Bursa Hakimiyet

Ölüm, aldığımız nefesten daha yakındır

Kurban Bayramı’nın 2. günü idi. Bursa Kent Konseyi Başkanı merhum Semih Pala telefonla aradı. Önce bayramlaştık sonra o günkü bayram yazımı okuduğunu ve çok beğendiğini söyledi. Bursa’ya döndüğünde bayram yazımın üzerine biraz sohbet edelim dedi. Konuşmamız karşılıklı “HELALLEŞME” ile sonlandı.
Semih Pala artık aramızda yaşamıyor. Ölüm insana aldığı bir nefes kadar yakın. Hatta nefesimizden daha yakın. Aslında unutmamak gerekir ki; gelecek olan her şey yakındır.
Yaşadığımız şu dünyada her şey ölümün habercisi…Sanki “hazırlan ve bekle” diyor… Her doğum ölümü hatırlatıyor… Bir çocuğun dünyaya gelişi… Batan güneşin tekrar doğuşu… Ölü toprağın baharla dirilişi… Kâinatta her şey adeta ölümü haykırıyor ve hatırlatıyor.
Ölüm aslında yeniden doğmaktır. Sonsuz bir hayat için yeniden doğmak... Ölüm; yeni bir hayatın yani ahiret hayatının başlangıcıdır.
Ölüm; bir yok oluş değil, bir yer değiştirmedir. Misafir olarak geldiğimiz dünyadan, gerçek ve ebedi evimize dönüştür.
Her canlının belirli bir ömrü vardır. Her canlının hayatı mutlaka son bulacaktır. Her şey fani, sadece Allah bakidir. 

Ölüm herkese eşit mesafededir

Ölüm döşeğinde olan bir kişi ile sahilde güneşlenen kişinin ölüme mesafesi aynıdır. İdam edilmek üzere olan kişiyle, idamı gerçekleştirecek olan kişinin ölüme yakınlığı aynıdır. Ölüm için dağın başındaki çoban ile devletin başındaki devlet başkanı aynıdır. Günü ve saati geldiğinde kimin sultan kimin köle olduğuna bakmaz. Gazneli Mahmut ne güzel ifade etmiş:
“Yoklansın kafası mezarda her ölenin,
Farkı var mı bakalım, hükümdarla kölenin?”
Dünyaya gelirken ne getirdik? Ellerimiz boş geldik. Giderken de yanımızda hiçbir şey götüremeyeceğiz (amellerimiz hariç). Yazımı bir davet ile noktalıyorum;
Semih PALA ve eşi Hilal hanımın ruhlarına ithafen bugün akşam ve yatsı namazları arası ULU CAMİİ’de KUR’AN-I KERİM ve MEVLİD-İ ŞERİF okunacaktır. Dualarda buluşalım inşallah…