Bursa Hakimiyet

İslam’da görgü kuralları

Peygamber Efendimiz (s.a.s): “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur. O’nun ahlaki öğreti ve öğütleri ile bede-
vilikten medeniliğe geçilmiştir. O’nun söylediği evrensel mesajlar ve örnek yaşantısı ile kin, nefret ve intikam toplumundan bir sevgi, şefkat ve merhamet toplumu meydana gelmiştir.
Allah Resulü (s.a.s) anlattıklarını yaşayan bir öncü ve örnektir. O’nun özü ve sözü birdir. Söylemleri ve eylemleri birbirine asla ters düşmez. O’nun uygulamalarında hep güzellikler vardır. Geçmiş ve gelecekteki en doğru model Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dır. 
Yüce dinimiz İslam, sosyal ilişkilerimizi düzenleyen kurallar getirmiştir. Bu kurallara genel olarak “adab-ı muaşeret=görgü kuralları” denir.
    Adab-ı muaşeret; toplum içinde insanların uymaları ve sergilemeleri gereken davranış, usul, terbiye, nezaket ve ahlak kurallarına denir.
İnsan sosyal ve sorumlu bir varlıktır. Hiçbir insan tek başına mutlu olamaz. Toplu halde yaşamak, insanoğlunun yaratılışından gelen bir özelliğidir. Toplu halde yaşamanın bir takım ahlaki kuralları ve ölçüleri vardır.
    Ahlaki kuralların temel ölçüsü, Allah’ın koyduğu ölçülerdir. Bu ölçülere aykırı olan ahlaki kurallar kabul edilemez.  
Mükemmel bir hayat modeli Peygamber Efendimiz (s.a.s) ve en son, en mükemmel din olan  İslam’ın ahlaki öğütlerinden ve görgü kurallarından bazılarını bugün sizlerle paylaşıyorum.

Giyim-kuşamda
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bir sureti bir de sireti vardır. Sureti onun dış görünüşü yani fiziğidir. Sireti ise yaşayışı, davranışları ve ahlakıdır.
Her konuda olduğu gibi giyim-kuşam konusunda da en büyük örnek ve önde-
rimiz Peygamber Efendimiz (s.a.s)dir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yanında daima tarak, makas ve misvak taşır, sık sık saçını ve bıyığını tıraş eder, sakalını düzeltir ve tarardı. Dişlerini yıkar ve temizlerdi. 
Daima temiz ve sade elbise giyer, sahabe ve heyetlerle görüşürken buna dikkat ederdi. Bu sebeple bizler de kılık ve kıyafetimize dikkat etmeliyiz. Dini emirlere uymayan kıyafetlerden uzak durmalıyız. Setr-i avrete çok özen göstermeliyiz.

Yeme-içmede 
Dinimiz insan bünyesine ve sıhhatine faydalı olan yiyecek ve içecekleri meşru kılmış, zararlı olanları da yasaklamıştır. Kur’an-ı Kerim’de: “Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Araf 31) buyrulur. Bundan helal ve temiz olan yiyecek ve içeceklerden aşırı ve tıka basa olmadan normal yememiz gerektiği anlaşılır ki; normali faydalı, aşırısı zararlıdır. Yemek yemeye besmele ile başlanmalıdır. Bunu sofraya oturan herkesin bilmesi ve diğerlerine hatırlatması için yüksek sesle söylenmesi lazımdır. Yemeğe sağ elle, önünden ve başkasının yediklerine bakmadan ağır ağır yemelidir. Yemeği beğenmemezlik etmemelidir. Bunlar yemek adabıdır. Yemeğin bereketlenmesine vesiledir. Peygamberimiz (s.a.v.) yemeği beğenmemezlik etmez, isteği varsa yer, yok ise bırakırdı. Ve etrafındakilere “Bismillah de ve sağ elinle önünden ye.” diye tavsiye ederdi. Su içerken bir yudumda değil, üç nefeste ve 
besmele çekerek içerdi. Bir nefeste ve bardağın içine soluyarak içmekten men ederdi. 

Misafir kabulde ve misafirlikte
Akraba ve dost ziyareti, sevgi ve muhabbeti artırır. Ziyaretlerin bazı adabı vardır. Ziyaret uygun bir vakitte yapılmalı, uyku ve iş saati gibi vakitlerde ziyarete gidilmemelidir. Misafirliğe temiz  kıyafetle gidilmeli, gittiğimiz mekana izin verilmeden girilmemelidir. Gidilen ev veya iş yerine güler yüzle ve selam vererek girilmelidir. Ev sahibinin gösterdiği yere oturmalı ve ne ikram edilirse hoş karşılanmalıdır. Ev sahibi de misafirini güler yüzle, güzel sözle karşılamalı, imkanları nispetinde ikramda bulunmalıdır. Misafirin yanında yüz ekşitmek, çoluk ve çocuğu azarlamak uygun değildir. 

Konuşma ve sohbet adabı
Müslüman özü sözü bir olandır. Müslüman sözüne ve işine sadık kalandır. Kur’an-ı Kerim’de: “Sözünüzü yerine getiriniz. Zira verdiğiniz sözden mesulsunuz.” (İsra 34) buyrulmaktadır.
Konuşurken şaka bile olsa, doğru konuşulmalıyız. Dedikodu, yalan ve iftiradan uzak durmalıyız. Başkalarının hata ve kusurlarını konuşmamalıyız. Başkalarıyla konuşurken muhatabımızın sözünü kesmemeli ve onun sözünü bitirmesini beklemeliyiz. Karşımızdakini alaya alarak konuşmamalıyız. Bağırarak konuşmamalıyız, hem muhatabımızı hem de çevremizdekileri yüksek sesle konuşmalarımızla rahatsız etmemeliyiz.