Bursa Hakimiyet

Kalem ve yazdıkları

Kâinat eşsiz bir sanattır. Bu sanatın sanatkârı ise Allah’tır. Kâinat içindeki en mükemmel sanat ise insandır. Kâinat insan için yaratılmıştır. İnsan olmazsa kâinatın bir anlamı olmaz. Kâinata anlam ve değer kazandıran insandır.
İnsan “eşref-i mahlukat” yani mahlukatın en şereflisidir.
İnsan “ekmel-i mahlukat” yani yaratılanların en mükemmelidir.
İnsan “zübde-i kâinat” yani kâinatın özüdür.
İnsan beden ve ruh bütünlüğü içinde mukaddes bir amaca namzet bir varlıktır.
İnsan kâinatın fihristidir. İnsanda koskoca bir âlem gizlidir. Nasıl ki bir çekirdekte ağacın bütün özellikleri kodlanmışsa, insanda da adeta kâinat kodlanmıştır.
İnsanın yaratılışında bir hikmet, dünyaya gelişinde yüksek bir gaye vardır. İnsan, üstün yeteneklerle donatılmıştır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en büyük özellik akıldır. Akıl nimetiyle donatılan insan, sosyal ve sorumlu bir varlıktır.
İnsanın hem kendisini yaratan Yüce Allah’a hem de başta insanlar olmak üzere diğer varlıklara karşı bazı görev ve sorumlulukları vardır. Bu özelden genele, bireyden topluma uzanan ve şekillenen bir sorumluluk bilincidir.
İslam dininin ilk emri “oku”dur. Kur’an-ı Kerim’de: “ Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir.” (Alak, 1-5) buyrulmaktadır.
Kur’an-ı Kerim’in insanlığa verdiği ilk emrin ve mesajın “oku” ile başlaması çok önemli ve anlamlıdır. Yüce Allah “oku” emri ile bizlere harflerden kelimelere, kelimelerden cümlelere, cümlelerden konulara doğru okumamızı emreder. Ancak bununla birlikte, kâinattaki varlıkları-olayları okumamızı ve üzerinde düşünmemizi de emreder.
Okumak ayrıcalıktır. Okumak bilgi sahibi olmaktır. Okumak hayata anlam katmaktır. Okumak ilerlemek, geleceği görmektir. Okumak, kişinin düşünce ufkunu geliştirmektir.
Okumak kalem tutmaktır. İnsana okuyabilme, okuduğunu anlayabilme, anladığını yazabilme yeteneği verilmiştir. Okuyan insan düşünen insandır. Düşünen insan da, yazan insandır.
Yazmak zor bir iştir. Yazmak meşakkatli olsa da, lüzumludur. Yazar bilgi ve tecrübesini kelimelere yükler.  Kelimelere yüklenen anlam ve hikmet ise kaybolmayan bir kıymettir. Bu kıymet paha biçilemeyecek kadar değerlidir. Kalpten kelama, kelamdan kaleme dökülen yazılar, bulundukları yeri ve okundukları yürekleri aydınlatırlar.
Kur’an-ı Kerim’de “kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına” (Kalem,1) yemin edilir. Bu ayette bilginin evveli konumundaki kalem ve yazmaktan bahsedilmiştir. İnsan yazmaya ve okumaya aşk derecesinde bağlanmalıdır. Okuma ve yazmaya aşk derecesinde bağlanmayan insanın bilgisi sığ, kalemi kısır, irfanı eksik olur.
Yazmak ve okumak insanın duygu ve düşünce dünyasını güzelleştiren asil bir tutkudur. 

Bursa Hakimiyet’te 11 yıl

2004 yılının ekim ayında gazetemizde yazmaya başladım. Bugün 2014 yılının kasım ayındayız. Tam 11 yıldır (kısa aralıklar ve ayrılıklar hariç) gazetemiz Bursa Hakimiyet’teki yazılarımda, kelime ve cümlelerimle yüreğimin göğünden sizlere sağanak sağanak yağmaya, mana ikliminizde bereket olmaya gayret ettim.
Yazdığım her cümleyi, her ifadeyi gönül süzgecimden geçirip, büyük bir özenle arındırıp istifadelerinize sundum. Yazmak suretiyle hem çok önemli bir misyonu yüklenmiş, hem de yüce bir  vazifeyi ifa etmiş oldum.
Yazarken aşkla yazmak ve harflere sevgi katmak önemlidir. Yazarın kalbinde, kelamında ve kaleminde kin ve yalan olmaz. Kin ve yalan olan yerde sevgi ve samimiyet olmaz. 
Yazar için, okurun düşünceleri çok önemlidir. Yazarın yazılarında sevgi ve samimiyetin olmadığına dair bir düşünce okurlarda asla oluşmamalıdır. Böyle bir düşünce oluşumu, yazarı öldürür..!
Bursa, ULU bir şehirdir. Bu ulu şehrin toprakları üzerinde kullanılan her kalem, onun gökkubbesi altında satırlara düşen her cümle en az Bursa kadar özel ve güzel olmalıdır. Yazılarımla bunu sağlamaya çalıştım. Çünkü siz değerli okurlarım bu özelliğe ve güzelliğe layıksınız.
Okurlarının yürek imparatorluğunda TAÇ giymek, bir yazar için en büyük onur ve şereftir. 11 yıldır çıktığım bu aydınlık yolda, “GÖNÜLLÜ YAZAR” olarak yaptığım  vazifenin huzuru ve şadlığı içerisindeyim.
Mutlu olmanın ve başarının sırlarından biri de vazifeleri layıkıyla yerine getirmektir. Vazifesini yapan bir kişinin vicdanı rahat, gönlü huzurlu olur. 
Hiçbir vazife küçük değildir. Önemli olan küçük de olsa gerekeni yapmaktır. Yapacağımız işlerle hem gözleri açmalı, hem de gönülleri aydınlatmalıyız. Yapacağımız işler kalbe girmeli ve ruha tesir etmelidir.

Teşekkür

Çalışan insan, üreten insandır. Üreten insan, vazifesini layıkıyla yapan  insandır.
Vazifelerimizi öylesine güzel ve mükemmel yapmalıyız ki, yaşadığımız topluma ve insanlığa faydası olmalıdır. Bugünümüz dünden kârlı, yarınımız ise bugünümüzden daha faydalı ve kazançlı olmalıdır. İki günü birbirine eşit geçirmek, İslam’ın ruhuna uygun düşmez. Bu gerçeği Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle ifade buyurmuştur:
“İki günü birbirine eşit olan zarardadır”
Ben de 11 yıldır iman, ibadet ve ahlak konularında yazıyorum. Yazılarımla yaşadığım topluma ve insanlığa hizmet etmeye çalışıyorum. 
Böylesine ulvi bir  vazifeyi yerine getirmem için, bana resmi izin veren Bursa Valiliği’ne, il ve ilçe müftülerime şükranlarımı arzediyorum.
Yazmam için bana imkân tanıyan Bursa Hakimiyet Gazetesi yöneticilerine, ayrıca şahsıma güven duyan ve yazılarıma yüksek teveccüh gösteren siz muhterem okurlarıma da teşekkürlerimi sunuyorum.