Bursa Hakimiyet

İyiliği emretmek kötülükten sakındırmak

Kâinatta gayesiz hiçbir varlık yoktur. Yaratılanların en şereflisi ve mükemmeli olan insanın yaratılışı da gayesiz değildir. İnsanın yaratılışındaki gayeyi Yüce Allah şöyle beyan buyurmaktadır: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat-56) 
Kulluk; iman, ibadet ve ahlakta yapılan bütün söz ve davranışlardır. Bu söz ve davranışlarımızdan biri de “emri bil maruf nehyi anilmünker” yapmak yani iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmaktır. 
Kur’an-ı Kerim mü’minlerin temel özelliklerinden söz ederken, onların birbirlerine iyiliği emrettiklerini, kötülükten alıkoymaya çalıştıklarını bildirmektedir. Müminlerin iyiliği emreden, kötülükten men eden özellikleri sebebiyle en hayırlı ümmet oldukları ifade buyrulmaktadır. Yüce Allah: “Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a inanırsınız.” (Al-i İmran-110) buyurmuştur.
Günümüzde insanlık zulüm, vahşet, açlık, kıtlık, katliam, kan ve gözyaşı altında kıvranıyor. Toplumların ahlaki yapıları çöküyor. Maddi ve manevi felaketler insanlığın sonunu hazırlıyor. Bu başıboşluğun ve düzensizliğin sorumluları arasında maalesef Müslümanlar da yer alıyorlar. Çünkü Müslümanlar “emri bil maruf nehyi anilmünker” emrini gereği gibi uygulamıyorlar.
Müslüman özel hatalarında istiğfara, başkalarının hatalarında ise ıslaha mükelleftir. Müslüman ifsat eden değil, ıslah edendir. Müslüman önce kendi nefsine iyiliği emredip, kötülüklerden alıkoymalı, sonra da aile fertleri başta olmak üzere yaşadığı sokakta, mahallede, semtte ve kentte yaşayanlara emri bil maruf nehyi anilmünkeri uygulamakla görevlidir. Müslüman bir kişi kendisi dışındakilerin hatalarına karşılık duyarsız kalamaz ve “bana ne” diyemez. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Sizden biriniz bir kötülük gördüğünde onu eliyle değiştirsin. Eğer buna gücü yetmezse diliyle uyarsın. Buna da gücü yetmezse kalbiyle nefret etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”
Hadisi şerifteki kötülüğü menetmenin ilk şartı “elinizle düzeltin” emridir. Ancak bu görev fertlerin değil, devletindir. Kötülükleri eliyle men etme görevi devlet yöneticilerinindir. “Dilinizle uyarın” sözünden anladığımız nasihattir. Kötülüğün ferdi ve içtimai zararlarını anlatmaktır. Buna da güç yetmez ise kalben nefret etmektir. Yani yapılan o işin onaylanmadığını tavırla belli etmektir. 
Emri bil maruf ve nehyi anilmünker Müslümanların kardeşliğine en güzel örneklerdendir. Yıkmak değil yapmak, imha etmek değil inşa etmek kardeşlerin birbirlerine görevlerindendir. Emri bil maruf nehyi anilmünker ile bir insanın cehenneme sürüklenmesine engel olmak mümkündür. Öyleyse kardeş kardeşi mutlaka uyarmalı ve doğrularla buluşturmalıdır. İslam bu yetkiyi cinsiyet farkı gözetmeden bütün müminlere vermiştir. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir:
“Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin velileridirler. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Allah’a ve Peygamberine itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir.” (Tevbe-71) 
Emri bil maruf nehyi anilmünker ile hem kendimizi hem sevdiklerimizi hem de diğer insanları doğruya ve güzele davet etmek suretiyle, dünya ve ahretlerini kurtarmalıyız.  Yüce Allah buyuruyor ki: “İçinizden iyiliği emreden, kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.”    (Al-i İmran-104)