Bursa Hakimiyet

İlahi denetim

İslam’ın 5 şartından biri namazdır. Namaz bir müminin olmazsa olmazlarındandır.
Mümin kişi, her hâl ve şartta namazlarını kılmak zorundadır. Hiçbir şey; iş, ticaret, görev, meşgale ve mazeret mümini namazdan alıkoyamaz. Kadınların özel halleri, bayılmak, uyanamamak ve unutmak gibi durumlar hariç namaz kılmamanın hiçbir mazereti yoktur. 
Namaz konusu o kadar önemli ve ciddidir ki, en zor şartlarda bile namaz terk edilemez. Vereceğim bazı örneklerle konuyu daha da açıklamaya çalışacağım:
Mesela; namaz için abdestli olmak şarttır. Su bulamayanlar “abdest almak için su yok” diye bir bahane üretemezler. Su bulamayanlar, teyemmüm yapmak suretiyle yine de namazlarını kılmalıdırlar. (bakınız Maide-6)
Mesela; bir tehlikeden dolayı namazı terk etmek mi istiyorsunuz? Edemezsiniz. Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir:
“Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah’ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).” (Bakara-239)
Mesela; cephede misiniz? Savaş meydanında düşmanla şiddetli bir çatışma halinde misiniz? Yine namazı terk edemezsiniz. Peygamber Efendimiz (s.a.s) savaş esnasında bile namazı terk etmemiştir (Hendek savaşında kılamadığı namaz olmuştur). 
 Mesela; zaruret halinde misiniz? Namazı terk edemezsiniz. Zaruret ve ihtiyaç halinde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını öğle veya ikindi, akşam veya yatsı vaktinde birleştirerek yine de namazı kılmak gerekmektedir.
Mesela; ayakta durmaya gücünüz yetmiyor mu? Hasta mısınız? Yine namazı terk edemezsiniz. Kur’an-ı Kerim’de buyruluyor ki:
“Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken ALLAH’ı anarlar…” (Al-i İmran-191)
Namaz bir mümine ağır gelmemelidir. Bir mümin namazlarını büyük bir aşk, heves ve zevkle kılmalıdır. Kur’an-ı Kerim’de buyruluyor ki:
“…Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.” (Bakara-45)