Bursa Hakimiyet

İstihare namazı nasıl kılınır ve nasıl yapılır?

İstihare; bir kimsenin yapmak istediği bir şeyin kendisi için hayırlı olup olmayacağı konusunda bir işarete kavuşmak maksadıyla yatmadan önce iki rekat namaz kılarak Allah’a dua etmesidir. İnsanlar, bazen kendileri için önemli bir karar verecekleri veya bir seçim yapacakları zaman dünya ve ahiret bakımından kendileri için hangisinin daha hayırlı olacağını kestiremezler. Bunu anlayabilmek için istişare ederler ve Allah’tan yardım dilerler. Bu bakımdan istihare, bir bakıma yapılacak işin hayırlı olmasını; hayırlı ise gerçekleşmesini Allah’tan dilemek ve O’ndan tercih konusunda yardım istemek demektir. Hz.Peygamber (s.a.v.) ashabına her işte istihareyi, Kur’an’ın bir suresini öğrettiği gibi öğretmiştir.
İstihare namazı menduptur. Namazın birinci rekatında Fatiha’dan sonra Kafirun suresi; ikinci rekatında Fatiha’dan sonra İhlas suresi okunur. Namazdan sonra istihare duası yapılır. Hz.Peygamber (s.a.v.) istiharede şöyle dua edilmesini tavsiye etmiştir: “ Allah’ım! Senden, ilminle hakkımda hayırlı olanı bana bildirmeni, kudretinle bana güç vermeni istiyorum. Senin büyük fazlı kereminden ihsan etmeni istiyorum. Senin her şeye gücün yeter, ben ise acizim. Sen her şeyi bilensin, ben ise bilmem. Çünkü Sen bütün gizli şeyleri en iyi bilensin. Allah’ım! Yapmayı düşündüğüm bu iş, benim dinim, yaşayışım, dünyam ve ahiretim bakımından hakkımda hayırlı olacaksa, bunu bana takdir eyle, onu bana kolaylaştır, uğurlu ve bereketli eyle! Eğer bu iş, benim dinim, yaşayışım, dünyam ve ahiretim bakımından kötü ise, onu benden, beni ondan uzaklaştır. Hayır, nerede ise, onu bana takdir et ve onunla beni hoşnut eyle!” 

İbadet ve sevap işlemek gibi iyi olduğu, haram ve günah gibi kötü olduğu bilinen şeylerde istihare yapılmaz. İstihare, yapılmasının doğru olup-olmadığında tereddüt edilen şeylerde yapılır ve yedi kere tekrarlanır. İstihareden sonra, insanın gönlüne bir açıklık gelir ve ilk defa kalbe doğan şeyin hayırlı olduğu kabul edilerek ona göre hareket edilir. İstihareden sonra rüya görmenin ve bu rüyayı iyiye veya kötüye yormanın dayanağı yoktur. İstihare namazı kılınmaması halinde, sadece duası okunmakla yetinilir.

Evvabin namazı

“Evvabin” tövbe edip Allah’a sığınanların namazı anlamına gelir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in evvabin namazının kuşluk vakti kılınacağını ifade eden hadislerinin yanı sıra akşam namazından sonra nafile kılan kimsenin evvabin’den olacağını bildiren başka rivayet sebebiyle, evvabin namazı tabirinin akşam namazından sonraki nafile için kullanılması yaygınlaşmıştır. Altı rekatlık bir namaz olan evvabin namazı, tek selamla kılınabileceği gibi üç selamla da kılınabilir. 
Peygamberimiz (s.a.v.): “Kim akşam namazından sonra kem söz söylemeksizin altı rekat namaz kılarsa, bu kendisi için on iki senelik ibadete denk kılınır.” buyurmuşlardır. Ayrıca kendisinin de akşam namazından sonra altı rekat namaz kıldığı rivayet edilmektedir.

“Kabir-Nur” namazı var mıdır?

Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabından “kabir namazı” adıyla bir namaz kılındığına dair bir rivayet ulaşmamıştır. Dolayısıyla bu niyetle namaz kılmak bidattir. Ancak kişi istediği vakit nafile olarak dilediği kadar namaz kılar ve arkasından yapacağı duada kabir azabı ve kabirdeki şerlerden Allah’a sığınabilir. Zira Hz. Muhammed (s.a.v.), duada kabir azabından Allah’a sığınmayı tavsiye etmiştir.
Ayrıca halk arasında “kurtuluş namazı” diye bir namazdan söz edilir. Kur’an’da ve sünnette “kurtuluş namazı” diye özel bir namaz yoktur. Kur’an’da ve sünnette yer almayan bir namazı ortaya çıkarmak bidattir. 

Kul hakkı namazı var mıdır?

İslam dininde ibadetler Allah ve Resulü tarafından belirlenmiştir. Ne Kur’an’da ne de sünnette “kul hakkı namazı” diye bir namazdan söz edilmemiştir. Kişinin kul hakkından kurtulmasının yolu, hak sahibine hakkını vermesi ve onunla helalleşmesidir. Yaptığı zulüm için de Allah’a tevbe etmelidir.
Tevbe etmeden önce iki rekat namaz kılması menduptur. Kul hakkı konusunda Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kimin üzerinde birinin namusu ya da malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmadığı kıyamet gününden önce onunla helalleşsin. Aksi takdirde kendisinin salih ameli varsa, yaptığı zulüm miktarınca se-vabından alınır, hak sahibine verilir. İyilikleri yoksa, zulüm yaptığı kardeşinin günahından alınır, onun üzerine yükletilir.”