Bursa Hakimiyet

Riya göstermek

Riya sözlükte; “göstermek, gösteriş yapmak” anlamlarına gelir.
Dini bir kavram olarak ise riya; bir ibadeti ve iyiliği Allah’ın rızasını kazanmak niyetiyle değil, insanların beğenisi için yapmaktır. Bir başka ifadeyle; Allah rızası için yapılması gereken ibadetleri ve güzel davranışları kendini beğendirmek ve insanlara göstermek amacıyla yapmak demektir.
Gerçek iman sahipleri ibadet, söz ve davranışlarını ALLAH rızası için yaparlar. İnsanların ne söylediklerine itibar etmezler.
Riya manevi bir hastalıktır. Öylesine tehlikeli manevi bir hastalıktır ki; ibadetin özünü bozar ve sevabını yok eder. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir:
“Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Bakara-264)
Ayeti kerimeden çok net olarak anlıyoruz ki; ibadetlerimizi yerine getirirken, iyilikler yaparken gösterişten uzak durmalıyız. Samimi duygularla hareket etmeliyiz. Çünkü yaptığımız ibadetlerimizden ve iyiliklerimizden asıl maksat; ALLAH’ın rızasını kazanmaktır. Bilmeliyiz ki; riyanın karıştığı bir ibadet, sahibine hiçbir fayda sağlamaz.

Riyakârlık

Riyayı iyi tanımak gerekmektedir. Riyanın hem nifak hem de şirkle yakın ilişkisi bulunmaktadır. Şeddat b. Evs anlatıyor:
“Bir gün Allah Resulü (s.a.s)’nü ağlarken gördüm. Sebebini sorunca şu cevabı verdi: “Ümmetim için korktuğum bir iş var: ŞİRK…Fakat ümmetim puta, güneşe, aya, taşa vs tapmayacaktır. Amellerine riya sokacaktır. Bu da     korktuğum şeylerin en     korkuncudur.”
Riyada dünyalık menfaat söz konusudur. Riyakar insanlar maddi menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yaparlar. Kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederler. Dünya hayatını arzu ederler. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki:
“Kim yalnız dünya         hayatını ve onun süsünü isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar.
İşte onlar, kendileri için ahirette ateşten başka hiçbir şeyi olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları da boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir.” (Hud,15-16)
Riya iki yüzlülüktür. Riya münafıklık alametidir. Riyakâr insanlar yalnız iken başka türlü, insanların arasında iken başka türlü davranırlar. 
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in döneminde münafıklar aslında inanmadıkları halde, camiye giderler ve namaz kılarlardı. Mallarını hayır işlerinde harcar gibi görünürlerdi. Münafıklar hakkında ayetler inmiştir. Onlardan bazıları şöyledir:
“Münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların hilelerini ve oyunlarını bozar. Onlar namaza kalkarken üşene üşene kalkarlar. Müslümanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az hatırlarlar.” (Nisa-142)
“Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır.” (Nisa-38) 
“Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye         almazlar. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.” (Maun,4-7)

Küçük şirk

Riyanın küçük şirk olduğunu Peygamber Efendimiz (s.a.s) hadis-i şeriflerinde beyan etmiştir. Sahabe: “Küçük şirk nedir ey Allah’ın Resulü?” diye sorduklarında, Peygamberimiz (s.a.s): “Riyadır.” buyurmuştur.
Yazıyı kaleme alırken çok zorlandım. Konu çok önemli ve hassas. Konunun haşmeti kalemimi adeta ablukaya aldı. Kelimeler ve cümleler karşısında kendimi hesaba çektim!
Biliyorum ki riya; madde aleminde insanı yükseklere çıkarırken, mana aleminde ise insanı esfele-i safiline baş aşağı yuvarlar. 
Riya, çok mel’un bir duygudur. Girdabı çok korkunç bir felakettir. İnsanı adeta yutar. Bir Müslüman olarak çok dikkatli olmalıyız. Yaptığımız her işi samimi yapmalıyız. Kalple-rimizde riyanın değil, ihlas ve samimiyetin alametleri olmalıdır.
İbadetlerimizi ve iyilikle-rimizi yaparken, ALLAH rızası için yapmalıyız. Zerre kadar bile, dünyevi bir menfaat beklentisi ve gösteriş olmamalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) buyuruyor ki:
“Şüphesiz riyanın azı da şirktir.”