Bursa Hakimiyet

“KÜN!”

Hayatı ve ölümü yaratan ALLAH’tır. Uykuyu ve uyanmayı yaratan da ALLAH’tır.
Bir damlacık sudan insanı yaratan ALLAH, insanın ölümünden sonra dağılmış olan bütün zerreciklerini bir araya getirme kudretine sahiptir. Birinci defa yaratmakla, ikinci defa yaratmak arasında ALLAH için hiçbir zorluk yoktur. Bir şeyi yoktan var eden Allah’ın onu ikinci defa var etmesinin öncelikle mümkün olduğunu ispata örnek olarak bir ayeti kerimede buyruluyor ki:
“…Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek? diyor. De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı hakkıyla bilendir.” (Yasin, 78-79)
Bir başka ayeti kerimede de şöyle buyrulmaktadır:
“Ey insanlar! Eğer yeniden diriltmekte şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan (aşılanmış yumurtadan), sonra organları önce belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından yarattık ki, size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz. Sonra sizi bir bebek olarak dışarıya çıkarırız. Sonra da tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiririz). İçinizden kimi vefat eder. Yine içinizden kimi de ömrün en düşkün çağına kadar götürülür, ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin…”(Hac 5)
Gözümüzün önünde her gün cereyan eden yüzlerce hadise yaşanıyor. Kış mevsiminde ölen bitkiler, ilkbahar mevsiminde yeniden diriliyor. Her sabah doğan güneş, akşam vaktinde batıyor! Akşam gökyüzünü süsleyen Ay, şafak vaktinde görevini tamamlamış oluyor! Kâinatı bir ahenk içerisinde yaratan ALLAH’ın yaratmayı murat eylediği şeye “KÜN!” yani “OL!” diye emretmesi kâfidir.
Allah için bir insan yaratmakla, bütün insanları yaratmak arasında hiçbir zorluk yoktur. Bütün insanlara can veren ALLAH’ın, ölümden sonra yeniden dirilme hadi-sesinde de “OL” emri yeterlidir. Bu gerçek, iki kere ikinin dört etmesi gerçeğinden daha kuvvetli bir gerçektir.
Gökleri ve yeri ayakta durduran ALLAH, insanı da önce yaratır sonra öldürür sonra tekrar diriltir. Bu O’nun için asla zor değildir. Her şey O’nun emrindedir. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir:
“Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nun emrindedir. Hepsi O’na boyun eğmişlerdir.” (Rum-26) ”
Bir başka ayeti kerimede de buyruluyor ki:
 “Gökleri ve yeri yaratan ve bunları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın, ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğini görmüyorlar mı?...” (Ahkaf 33)
Allah’ın kudreti sonsuzdur. Her şeyi aynı kolaylıkla yaratır. Allah için bütün varlıkları yaratmakla, bir varlığı yaratmak aynı kolaylıktadır. Allah bir varlık ile bütün varlıkları aynı anda, aynı kolaylıkta, aynı süratte yaratma kudretine sahiptir.

Her kul öldüğü hal üzere dirilecektir

İslam inancına göre kıyamet koptuktan sonra her şey yok olacak, Allah’tan başka hiçbir canlı kalmayacaktır. Nitekim bir ayette: “Yerüzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacaktır.” (Rahman 26-27) buyrulmuştur.
Öldükten sonra tekrar dirilmek, ahiret hayatının en önemli devrelerinden biridir. Ebedi hayatta mutlu olmanın yolu, dünyada iken Allah’ı razı edecek bir hayat sürdürmeye bağlıdır. Bugün ne isek yarın da oyuz. O halde ölmeden önce nefis muhasebesi yapmalıyız. Allah bizi hesaba çekmeden önce biz nefsimizi hesaba çekmeliyiz. 
Mesela;
Azrail (a.s) ile karşılaşma ve tanışma anına hazırlıklı mıyız?
Eğer bugün ölürsek halimiz nice olur?
Yaşadığımız hayattan Allah(c.c) mı memnundur yoksa şeytan mı?
Allah’ın rızası olduğu bir hayatı yaşıyor muyuz?
Allah için ne yapıyoruz? 
gibi sorularla kendimizi yoklamalıyız. Peygamber Efendimiz (sallallahüaleyhivesellem) buyuruyor ki: “Hesaba çekilmeden evvel, kendinizi hesaba çekiniz.”
Şu halde bizlere düşen görev, şu geçici dünya hayatında Allah’ın rızasına uygun bir hayat sürüp ebedi saadeti kazanmak olmalıdır. Son nefes çok önemlidir. Son nefesimiz iman ve Kur’an üzere olmalıdır. Çünkü her kul öldüğü hal üzere dirilecektir. Öyleyse şu ayeti dilimizden düşürmeyelim:
“Rabbim!..Benim canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat.” (Yusuf -101)
Ayette geçen iyilerden maksat; Peygamberler ve Allah’ın salih kullarıdır. Bu şekilde dua etmenin manası; onların amelleri gibi amel etmeye muvaffak olmak, onların derecelerine nail olmaktır. Müslüman, dünyadan imanlı olarak ayrılmayı arzu etmeli ve bu isteğini dualarına da yansıtmalıdır. 
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu sözünü kalbimizden ve aklımızdan hiç çıkarmayalım:
“Nasıl yaşarsan öyle ölürsün, nasıl ölürsen öyle dirilirsin.”