Bursa Hakimiyet

Peygamberimiz (s.a.s)’in vefatı

Ruhlar aleminden ana rahmine, ana rahminden de dünyaya geldik.  Dünyaya her gelen, bir müddet yaşadıktan sonra ölür. Kimi bir nefeslik yaşar, kimi uzunca yıllar yaşar. Aslında insan ölüme doğar. Ölüme doğmak! Doğum varsa, ölüm mutlaka vardır. Bu kesindir ve kaçınılmazdır. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir:
“Her canlı ölümü tadacaktır…” (Al-i İmran-185)
Hayatın ve ölümün sahibi ALLAH’tır. Yaşaması ve ölmesi insanın kendi elinde değildir. Hayat nasıl saygın ve muhterem ise, ölüm de saygın ve muhteremdir.
Ölüm, büyük bir vuslattır. Sevdiklerimizden ayrıldığımız için ölüm belki acıdır. Ölüm belki anadan, yardan ayrılıştır ama ALLAH’a kavuşmaktır. En sevgiliye ulaşmaktır! 
Ölüm bir yer değiştirmedir. Yani FANİ dünyadan BAKİ dünyaya geçiştir. Ölüm bir yok oluş değil, yeni ve sonsuz bir hayatın başlangıcıdır. Ölüm; zengini de yakalar, fakiri de. Ölüm; güzeli de yakalar, çirkini de. Ölüm; âlimi de yakalar, zalimi de. Kısacası ölüm, her canlıyı mutlaka yakalar.
İnsanlığın iftihar tablosu ve kulluğun zirve insanı Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) da bir canlı idi ve ölümü kaçınılmazdı. Peygamber Efendimiz (s.a.s), Veda Hacc’ından bir süre sonra hastalandı. Hicretin 11. yılı Safer ayının son günleriydi. O (s.a.v), görevinin sona erdiğini, bu dünyadan göçme zamanının yaklaştığını anlamıştı.
Hastalığı günden güne artıyordu. Hasta iken de ezan okununca mescide gidip namazları kıldırıyordu. Sonraki günlerde hastalığı iyice arttı. Artık Mescid’e gidecek takati yoktu. Hz.Ebubekir’in cemaate imam olmasını ve namazları kıldırmasını istedi. 
Ölümünden iki gün önce mescide geldi. Yavaşça minberin alt basamağına çıkıp oturdu. Yüzünü cemaate dönerek şöyle dedi:
“Ey Müslümanlar! Şayet birinize karşı kötülük yapmışsam, onun karşılığını kabule hazırım. Kime vurduysam, işte arkam gelsin vursun. Kimin bende alacağı varsa, işte malım gelsin hakkını alsın.”
Helalleşmek O (s.a.s)’nun için çok önemliydi. Kendisinden sonra ümmeti için de çok önemli bir çizgi idi…
 Ashabına : “Ben Kur’an’ın helal kıldığını helal kıldım, haram ettiğini de haram ettim…” diyerek, şu sözleri ile ölümünün yaklaştığının işaretlerini verdi: “…Biliniz ki, sizler yine bana kavuşacaksınız. Her kim benimle buluşmak isterse, elini ve dilini lüzumsuz iş ve sözlerden korusun…”
Tarih 8 Haziran 632 ve günlerden pazartesiyi gösteriyordu. “Ya Rab! Ölüm şiddetine karşı bana kolaylık ver. Canımı tatlılıkla al.” diye dua etti. Vakit kuşluk vaktini geçmişti ve zaman öğle vaktine doğru ilerliyordu. Mübarek parmağını yukarı doğru kaldırdı: “Refik-i Ala’ya-En Yüce Dosta” diyerek mübarek ruhunu Mevla’ya teslim etti. 
63 yaşında mübarek ruhunu ALLAH’a teslim eden Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in kabri Medine’dedir. Kabrinin bulunduğu yere “Ravza-i Mutahhara” denilmektedir.
Bugün Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in vefatının 1383. yıldönümüdür. Mahlukatın nefesi adedince Salat ve Selam O’nun üzerine olsun…