Bursa Hakimiyet

İnsan asla başıboş yaratılmamıştır

Yaratılmışların en şereflisi olan insan, en mükemmel yeteneklerle donatılmış bir varlıktır. İnsan gerek fiziki gerekse kalbi özellikleriyle varlıkların en üstünüdür. Diğer varlıklarda olmayan birçok özelliğe ve güzelliğe sahiptir. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilir:
“Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.” (İsra-70)
İnsanı diğer varlıklardan ayıran en büyük özellik akıldır. Akıl, dünyanın bütün hazinelerinden daha değerli bir nimettir. Yüce Allah akıl nimetiyle yaratılanlar arasında farklı ve seçkin kıldığı insanı sorumlu bir varlık kılmıştır. Sorumlu olmanın temel şartı ise akıldır.
Sorumluluk sahibi olan insanın, hem kendisini yaratan Yüce Allah’a karşı hem de başta insanlar olmak üzere diğer canlılara karşı bazı görev ve sorumlulukları vardır. Bu özelden genele, bireyden topluma doğru uzanan ve şekillenen bir sorumluluk bilincidir.
Sorumluluk insan hayatını anlamlı kılan bir haslettir. Sorumluluk başkalarının haklarına saygı göstermektir. İnsanlığa ve diğer varlıklara karşı sorumluluğu bilmek ve ifa etmektir.
Yüce dinimiz İslam bir dünya ve ahiret nizamıdır. İnsan asla başıboş yaratılmamıştır. İnsan bütün yaptıklarından ve yapabilecekken yapmadıklarından sorumludur. İnsanoğlu yaptığı her şeyin karşılığını görecektir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de: “Yaptıklarınızdan mutlaka sorumlu tutulacaksınız” (Nahl-93) buyurmuştur.
İnsan sağlığından, gençliğinden, malından kısaca sahip olduğu her şeyden sorumludur. Attığı her adımdan, söylediği her kelamdan, yediği her lokmadan, içtiği her damladan, alıp verdiği her nefesten, kazandığı ve harcadığı her kuruştan sorumludur. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilir:
“Nihayet o gün (dünyada faydalandığınız)  nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz” (Tekasür-8)
Dinini, vatanını, milletini, bayrağını seven herkes yaşadığı toplumda her türlü iyilik ve güzelliğin yaygınlaşması, kötülük ve çirkinliğin de önlenmesi için çalışmalıdır. Bu hem dini hem de milli bir görevdir.
Sorumluluğumuzu öylesine güzelce yerine getirmeliyiz ki, yapıp ettiklerimizin yaşadığımız topluma ve insanlığa faydası olmalıdır. Bugünümüz dünden daha kârlı, yarınımız ise bugünümüzden daha faydalı ve kazançlı geçmelidir. Çünkü iki günü birbirine eşit geçirmek İslam’ın ruhuna uygun düşmez. Bu konuda Sevgili Peygamberimiz (s.a.s):
“İki günü birbirine eşit olan zarardadır” buyurmuştur.
Öyleyse;
Yapacağımız işlerle hem örnek olmalı hem de gönülleri aydınlatmalıyız. Ne ekersek onu biçeceğimizi unutmamalıyız. Bu gerçeği Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade buyurur:
“Kim iyi bir iş yaparsa kendi faydasınadır. Kim de kötü bir iş yaparsa kendi zararınadır. Rabbin kullarına zulmedici değildir” (Fussilet-46)
Başka bir ayeti kerimede de şöyle ifade buyrulmaktadır:
“Kim zerre kadar iyilik yapmışsa mükâfatını, kim de zerre kadar kötülük yapmışsa cezasını görür.” (Zilzal,7-8)

 41 KERE MAŞALLAH

“Maşaallah” kelimesi halk arasında bir güzellik ve başarı karşısında göz değmemesi niyeti ile söylenir. “Allah’ın istediği şey” demektir.
Kur’an-ı Kerim’de: “Bağına girdiğin zaman ‘Maşaallah’, kuvvet yalnız Allah’ındır deseydin ya!..” (Kehf-39) ayeti ke-rimesinden öğreniyoruz ki; bir iyilik, güzellik, nimet ve başarı karşısında “Maşaallah” dememiz gerekmektedir.
Bursa Hakimiyet gazetesi bugün 41. yaşına girmenin ve Bursa’ya hizmet vermenin onur ve sevincini yaşıyor. Bursa Hakimiyet gazetesinde yaklaşık 15 senedir dini konularda yazmaktayım. Gazetemizin kuruluşunun 41. yılını kutluyor “41 kere maşaallah” diyorum.
Ayrıca bugün Bursa için çok anlamlı ve önemli bir gün. Bursa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 92. yıldönümünü büyük bir coşku ve heyecanla kutlu-yoruz. Erler ve erenler şehri Bursamızın düşman işgalinden kurtuluşu için mücadele eden, can veren aziz şehitle-rimizi ve kahraman gazileri-mizi rahmetle ve minnetle anıyorum.