Bursa Hakimiyet

Kur’an, ezan, vatan, bayrak

Ağustos ayına giriyoruz. Milletlerin kendi tarihlerinde önemli gün, hafta ve aylar vardır. Tarihi şan ve şerefle dolu Türk milletinin kutlanmaya değer sayısız gün ve aylarının yanında bir ay vardır ki bu; milletimizin ismini tarihin sayfalarına altın harflerle yazdıran zaferlerin kazanıldığı ağustos ayıdır. 
Ağustos ayında kahraman millet olmamızın şerefini yâd etmek, zaferlerimizin hatırasını ve heyecanını tekrar yaşamak bir Türk evladı olarak hakkımız ve görevimizdir.
Mümin için hayat; iman ve mücadeledir. İman; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Yüce Allah’tan vahiy yoluyla getirdiği her şeye şeksiz, şüphesiz ve tereddütsüz inanmaktır. İmanımız sayesinde din, vatan, millet, namus… gibi mukaddes değerlerin savunulması için maddi ve manevi her türlü imkanları ortaya koyarak zalimlerle, hainlerle, şerirlerle mücadele ederiz.
Tarihi şan ve şerefle dolu olan Türk milletinin kazandığı eşsiz zaferlerin temelinde İslamiyet ve insaniyete hizmet aşkı vardır. Allah ve vatan sevgisi vardır. Anadolumuzu bize ebedi yurt yapan, millet olarak her devirde bizi yıkılmaz kılan ve dimdik ayakta tutan bu ruhtur. 
İnancımıza göre; peygamberlikten sonra ahiret rütbelerinin en yücesi şehitliktir. Allah yolunda can veren bir mümin gerçekte ölmemiş, hayatını Allah, din, vatan ve namus için adamıştır. Bu nedenle onlara ölü denemez. Allah katında diridirler. 
“Gazi” ve “şehit” payesine erme duygusu, mümini zaferden zafere koşturur. Bedir’de, Uhut’da, Hayber’de, Malazgirt’te, Kosova’da, İstanbul’un fethinde, Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da kazanılan zaferler hep bu imanın mahsulüdür. 
İnançları çerçevesinde hür yaşamanın önemini idrak edemeyenler ve gerektiğinde vatanları uğrunda ölmeyi göze alamayan milletlerin istiklal ve hürriyetlerini devam ettirmeleri mümkün değildir. 
İnsan için vücut neyse, millet için vatan odur. Vatanı olmayan milletler varlıklarını sürdüremezler. Vatan sevgisini imandan kabul eden milletimiz; din, vatan, ezan, bayrak için hiçbir fedakarlıktan kaçmamış, gerektiğinde seve seve can vermişlerdir.
Her Türk evladının fıtri duygusuna göre; vatanın bir karış toprağı bile düşmana verilemez. Bu idealin gerçekleşmesinde “ölürsem şehit, kalırsam gazi” inancının rolü çok büyüktür. 
Dün dedelerimiz Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda “Anadolu tapusu”na sahip çıkarken büyük bedeller ödemişlerdir. Diyarbakırlı, Hataylı, Şanlıurfalı, Karslı, Trabzonlu, Edirneli, Niğdeli, Konyalı, İzmirli, Mersinli, Adanalı, Malatyalı, Samsunlu, Muşlu, İstanbullu, Erzurumlu, Bursalı kısacası Türk, Kürt, Laz, Yörük el ele, omuz omuza, gönül gönüle vererek KUR’AN’I ÇİĞNETMEMEK, VATANI BÖLDÜRTMEMEK, BAYRAĞI İNDİRTMEMEK, EZANI DİNDİRTMEMEK için mücadele vermişlerdir. Bu mukaddes değerler için can vermişlerdir. 
“Anadolu tapusu” bugün bizlere emanettir. Bu tapuyu korumak ve gelecek nesillere sapasağlam ve tertemiz bırakmak hepimiz için dini ve milli bir görevdir.