Bursa Hakimiyet

Herkesin dikili bir ağacı olmalı

Geçtiğimiz pazartesi günkü yazımın konusu “AĞAÇ” idi.  Mudanya bölge-mizde 50 hektar orman yangını ile binlerce ağaç kül olmuştu. Söz konusu yangında binlerce hayvanın telef olması ile yüreklerimiz daha da yanmıştı. “AĞAÇ” konulu yazımdaki bir paragraf şöyle idi:
“Ağaç dikmek dinimizde ibadet sayılmıştır. Yanan ve yok olan ağaçlarımızın yerlerine mutlaka yenilerini dikmeliyiz. Kamu kurumları, vakıflar, SİAD, STK ve Hemşehri Dernekleri bu önemli konuda sorumluluklar üstlenmelidirler.”
Gerek yazımızdaki bu cümleler, gerekse herkesin kendi vicdanındaki çağrı Bursa’da karşılık buldu. Ağaç dikme kampanyaları başlatıldı.
Kur’an-ı Kerim’de hurma (Nahl), üzüm (İneb), zeytin, incir (Tin), nar gibi bazı ağaçların isimleri zikredilmiştir. Ağaçlar, insan hayatıyla çok yönlü ilişkisi olan bir nimettir. Ağaç ve insan, etle tırnak gibidir. Ağaç, yeryüzünün halifesi olan insanın beşikten mezara kadar günlük hayatının en vazgeçilmezlerinden biridir.  
Ağaçlar, Allah’ın eşsiz sanatını kâinata ilan eden rahmet mesajlarından biridir. Ağaçlar çeşitli özellikleriyle, Allah’ın varlığını ve birliğini haykırmaktadırlar. Allah’ın eşsiz sanatlarından biri olan ağaçlar, insanoğlunun istifadesine arz edilmiştir. 
Bulunduğu bölgenin “akciğerleri” olan ağaçların ekolojik, ekonomik ve sosyal birçok faydaları vardır. Ağaçlar erozyonu önlemede etkin rol oynarlar. Erozyonun en büyük düşmanı ağaçlardır. Ağaçlar zehirli gazları, kirli suları filtre       ederek temizlerler. Gerçekleştirdikleri fotosentez sayesinde atmosferdeki kirlettiğimiz havayı temizleyerek tekrar kullanımımıza sunarlar.
Ağaçlar hepimizin ortak mirasıdır. Mirasımıza sahip çıkmalı ve hiç kimsenin zarar vermesine müsaade etmemeliyiz. Ormanlarımızdaki milyonlarca verimli ağacımız yanıp kül oluyor. Bu durum böyle devam ederse öyle bir gün gelecek ki; insan yaşamayı istemeyecek ve ölümü bir kurtuluş gibi görecektir.
Herkesin “dikili bir ağacı” olmalıdır. Evli çiftler, evliliklerini ağaç dikerek taçlandırmalıdırlar. Anne babalar dünyaya gelen çocukları adına ağaç dikmelidirler. Evladını sevgi ve ilgi ile besleyip büyüttükleri gibi, diktikleri ağaçları da beslemeli ve büyütmelidirler. Ölen kişinin hayrına yakınları ağaç dikmelidirler. Mezarlığı her ziyaretlerinde, kabrin üzerindeki toprağı okşayıp kokladıkları gibi, diktikleri ağacı da okşayıp, koklamalıdırlar. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s): “Bir Müslümanın diktiği ağacın meyvesinden insan veya herhangi bir canlı yerse, o meyve ağacı, diken kişi için bir sadakadır.” buyurmuştur.
Sevgili Peygamberimiz hayatta iken bazı bölgeleri koruma altına almış ve bu alanları adeta “milli park” ilan etmiştir. Hatta bu bölgelerin sınırlarını çizmiş, otların koparılması ve ağaçların kesilmesini yasaklamıştır.
Ot ve ağaç deyip geçmeyelim. Her varlık kendi lisanıyla Allah’ı zikreder. Otlar ve ağaçlar da böyledir. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir: “Otlar ve ağaçlar (Allah’a) secde ederler.” (Rahman-6) 
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) buyuruyor ki: “Kıyamet kopacağı zaman sizden birinizin elinde bir fidan bulunur da kıyamet kopmadan bunu dikmeye gücü yeterse, onu hemen diksin.”