Bursa Hakimiyet

İslam’da çocuk

Dün 6 Ekim “Dünya Çocuk Günü” idi.
Yüce Allah’ın bizlere bahşettiği en büyük nimet ve en değerli varlıklarımızdan biri de çocuklardır. Onlar canlarımızdan can, varlığımızdan bir parçadır. Çocuklarımız ciğerparelerimiz, aşk meyvelerimizdir. 
Yüce Allah’ın bizlere bir hediyesi olan çocuklarımız aynı zamanda da bir emanettir. Bu emanetleri hem korumak hem de ruhen, bedenen ve kalben en güzel şekilde yetiştirmek ve geleceğe hazırlamak başta anne babalar olmak üzere bütün büyüklerin görevidir.
İslam dini çocuklarımızı en güzel şekilde yetiştirme-
mizi ve her türlü kötülükten korumamızı emreder. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilir: “Ey iman edenler! Kendinizi ve ai-
lenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyunuz” (Tahrim-6)
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’de: “Hepiniz bir sürünün çobanı gibisiniz. Çobanın sürüsünü tehlikelerden koruduğu gibi, siz de evinizde ve emrinizde olanları cehennem ateşinden koruyunuz” buyurmuştur.

Çocukları nelerden korumalıyız?

Her şeyin nefse hoş geldiği ve haramların çok güzel ve albenili gösterildiği günümüzde çocuklarımızı kötülüklerden nasıl koruyabiliriz?  
Çocuklarımıza öncelikle iyi bir terbiye ve eğitim vermeliyiz. İslam dini çocuğun terbiyesinde ve eğitimindeki sorumluluğu öncelikle anne ve babaya vermiştir. Eğitim sadece okulla sınırlı değildir. Çocuğun ilk öğretmeni anne ve babadır. İnsanın ilk eğitim yuvası ailesidir. Bu nedenle her anne baba yaşantısıyla çocuğuna örnek olmalıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s): “Hiçbir anne baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir miras bırakamaz” buyurmuştur.
Çocuklar mum gibi her şekli alırlar. Anne baba ve çevresinin verdiği şekle göre, ya zalim olurlar ya da âlim.
Çocuklar toprak gibidirler. Anne baba ve çevresi o tertemiz toprağa ne ekerlerse onu biçerler. Nefret ekenler diken, sevgi ekenler gül toplarlar.
Çocuklar boş bir CD gibidirler. Anne baba ve çevre bu boş CD’lerin içine kötülük doldurmanın da, iyilik doldurmanın da mutlaka karşılığını bulurlar.
Bütün kötülüklerin düşmanı “sevgi”dir. Çocuklarımızı fesleğen gibi okşamalı, gül gibi koklamalıyız. Çocuklar “gül” gibidirler. Okşanır ve koklanırlarsa açarlar ve etraflarına güzel kokular saçarlar. İlgilenilmez ve okşanıl-
mazlarsa solar ve yok olurlar.
Bütün kötülüklerin başı “kötü arkadaş”tır. Çocuklarımızı kötü arkadaş ve aile-lerden uzak tutmalıyız. Kötü arkadaş insanı her türlü günaha ve tehlikeye götürür.
Çocuklarımızı sahiplenelim. Asla dışlamayalım ve tehdit etmeyelim. Çocuklarımızla karşılıklı konuşalım ve sorumlulukları paylaşalım. Onların küçücük iç dünyaları ile kocaman dış dünyaları arasında rehber olalım.
Çocuklarımıza verdiğimiz harçlığın oranını iyi belirleyelim. Nerede ve ne kadar harcama yaptıklarını mutlaka bilelim. Fazla harcama yapı-
yorlarsa nasıl ve kimden bulduklarını araştıralım.
Çocukların hayatında oyun ve arkadaşlığın önemi büyüktür. Çocuklarımızla çocuklaşalım! İçimizdeki çocuk ruhumuzu dışa vuralım ve onlarla oyunlar oynayalım. Peygamber Efendimiz (s.a.s) çocukları çok sever ve onlarla oyunlar oynardı. Sadece kendi çocukları ve torunlarıyla değil, bütün çocuklarla oyunlar oynardı. Onları görünce hemen selam verir ve onlarla arkadaş olurdu.

Çocuk ve spor

Bir milletin geleceğinden bahsetmek, o milletin çocuklarından söz etmek demektir. Bir milletin genç ve çocuklarının yaşamlarına bakarak o milletin geleceği hakkında isabetli yorumlar yapmak mümkündür. 
Yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımız acaba ne durumda? Onlara nasıl bir yarın hazırlıyoruz? İyi ve örnek bir anne-baba mıyız? Çocuğumuzun maddi geleceği için gösterdiğimiz ilgiyi ve yaptığımız harcamayı, onun maneviyatı için de yapıyor muyuz?
Çocuklarımıza güzel bir gelecek ve aydınlık yarınlar bırakabilmemiz için hepimiz kendimize çekidüzen vermeli, iyi ve örnek birer anne-baba olmalıyız. 
Çocuklarımızı öncelikle Yüce Allah’a itaat eden insanlar olarak yetiştirmeliyiz. Allah inancını, Peygamber ve insan sevgisini onların gönüllerine nakşetmeliyiz. Kalplerine vatan, millet ve bayrak aşkını ilmek ilmek işlemeliyiz. Cennet vatanımıza inançlı, bilgili, dürüst, çalışkan, ahlaklı ve başarılı nesiller yetiştirmeliyiz. İslamî ve ilmî ölçülerle çocuklarımızı yetiştirmemiz gerekir. Aksi takdirde telafisi mümkün olmayan bela ve musibetlere duçar oluruz. 
Peygamberimiz (S.A.S.) çocuklara yüzme, binicilik, atıcılık, güreş ve benzeri spor faaliyetleri öğretmeyi tavsiye etmiştir. “Gençliğini, zamanını boş ve eğlenmekle geçirenler, ihtiyarlığını ağlamakla, pişmanlıkla ve el açmakla geçirirler.” vecizesi ne kadar güzeldir. Çocukları, gençleri ve milletin geleceğini böyle bir akıbetten korumak hepimizin görevidir.
Ülkemizin kıymetini bilelim. Birbirimizi sevelim. Birbirimizi ötekileştirmeyelim. Çocuklarımızın ellerine silah değil, kalem verelim. Din, vatan, millet ve bayrak sevgisini çocuklarımızın iliklerine kadar ilmek ilmek işleyip, kalplerine de nakış nakış nakşedelim.