Bursa Hakimiyet

Ölü kurbanı var mıdır?

Ölü kurbanı veya kabir kurbanı diye bir kurban çeşidi yoktur. Ancak sevabı ölüye bağışlanmak üzere kurban kesilebilir.
Ayrıca; kurban borcu olup hayatta iken vasiyet eden kişinin bıraktığı miras yeterli ise, mirasçıları tarafından vasiyeti yerine getirilmesi gerekir.
Tabiinden olan Haneş’ten rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:
“Ben Ali’yi (r.a) iki koçu kurban ederken gördüm. 
-‘Bu da nedir?’ diye sordum. 
Ali (r.a): ‘Resulullah (sağlığında) kendi yerine bir kurban kesmemi vasiyet etti. İşte ben de onun yerine kurban kesiyorum’ cevabını verdi.”
Bu rivayette; Hz. Ali (r.a) kurbanı kesme gerekçesi olarak, Hz. Peygamber (s.a.s)’in kendisine bunu vasiyet etmesini göstermiştir.
Buna göre vasiyeti yoksa, ölen kimseler için mirasçılarının kurban kesmeleri gerekmez. Yani; ölmüş kişi (sağlığında) vasiyet etmemişse, geride kalanlar ölmüş kişi için kurban kesmek zorunda değildirler. 
Ancak bir kimse sevabını ölmüş bulunan anne veya babasına yahut diğer yakınlarına bağışlamak üzere kurban kesebilir. Sevabı onlara bağışlanmak üzere çeşitli hayır kurumlarına, fakir ve muhtaç kişilere bağışta bulunabilir.
Ölenin kendisi için kurban kesilmesine dair vasiyeti yoksa kesen kimse, bu kurban etini fakirlere dağıtabileceği gibi, kendisi ve zenginler de yiyebilir. Ancak ölen kişinin vasiyeti varsa, kurbanın tamamen fakirlere dağıtılması ve yedirilmesi gerekir.
Ölen kimsenin vasiyeti olmaksızın, sevabı onun ruhuna bağışlanmak üzere kesilen kurbanın herhangi bir zamanda kesilmesi caiz ise de; Kurban Bayramı günlerinde kesilmesi daha faziletlidir.
Ancak; kurban ölenin vasiyeti gereğince kesiliyorsa, Kurban Bayramı günlerinde kesilmelidir.

Hz. Peygamber (s.a.s) adına kurban

Özellikle son yıllarda Peygamber Efendimiz (s.a.s) adına kurban kesme çalışmaları yapanlara şahit oluyoruz. Bir grup oluşturarak kendi aralarında para toplamak suretiyle, Hz. Peygamber (s.a.s) adına kurban kestiklerini veya kesmek istediklerini söyleyenlere veya soranlara rastlıyoruz.
Dinimizde böyle bir uygulama yoktur. Bunun, yapılması gereken bir ibadet gibi görülmesi doğru değildir. Çünkü Allah ve Resulü’nden nakledilmeyen bir uygulamayı ibadet gibi telakki etmek ve ona dînîlik vasfı vermek BİDAT’tır.
Yukarıda örnek olarak verdiğim Resulullah (s.a.s)’ın vasiyet olarak Hz. Ali (r.a)’nin kestiği kurban, bu uygulamaya delil olamaz. Çünkü Hz. Ali (r.a) kurban kesme gerekçesi olarak Hz. Peygamber (s.a.s)’in kendisine bunu vasiyet etmesini göstermiştir.

Vekalet yoluyla kurban

Kurbanı, kişinin kendisi kesebileceği gibi, vekalet yoluyla başkasına da kestirebilir. Zira kurban, hac ve zekat gibi mal ile yapılan bir ibadettir. Mal ile yapılan ibadetlerde ise vekalet caizdir.
Nitekim Hz. Ali (r.a)’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Resulullah (s.a.s), develer kesilirken başında durmamı, derilerini ve sırtlarındaki çullarını paylaştırmamı emretti ve onlardan herhangi bir şeyi kasap ücreti olarak vermeyi bana yasakladı ve ‘kasap ücretini biz kendimiz veririz’ buyurdu”
Vekalet yoluyla kurban kestiren kişi, kendi bulunduğu yerde birisine vekalet verebileceği gibi, başka bir yerdeki kişi veya kuruma da vekalet verebilir.
Vekalet vermek isteyenler sözlü veya yazılı olarak verebildikleri gibi, telefon, internet, e-mail, faks ve benzeri iletişim araçları ile de verebilirler. Vekil tayin edilen kişi veya kurum aldığı vekaleti gereği gibi yerine getirmelidir.

Kurbanın derisi

Kurbanın derisi, bir fakire veya hayır kurumuna verilmelidir.
Kurban derilerinin para karşılığında satılması, kurbanın kesimi veya bakımı için ücret olarak verilmesi caiz değildir. Derinin satılması halinde, bedelinin yoksullara verilmesi gerekir.