Bursa Hakimiyet

Okumak, anlamak, bilinçlenmek, uygulamak

Peygamber Efendimiz (s.a.s) özellikle otuz beş yaşından sonra Hira dağında inzivaya çekilmeyi ve tefekkürü adet haline getirmişti. Mekke toplumunun yaşantısına üzülüyor, insan ahlakını ve haklarını düşünüyordu. Kainatı tefekkür ediyordu.
610 yılı Ramazan ayı idi. Peygamber Efendimiz (s.a.s) yine Hira dağında idi. Pazarı pazartesine bağlayan gece idi. Vakit, vakitlerin en feyizlisi ve bereketlisi olan seher vakti idi. Seher vaktinde ufukta nurdan bir şekil göründü. Peygamber Efendimiz (s.a.s) o zamana kadar böyle bir varlığı hiç görmemişti. Gelen bu varlık Cebrail (a.s) idi. 
Cebrail (a.s): "Oku" diye seslendi.
Peygamber Efendimiz (s.a.s): "Ben okuma bilmem ki" dedi.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)'i kollarının arasına alıp kuvvetlice sıkan Cebrail (a.s) tekrar "oku" diye seslendi. Peygamberimiz (s.a.s) yine "ben okuma bilmem" dedi. Cebrail (a.s), Peygamber Efendimiz (s.a.s)'i tekrar kollarının arasına alıp kuvvetlice sıktı ve "oku" dedi. Peygamberimiz yine "ben okuma bilmem" dedi. Peygamber Efendimiz'i (s.a.s) üçüncü kez kollarının arasına alıp daha da kuvvetlice sıkan ve bırakan Cebrail (a.s) şöyle dedi: 
"Yaradan Rabbinin adıyla oku; O, insanı "alak"tan yarattı. Oku, Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O kalemle (yazmayı) öğretendir. O, insana bilmediklerini öğretendir." (Alak, 1-5)
Alak suresinin ilk beş ayeti kerimesine baktığımız zaman "oku" emri iki defa tekrar edilmiştir. Bu ilahi emrin iki defa tekrar edilmesi çok önemli ve anlamlıdır.
Ayet-i kerimelerde "Kur'an oku" denilmemiş mutlak olarak  "oku" emri verilmiştir. Okumanın ALLAH adıyla yapılması emredilmiştir.
Peki insan neyi okuyacak?
İnsan önce kendini okuyacak. Kendisini okuyan insan, böylesine mükemmel ve muazzam bir varlığın kendiliğinden oluşamayacağını ve mutlaka bir yaratıcının olduğunu bilecek.
İnsan, kainatı okuyacak. Kainatı okuduğu zaman; gökyüzü, yeryüzü, güneş, ay, yıldızlar, gezegenler, galaksiler, bulutlar, ağaçlar, yapraklar, bitkiler, sebzeler, meyveler, yağmur, kar, fırtına ve daha nice varlık aleminden haberdar olacak. Sayısızca varlığın mutlak bir sahibi olduğunu bilecek.
İnsan fen ve sosyal bilimleri okuyacak. Temel haklar, üretim, sanayi, bilim ve teknolojiyi bilecek. Kainattaki varlıkların her birinin şekli ve görevinin farklı olduğunu bilecek.
En önemlisi ise, insan mutlaka Kur'an okuyacak. Kur'an'ı okuyan insan, bu kitabın insan ürünü olmadığını ve ilahi bir kitap olduğunu bilecek. Kur'an'ı sadece sevap kazanmak için okumayacak. Kur'an'ın bir hayat kitabı olduğunu bilecek. Okudukça anlayacak. Anladıkça bilinçlenecek. Bilinçlendikçe Kur'an'ın ilkelerini uygulayacak. İlahi ilkeleri uyguladıkça örnek olacak. Örnek oldukça insanlığa hayırlı ve faydalı bir varlık olacak.

"Oku" medeniyetinin okumayan nesli


Ülkemizde basılan ve okunan kitap sayısını diğer ülkelerle karşılaştırdığımda büyük bir mahcubiyet ve üzüntüye kapılıyorum.
Kitap, Avrupalı bir insanın ihtiyaç listesinde 18. sırada yer alırken, Türk insanının ihtiyaç listesinde 224. sırada yer alıyor.
Yapılan istatistiklere göre; Amerika'da 1000 (bin) kişiye 3 bin kitap, Almanya'da 2700 kitap, Rusya'da 700 kitap düşerken Türkiye'de 1000 (bin) kişiye maalesef sadece 7 kitap düşmektedir.
Japonya'da bir kişi yılda ortalama olarak 6 kitap okurken, Türkiye'de 6 kişi 1 kitap okumaktadır.
Şanlı ecdadımız ilim, irfan, kültür ve medeniyette insanlığa örnek olmuştur. Osmanlı Medeniyeti, kütüphaneler dolu eserleriyle tüm dünyaya örnek olmuş ve medeniyetini tüm insanlığa taşımıştır.
Böylesi muazzam ve mükemmel bir medeniyetin mirasçıları olarak içler acısı bir haldeyiz. Kitaplardan uzak bir hayat yaşamaktayız. Artık dünya çok küçük! Çocuklarımızı bu küçük dünyanın devleri haline getirmeliyiz! Bu nedenle kitaplarla iç içe yaşamalıyız.
14-20 Kasım tarihleri arası "Dünya Çocuk Kitapları Haftası"dır. Söz konusu hafta nedeniyle  yazılarım özellikle "çocuk ve kitap" konusu üzerine olacaktır.
Çocuk için en sıcak ve güvenilir yer "ana kucağı"dır. Ana kucağından sonra "okul" yer alır. Çocuklarımız yeniden şekillenen dünyaya hazırlıklı olarak yetiştirilmelidir. Kitaplar ile çocuklarımızı beslemeli ve donatmalıyız.
Çiçero'nun şu sözünü çok beğeniyorum:
"Bir kitaplığın var ise, hiç bir eksiğin yok demektir."

Günün duası


"Allah'ım! Bizlere faydalı ilimler nasip eyle. İlmi ile amel edenlerden eyle. Faydasız ilimden sana sığınırız."