Bursa Hakimiyet

Malazgirt zaferi

Yer: Malazgirt Ovası
Günlerden cuma.
Sultan Alparslan cuma namazı öncesi ordusuna şöyle sesleniyor:
“Ey askerlerim! Burada ALLAH’tan başka sultan yoktur. Emir ve kader tamamıyla O’nun elindedir. Bu sebeple düşmana karşı benimle birlikte savaşmakta veya savaşmamakta serbetsiniz. Eğer şehit olursam, bu beyaz elbisem kefenim olsun. O zaman ruhum göklere yükselecektir. Zaferi kazanırsak; istikbal          bizimdir.”
Türk tarihi hiçbir milletin tarihi ile ölçülemeyecek kadar eşsiz zaferlerle doludur. Şanlı tarihimizde en çok zafer kazandığımız ay, ağustostur. Bu nedenle ağustos ayı tarihimize “ZAFERLER AYI” olarak geçmiştir. Ağustos ayının tapusu, TÜRK MİLLETİ’ne      aittir.
Ağustos ayının Müslüman Türk milleti için büyük önemi vardır. Ağustos; Müslüman Türk Milleti’nin kahramanlığının destanlaştığı zaferlerimizin ayıdır. Takvim yaparaklarını çevirdiğimiz zaman, Ağustos ayının her gününde adeta Müslüman Türk milletinin mührüne şahit oluruz.
Ağustos ayındaki zaferlerimizden bazıları şunlardır; Magosa’nın fethi, Nice’nin fethi, Belgrad’ın fethi, Halep’in fethi, Çaldıran zaferi, Kosova zaferi, Anafartalar zaferi, Conkbayırı zaferi, Sakarya Meydan Muharebesi, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve MALAZGİRT ZAFERİ.
Bugün 26 Ağustos 2015. Bugün MALAZGİR ZAFERİ’nin 944. yıldönümüdür. Bu zafer milletimizin şahlanışıdır. Bu öyle bir şahlanıştır ki; Selçuklu Sultanı ALPARSLAN’ın komutasındaki 50 bin kişilik TÜRK ORDUSU’nun, 200 bin kişilik BİZANS ORDUSU’nu yerle bir ettiği “MALAZGİRT ŞAHLANIŞI”dır. Bu şahlanış; Kur’an’a gönül verenlerin az sayıda olsalar bile, kendilerinden güçlü ve sayıca fazla olanlara galip geleceğinin ispatıdır. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir: “..Allah’ın izniyle nice az topluluk, çok topluluğa üstün gelmiştir..” (Bakara-249)
Selçuklu Sultanı ALPARSLAN komutasındaki 50 bin kişilik Türk Ordusu, Romen Diyojen komutasındaki 200 bin kişilik Bizans Ordusu’nu 26 Ağustos 1071 tarihinde Malazgirt’te hezimete uğratmıştır. Sultan ALPARSLAN bu zaferle ANADOLU’NUN TAPUSU’nu Müslüman Türk milletine hediye etmiştir. Malazgirt zaferiyle Anadolu Müslüman Türk yurdu olmuş ve bu özelliğiyle ebediyete kadar böyle olacaktır.
Alemlerin Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’nın İslamiyeti tebliğe başlamasından bir süre sonra Türkler, İslam ile müşerref olmuşlardır. Türk milletinin İslam dinine etkin hizmetleri olmuştur. Bu etkin hizmetler, Anadolu’nun yurt edinilmesiyle başlamıştır. 
İSLAM DİNİ’ne asırlarca hizmet eden necip milletimize “ANADOLU TAPUSU” bir emanettir. Emaneti korumak her Müslüman üzerine farzdır. Düşman ve şer kuvvetler çeşitli sebeplerle farklı zamanlarda tapumuzu yırtıp, parçalamak istemişlerdir. Ancak muvaffak olamamışlardır ve olamayacaklardır.
Bu cennet vatan toprakları üzerinde huzurlu yaşamamızı ve güçlü ülke olmamızı istemeyen bölücü ve hain mihrakların taktiği önce parçalamak sonra yutmaktır. Bir milleti yıkmak için en etkin taktik; içten bölmektir. Şucu, bucu, ocu şeklinde ötekileştirici ve ayrıştırıcı sözlerle, fertleri birbirine düşürmektir. Kardeşi kardeşe düşman etmek ve birbirlerine vurdurmaktır.
Ey kardeşlerim!
Unutmayalım ki; hepimizin huzur ve güven içerisinde yaşaması, düşmanların oyunlarına gelmeden kardeşlik şuuru ile birbirimize sahip çıkmamızla mümkün olacaktır.
Huzur ve güven içerisinde yaşamak istiyorsak, iç ve dış düşmanlarımıza karşı birlik ve beraberlik içerisinde tek ses-tek yürek olmalıyız. Nabızlarımız “KARDEŞLİK” diye atmalı, kalple-rimiz “TÜRKİYE” diye çarpmalıdır. 
Canlarını feda ederek bizlere eşsiz bir vatan bırakan aziz şehitlerimizi rahmet; gazilerimizi saygıyla anıyorum.