Bursa Hakimiyet

O geldi (s.a.s)

Bugün 20 Nisan 2015  Hicri takvime göre ÜÇ AYLAR’ın birinci günü, Miladi takvime göre Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in doğum yıldönümü.
Bundan 1444 sene evvel idi. 
Cehalet ve zulmün karanlığı ortalığı kaplamıştı. Yeryüzü manevi karanlıklar içerisindeydi. Putperestlik, ilkellik, vahşilik her yeri yakıp yıkıyordu. Zalimlerin zulümleri altında, mazlumlar inim inim inliyorlardı. Diri diri toprağa gömülen kız çocuklarının feryatları kainatın her köşesinden  duyuluyordu. Mazlumların, yetimlerin, öksüzlerin, kimsesizlerin, sahipsizlerin feryatları arzda ve arşta yankılanıyordu.
İşte böylesine karanlık, cani, vahşi ve ilkel bir dönemde insanlık bir kurtarıcı bekliyordu. Karanlık dünyaya bir “Hidayet Güneşi”nin doğması bekleniyordu.
Kameri takvime göre Rabiülevvel ayının 12. gecesi, Miladi takvime göre ise 571 yılının 20 Nisan’ı idi. Günlerden pazartesi idi. Vakit, vakitlerin sultanı, yani seher vakti idi. “Şehirlerin anası” olan Mekke’den bir “Hidayet Güneşi” doğdu.
Bundan 1444 sene evvel vakitlerin en feyizli ve bereketli anı olan seher vaktinde doğan bu “Hidayet Güneşi” ile karanlıklar bir anda aydınlandı! Doğudan batıya bir anda her yer nura gark oldu. Olağanüstü hadiseler yaşandı. Çünkü O (s.a.s) teşrif etti. Kâinatın Efendisi, iki cihan Güneşi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) dünyaya teşrif buyurdu. 
Hz. İbrahim (a.s)’in duası, Hz. İsa (a.s)’nın müjdesi, Amine Hatun’un rüyası gerçekleşmiş oldu.
Bundan 1444 sene evvel O (s.a.s) geldi.
Şirki söndüren, küfrü öldüren O (s.a.s) geldi.
Alem-i manadan arzımıza ve aramıza O (s.a.s) geldi.
Gelişini kainatın alkışladığı O (s.a.s) geldi.
Kur’an’ın ifadesiyle “içimizden biri olan” O (s.a.s) geldi.
Kâinata şan ve şeref veren “Alemlerin Efendisi” olan O (s.a.s) geldi.
Ahmed i Mahmud u Muhammed Mustafa (s.a.s) geldi.
O’nun doğumuyla insanlık yeniden dirildi. 
O’nun doğumu cehalet asrının bitişini, saadet asrının gelişini müjdeliyordu.
O’nun teşrifiyle insanlığın cehennemleşen dünyası, cennete dönüşüyordu.
O’nun gelişiyle virane olmuş gönüller, gül bahçesine dönüşüverdi.
O’nun gelişiyle başta kadın olmak üzere tüm insanlık değer buldu.
O’nun gelişiyle zulmün sesi kesildi, mazlumun ahı dindi.
O, Kur’an’ın ifadesiyle “Alemlere rahmet olarak gönderildi.” (Enbiya-107)
O (s.a.v)’nun teşrifi ve varlığı, Yüce Allah’ın insanlığa en büyük ikramıdır. 
Ey en Sevgili!
Ey gönüllerimizin Sultanı!
Tadınla, lezzetinle, kokunla “hoş geldin”
Mahlukatın nefesi adedince salât ve selam olsun…(s.a.s)

Üç aylar 

İlahi nimetlerden en yüksek oranda faydalandığımız bir mevsim olan “üç aylar” a kavuşmanın büyük mutluluğunu yaşıyoruz. 
Yüce ALLAH’ın biz kullarının kalplerine sayısız defa nazar eylediği müstesna bir zaman dilimi olan üç aylara bizleri kavuşturan Sonsuzluğun Sahibi olan ALLAH’a sonsuz hamd ve şükürler olsun.
Üç aylar; Kameri takvime göre Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Müslümanlar için değeri çok büyüktür. Bu mübarek ayların manevi değerine Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şu sözleriyle işaret buyurmuşlardır:
“Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.”
Bir başka hadis-i şerifinde de şöyle buyurmuştur:
“Ey Allah’ım! Recep ve Şaban aylarını hakkımızda mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına kavuştur.”
Önümüzdeki günlerde üç ayların faziletleri ve bize kazandırdıklarını sizlerle paylaşmak dileklerimle; KUTLU DOĞUM ve ÜÇ AYLAR’ın feyzi ve bereketi, ihsanı ve ikramı gönüllerinize ve hanelerinize sağanak sağanak yağsın.