Bursa Hakimiyet

Kalbi işgal eden siyah noktalar

İslam bir rahmet dinidir. Kur'an-ı Kerim bir hidayet ve rahmet kitabıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) alemlere rahmet bir peygamberdir.
Müslüman bir işe "BİSMİLLAHİRRAHMANİRRA-HİM" diyerek başlar. Yani ALLAH'ın rahman ve rahim sıfatlarını zikreder.
Kur'an-ı Kerim'de mecazi anlatımlar vardır. Bunlardan bazıları da "kalbin paslanması", "kalbin taşlaşması" gibi ifadelerdir. Kur'an-ı Kerim'de:
"Hayır hayır! Doğrusu onların yapıp ettikleri kalplerini paslandırmıştır." (Mutaffifin-14), "...kalpleriniz katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu..." (Bakara-74) ayetleriyle Yüce Allah kalplerin paslanmasından ve taşlaşmasından söz eder.
İnsan vücudunun en yumuşak organı nasıl taşlaşır? İnsanın işlediği ameller nedeniyle kalpleri nasıl paslanır?
Sorduğumuz bu soruların cevabını Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in şu hadisinde çok net olarak bulmaktayız: 
"Kul bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bundan vazgeçip tövbe ve istiğfar ettiği vakit kalbi parlar. Eğer günahtan dönmez ve bunu (günahı) yapmaya devam ederse siyah noktalar artar ve kalbini işgal eder."
Kalbi işgal eden siyah noktalar nelerdir? 
Haram olan, günah olan her şey, kalbi işgal eden siyah noktalardır. Mesela; kin, nefret, haset, intikam, inançsızlık, inkarcılık, merhametsizlik...gibi
Kişi ile kalbin arasında ALLAH vardır. İnkarcılık ve inançsızlık kalbi işgal altına aldığı vakit, kalp paslanır ve taşlaşır. Paslanmış ve taşlanmış kalp, Rabbine kapalıdır. Rabbine kapalı bir kalp ancak iman ve tövbe istiğfar ile Rabbine açılır.
Kalbin pası ancak iman nuru ile silinir. Kalbin kilidi ancak hakikat anahtarı ile açılır. 
Sonuç itibariyle;
Kalpleri işgal eden siyah noktalardan kurtulmak için önce kalbe imanın girmesini sağlamak ve tövbe istiğfar etmek, sonra da kalbe rikkat (incelik), şefkat ve merhamet kazandırmak gerekir. Salih amellerle kalbi tertemiz etmek ve güzelliklerle taçlandırmak gerekir.

Hepimiz bir kitabız...

Kainat bir kitaptır. Kainat içindeki en değerli varlık olan insan da bir kitaptır. Hepimiz bir kitabız. Her birimiz ayrı özelliklerdeyiz. Her birimizde aynı konular da var farklı konular da. Her sayfamız ayrı ayrı açılsa da, bütün sayfalarımız aynı anlam dünyasına açılmalıdır. Çünkü bir aradayken daha anlamlı ve faydalı oluruz. Ancak ne zaman ki "ben daha anlamlıyım" demeye başlarsak bütünlüğü ve samimiyeti bozmuş oluruz. Anlam derinliğimizi ve özümüzü kaybederiz. Anlam derinliğimizin ve özümüzün kaybolmaması için her bir sayfamızı "hasbilik" kılıfında muhafaza etmeliyiz.
Hasbilik; her hangi bir karşılık beklemeden ALLAH yolunda fedakarlıkta bulunmaktır. Madem her birimiz kitabız, öyleyse etrafımızda ders halkaları oluşturmalıyız. Sayfalarımız çevrildikçe ALLAH için okunmalıyız. Hizmetlerimizi ALLAH için yapmalıyız. Gösteriş için yaptıklarımızdan dolayı, iflas edenlerden olacağımızı unutmamalıyız.
İflas etmenin bir yönü de uhrevi değerleri terk etmektir. Maddi değerlerin peşine düşüp, manevi değerlerden mahrum kalmaktır. 
Unutmayalım ki; hesabi olanlar yenilgilerini, hasbi olanlar zaferlerini ilan ederler.

Ölen kişi için 7, 40, 52. gün var mıdır?

Bir kimsenin ölümünün 7, 40 ve 52. günü şeklinde zamanlar tayin edip, bu zamanlarda özel bir merasim yapmanın dini bir dayanağı yoktur. Ölen bir Müslüman usulüne göre yıkanıp kefenlenip, cenaze namazı kılınır. Ölen kişi için sadece vefatının 7, 40 ve 52. gününde değil, ruhuna bağışlanmak üzere her zaman Kur'an okunur, dua edilir, hayır hasenat yapılır.

Günün duası

"Allah'ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin."