Bursa Hakimiyet

İktisat ve tasarruf

İslam’da çalışmak; izzet, şeref ve itibar vesilesidir. Dünya ve ahiret mutluluğuna ait anahtarlar ancak meşru yolla elde edilebilir. Çalışmayı ve meşru yoldan kazanmayı emreden İSLAM DİNİ, israf ve cimriliği yasaklamıştır.
Kur’an-ı Kerim’de: “Allah’ın sevmediği” (A’raf-31) bildirilen müsrifler ve cimriler hakkında Peygamber Efendimiz (s.a.s): “Cennete giremezler” buyurmuştur. İslam’da ölçü, orta yoldur. Orta yol, iktisat ve tasarruf kurallarına uymaktır.
Her işimizde ölçülü olmak, dinimizin temel esaslarındandır. İşlerimizde ifrat ve tefrit yani aşırılık, aile huzurumuzu bozar. Aşırılık, toplum dengemizi sarsar. Maddi yapımız kadar manevi yapımızı da zayıflatır.
Elbette ki ihtiyaçlarımız olacaktır. İhtiyaçlarımızı temin etmek mecburiyetindeyiz. Zaruri masraflarımızın olması normaldir. Ancak insanlık hali gereği, zor günlerimiz olabilir. Zor günlerde zor durumlara düşmemek için, tutumlu olmak zorunluluğumuz vardır.
İktisat eden, rahat eder. İktisat sahibi fakir ve fukaraya, garip ve gurabaya yardım eder. İktisat sahibi, israf ve gösterişten uzak kalır. İktisat sahibi bilir ki; dünya malı bir imtihandır. İmtihan dünyasında fani alemin geçici zevklerine aldanmak ahmaklıktır.
Millet olarak bir aileyiz. Ailemizin içinde hem zengin hem de fakirler var. Ailemizin içerisindeki fakir kardeşlerimiz sıkıntılar içerisinde kıvranırken, zengin kardeşlerimizin israf ve gösteriş içerisinde yaşamaları asla doğru değildir. Zengin kardeşler, fakir kardeşlere yardımcı olmalı ve ihtiyaçlarını karşılamalıdırlar. Çünkü İslam’a göre; zenginin malında fakirin hakkı vardır.
İnsan başıboş olarak yaratılmamıştır. İnsan sosyal ve sorumlu bir varlıktır. Müslüman asla sorumsuz davranamaz. Müslüman yardımseverdir. Müslüman, iktisat ve tasarruf sahibidir. Müslüman asla saçıp savuramaz. Kur’an-ı Kerim’de buyruluyor ki:
“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat elindekini saçıp savurma. Şüphesiz saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.” (İsra, 26-27)
İktisat ve tasarruf hem dini hem de milli bir görevdir. İktisat ve tasarruf, memleketimizin ilerlemesi demektir. İktisat ve tasarruf, muasır milletler seviyesine ulaşmamız demektir. İktisat ve tasarruf, ekonomide zirveye yükselmek demektir. İktisat ve tasarruf, huzur demektir.
Ülkesini ve milletini sevenler, iktisat ve tasarruflarıyla memleketimizin kalkınmasına katkıda bulunanlardır. Evlerimizde ve işyerlerimizde iktisat ve tasarruf kurallarına uyalım. Helalinden kazanalım. Elimizde olan nimetlerin kıymetini bilelim. Har vurup harman savurmayalım. Harcamalarımızı ölçülü yapalım ve kazancımızın bir kısmını biriktirelim. Böyle yapmakla aynı zamanda sahibi olduğumuz nimetlerin de bir anlamda şükrünü ödemiş oluruz.