Bursa Hakimiyet

Müebbet bir muhabbet

Kur’an-ı Kerim’de buyruluyor ki:
“Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir. O size çok düşkündür. Üstünüze titrer. Müminlere karşı çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.” (Tevbe-128)
Bu ayeti kerime, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in biz müminlere olan sevgisinin ölçüsünü zikrediyor. Peki bizlerin Peygamber Efendimiz (s.a.s)’ e karşı sevgimizin ölçüsü nedir? Bu sorunun cevabını Kur’an-ı Kerim’de buluyoruz. Yüce Allah buyuruyor ki:
“Peygamber, müminlere kendi canlarından daha azizdir.” (Ahzab-6)
Bir başka ayeti kerimede de şöyle buyruluyor:
“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesat gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Peygamberinden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe-24) 
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadisinde buyuruyor ki:
“Sizden herhangi biriniz beni canından, malından, evladından, ana babasından ve bütün insanlardan daha fazla sevmedikçe iman etmiş olmaz.”
Hz. Ebubekir (r.a) bir gün müşrikler tarafından öldürülesiye dövülür. Ölümlü haliyle bir ara gözlerini açan Hz. Ebubekir’in ilk sözü şu olmuştur: “Resulullah nasıl?”
Peygamber Efendimiz (s.a.s) ile Hz. Ömer arasında geçen bir sohbet sırasında, Hz. Ömer: “Ya Resulallah! Sen bana nefsimden başka her şeyden daha sevimlisin” dedi. Peygamberimiz (s.a.s): “Ey Ömer! Olmadı. Beni kendinden de fazla sevmelisin” buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ömer: “Seni canımdan daha çok seviyorum ey Allah’ın Resulü” deyince, Peygamber Efendimiz: “şimdi oldu ya Ömer!” buyurdu.
14-20 Nisan tarihleri arası “KUTLU DOĞUM HAFTASI”dır. Hafta boyunca yurtiçi ve yurt dışında çeşitli etkinlikler yapılacaktır. Her etkinlikte ALLAH RESULÜ’ne olan sevgimizin ölçüsü anlatılacaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’ e karşı sevgimiz bir hafta değildir. Biz müminlerde ölçü şudur: 
“MUHAMMED (s.a.s)’E MÜEBBET BİR MUHABBET”

Müjdecimiz ve kurtarıcımız (s.a.s)

Dinar oğulları kabilesinden olan Sümeyra Hatun’un eşi, iki oğlu, kardeşi ve babası UHUD savaşında şehit olmuştu. Şehitlerin haberi kendisine verildiğinde Sümeyra Hatun ilk önce:
“Resulullah’ın durumu nasıl?” diye sordu. “Allah’a hamd olsun. Resulullah iyidir.” dediler. Bunun üzerine Sümeyra Hatun: “Resulullah sağ olduktan sonra en ağır musibetler bana hafif gelir.” dedi.
Darağacında iken bile Resulullah’ı düşünen Zeyd. B. Desinne’den bir örnek:
Zeyd b. Desinne (r.a)’nin idam edilmesine karar veren müşrikler, idam edecekleri esnada sorarlar: “Ey Zeyd! İster miydin senin yerine Muhammed burada olsaydı. Senin yerine O’nun boynunu vursaydık.”
Zeyd şöyle cevap verdi:
“Allah’a yemin ederim ki Muhammed’in ayağına bir diken batmasındansa, canımı feda etmeye razıyım ve hazırım.”
Bizler, ALLAH (c.c) ve RESULULLAH (s.a.v) ismini cihana duyurmak için anadan, yardan, serden, diyardan geçmiş ecdadın torunlarıyız. Bugün de aynı ruhu taşımaktayız. Elhamdülillah.
Üstad Necip Fazıl ne güzel söylemiş:
“Müjdecim, kurtarıcım, efendim, peygamberim.
Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim.”