ile oynanan bu sinsi oyun son bulacak ve kurulan bu tehlikeli tuzak bozulacaktır.
Her sakallı Müslüman’nın değildir. Din kisvesine bürünerek cinayetler işleyen ve katliamlar yapanların İSLAM ile uzaktan ve yakından asla ilgileri yoktur.