Bursa Hakimiyet

Salebe’nin düştüğü duruma düşmeyelim

Salebe, Peygamber Efendimiz döneminde yaşayan bir Müslüman idi. Hakkında hayırlısını istemek yerine, zengin olmayı çok istiyordu. Bu arzu ile Allah Resulü’nün huzuruna gelerek: “Ya Resulallah! Dua et de çok malım, mülküm olsun.” diye istekte bulundu.
Allah Resulü şöyle buyurdu:
“Ey Salebe, çok malın kendine göre birtakım sorumlulukları vardır. Yerine getirilmezse bedeli ağır olur. Bu nedenle sorumluluğunu yerine getirdiğin az mal, sorumluluğunu yerine getiremediğin çok maldan daha hayırlıdır.”
Salebe bu sözler üzerine Peygamberimiz’ in huzurundan ayrıldı. Zengin olma hırsı, bir türlü yakasını bırakmıyordu. Bir zaman sonra yine Peygamberimiz ‘in huzuruna gelerek: “Ya Resulallah, dua et de zengin olayım” dedi.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v):
“Ey Salebe, ben senin için yeterli bir örnek değil miyim?” buyurdu.
Salebe bu söz üzerine diyecek hiçbir şey bulamamıştı. Çünkü biliyordu ki, Sevgili Peygamberimiz’in evinde bazı zamanlarda yiyecek bir şey dahi bulunmazdı.
Salebe bunları hatırlayınca Peygamberimiz ’in huzurundan ayrıldı. İsteğinden vazgeçmiş gibiydi. Yine bir müddet sonra hırsına yenilerek, bir kere daha Allah Resulü’nün huzuruna geldi: “Ya Resulallah, eğer zengin olursam fakiri ve yoksulu doyurur, onların ihtiyaçlarını da gideririm. Hakları ne ise veririm. Yeter ki dua et, zengin olayım.” dedi. 
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de: “Ya Rabbi, Salebe’ yi arzu ettiği mala kavuştur.” diye dua etti.
Salebe’nin aldığı birkaç koyun zamanla öylesine çoğaldı ki, otlak alanlara sığmaz oldu. Ancak namazlarını hiç aksatmayan Salebe, bir zaman sonra namazlarını terk etmeye başladı.
Zekât’ın farz olduğu hakkında inen ayete, yoksullar başta olmak üzere bütün Müslümanlar çok sevindi. Ama Salebe sevinmemişti. Zekât toplamak için kendisine gelen memurlara karşı çok ağır sözler söyledi: “Bu sizin yaptığınıza haraç almak denir. Ben çalışıp, malımın kırkta birini fakirlere mi vereceğim? Bu ne saçmalık…”
Salebe’nin bu söylediklerini haber alan Peygamberimiz (s.a.s): “Yazık oldu Salebe’ye” buyurdu. Sonra münafıkları anlatan şu ayetler indi: 
“Onlardan kimi de: Eğer Allah bize bol nimetinden verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve muhakkak iyi kimselerden olacağız diye Allah’a and içti. Fakat Allah bol nimetlerinden verince de, cimrilik edip yüz çevirerek sözlerinden döndüler. Nihayet, Allah’a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendisinin huzuruna çıkacakları güne kadar onların kalbine nifak (iki yüzlülük) soktu.”(Tevbe,75-76-77)
Bu ayetler Salebe’yi münafık durumuna düşürmüştü. Salebe, bu ayetlerden sonra Peygamberimiz’ e gelerek, yoksulların hakkını vermek istediğini söyledi. Peygamberimiz (s.a.s), Salebe’ye şöyle buyurdu: “Ey Salebe, senin zekâtını alamam. Allah yasakladı”