Bursa Hakimiyet

Kur’an’da İbrahim (a.s) kıssasındaki hikmetler

Hz. İbrahim (a.s), Kur’an’da kendisinden en çok söz edilen peygamberlerden biridir. Kur’an-ı Kerim, İbrahim (a.s)’da ve onunla beraber olanlarda güzel örnekler bulunduğunu bildirir. (Mümtehine 4-6) Hz. İbrahim (a.s) yıldız, ay ve güneş gibi gök cisimlerinden hareketle kavminin dini telakkilerinin anlamsızlığını vurgulamış ve onlara tevhid inancını tebliğ etmiştir. (En’âm 74-83) O’nun babasından başlayıp, kavmi ve devrin hükümdarı Nemrut ile arasında geçen konuşma ve tartışmaları, Allah’a imanındaki samimiyetini ve inandığı değerlere hayatı pahasına sahip çıkmasını gösterir. 
Hz. İbrahim (a.s), yıllarca hasretini çektikten sonra kavuştuğu biricik yavrusunu kurban etmesi istendiğinde, baba-oğul bu büyük imtihanı kazanmış ve mükafat olarak, geriden gelecekler arasında ismi ebedileştirilmiştir. 
Yoldan geçen misafirlerine, hiç vakit geçirmeden buzağıyı hazırlatıp, ikram etmesi, onun engin cömertliğini güzel bir örneğini ortaya koymaktadır.
Kur’an’da, Hz. İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği verildiği ifade edilir. (Enbiya 51) Hz. İbrahim (a.s) bu yeteneği sayesinde, putperest bir toplum içinde dünyaya gelmesine rağmen putlara tapmamış ve putlara tapan babasını da bundan vazgeçirmeye çalışmıştır. Bir gün, insanların taptığı putlardan büyük olanı bırakıp diğerlerini kırmıştır. Kendisine “Putları sen mi kırdın?” diye sorulduğunda ise “Hayır! Bunu şu büyük put yapmıştır. Konuşabiliyorsa buna sorun bakalım!” (Enbiya 63) demiştir. Böylece O, Allah’a inanmak için kainata akılla, hikmetle bakmak gerektiğini öğretmiştir. 
Allah’a inanmaları için insanlara başka şekillerde doğru yolu göstermiştir. Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye şımarıp Hz. İbrahim (a.s) ile tartışan bir hükümdara: “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiştir. Hükümdar bu söze “Ben de diriltir, öldürürüm.” diyerek cevap vermiştir. Bunun üzerine Hz. İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir!” deyince, hükümdar ne söyleyeceğini bilemeyerek şaşırıp kalmıştır.” (Bakara 258) 
Rabbinin emri doğrultusunda, oğlu İsmail (a.s) ile birlikte Kabe’yi inşa edip, orayı kıyamete kadar gelecek tüm müminler için bir ibadet yeri olarak hazırlayan Hz. İbrahim (a.s)’i ve bütün peygamberlerimizi  minnet ve şükranla anıyor, ruhlarına sonsuz rahmetler diliyorum.

Kur’an’da Hz. Musa ve Hızır kıssasındaki hikmetler

Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde olduğu gibi Kehf suresinde geçen Hz. Musa (a.s) kıssasında da insanlar için çeşitli öğütler ve hikmetler bulunmaktadır. 
İsrailoğullarının ardı arkası kesilmeyen isyan hareketlerinden sıkılan Hz. Musa (a.s.), bir seyahate çıkar. Seyahati esnasında Kur’an’da “katımızdan bir rahmet verdiğimiz, kendisine bir ilim öğrettiğimiz” diye zikredilen bir kişi ile karşılaşır. Kur’an’da kim olduğundan bahsedilmeyen ancak İslam alimlerinin çoğunluğunun Hızır (a.s.) diye mutabık kaldığı bu kişi ile beraber, Hz. Musa’nın anlamakta güçlük çekeceği bir dizi olay yaşarlar. Daha sonra o kişi başlarına gelen olayların hayır ve hikmetlerini birer birer Hz. Musa’ya açıklar. Etrafındaki olayları dikkatli bir şekilde izleyen, karşılaştıklarından sonuç çıkarabilen Hz. Musa (a.s), hikmetlerle dolu bu kısa yolculuğunda olayların ilahi takdire dayalı birer gerçek yönlerinin olduğunu öğrenir. 
Yüce Allah kıssada; öğretmen-öğrenci ilişkilerinin yanı sıra sabırlı olmakla ilgili öğütlere yer verir ve bağışlayıcı olmak, hoşgörülü davranmak, faydalı ilmi bulmak için her türlü zorluğa göğüs germek, eğitim-terbiye metotları gibi konuları, ibretli sözlerle Müslümanların dikkatine sunar.