Bursa Hakimiyet

Şehitlik ve adanmışlık

Bugün 19 Eylül. Yani “Şehitler ve Gaziler Günü ve Haftası”
Allah yolunda canını feda eden kişilere “ŞEHİT”, aynı uğurda kendisini adayan kişilere de “ADANMIŞ” denir. “GAZİ” ise, Allah yolunda savaşıp sağ kalan kişiye denir.
Şehitlik, Allah yolunda en değerli emanet olan canı feda etmektir. Şehitlik ancak adanmışlıkla mümkündür. Varlığı Allah’a adamak, adanmışlığın en hayırlısıdır.
Yüce dinimiz şehitlik ve adanmışlığa ayrı bir değer vermiştir. K.Kerim’de: “De ki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (En’am-162) buyuran Yüce Allah bir başka ayeti kerimede de şöyle buyurmaktadır: “Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.” (Bakara-154)
Müslüman, hayatını Allah’a adayan kişidir. Kendisini Allah’a adayan kişi, Allah için yaşar ve Allah için ölür.
Adanmışlığın gayesi, Allah’ın rızasını kazanmaktır. Adanmışlık ruhu ile ancak şehitlik mertebesine ulaşılabilir. Şehitlik mertebesine ise ancak mümin olanlar erişebilirler.

Kur’an ve hadislerde şehitlik

“Şehitlik” kelime itibariyle İslam dinine ait bir kavramdır. Dinimiz; ezan, vatan, bayrak ve millet gibi değerleri kutsal saymakta ve bu uğurda ölenleri şehit olarak nitelendirmektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah’ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar.” (Âl-i İmran 169)
Peygamberimiz (s.a.s) ise; “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra diriltilip yine öldürülmeyi, sonra diriltilip yine öldürülmeyi ne çok isterdim.” buyurmaktadır.
Kur’an’da şehitler; peygamberler, sıddıklar ve salihler ile birlikte zikredilmiştir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de:
“Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar; Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve salihlerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisa-69)
Peygamberimiz de şehitliğe dinimizin verdiği değeri şu şekilde açıklar: “Hiç kimse cennete girdikten sonra dünyaya dönmek istemez. Yalnız şehitler, gördükleri nimet ve ikram sebebiyle dünyaya dönüp, on defa şehit olmayı arzu ederler.”

Gazilik

Allah yolunda, din, vatan, ezan, bayrak ve millet uğrunda savaşırken sağ kalanlara da “gazi” denir. 
Kur’an-ı Kerim’de: “De ki: Bizim için (şehitlik ve zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz” (Tevbe 52) buyurulan ilahi emri, Türk Milleti asırlarca “Ölürsem şehit, kalırsam gazi” şeklinde kullanmıştır.
Allahu Teala müminlere zafer vaat ettiği, ahirette güzel nimetlerle müjdelediği için hiçbir mücahit; cihattan geri kalmak istememiştir. Allah canlarını ve mallarını cennet karşılığında satanlara büyük bir mükafat verecektir. Savaş sırasında kaçanlar ise Allah’ın gazabına uğrayacaklardır. Onların yeri cehennemdir. Bu yüzden gazilerin esas olarak şehit olmak arzusuyla savaştıkları bir gerçektir.
Ayrıca Hz.Peygamber (s.a.v.) cihada katılmayanlara görevlerini ihmal etmemeleri ve kısmen de olsa telafi etmeleri için: “Kim Allah yolunda cihada çıkan bir gaziyi donatırsa aynen cihada çıkmış gibi olur.” buyurmuştur.
Milletimizde çok sayıda ismi “Gazi” olan vardır. Bunun en büyük sebebi, gaziliğin inanç ve kültürümüzdeki muazzam yansımalarıdır. 
***
Yüz binlerce şehit vermiş, geride yüz binlerce gazi bırakmış necip bir milletin torunlarıyız. “Şehitler ve Gaziler Günü ve Haftası” münasebetiyle, semtimizde ve kentimizde bulunan şehitlikleri ziyaret edelim. Ruhlarına KUR’AN okuyalım. Onlara layık olmaya çalışalım.
Şehitlerimizin ailelerini ve varsa “Şehit Aileleri Derneği”ni ziyaret edelim. Ayrıca sokağımızda, semtimizde, kentimizde bulunan gazilerimizi bulalım. Eğer varsa “Gaziler Derneği”ni ziyaret edelim. Onların ellerinden öperek, dualarını alalım. Onlara layık olmaya çalışalım. 
Bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum.