Bursa Hakimiyet

Sehiv Secdesi

Secde; Allah’ın emirlerine boyun eğmek, Allah’a kulluk etmek maksadıyla ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnın yere konmasıdır. Sehiv ise; yanılma demektir.
Sehiv secdesi; namazda dalgınlık, unutma veya yanılma gibi durumlardan dolayı, namazın sonunda yapılan secdeye denir.
Namaz kılarken bir farzın unutularak geciktirilmesi, vacibin unutularak terk edilmesi veya geciktirilmesi halinde, hatanın telafisi için “sehiv secdesi” yapılması gerekir. Burada çok net olarak anlıyoruz ki; sehiv secdesini gerektiren durumları bir Müslüman’ın iyi derecede bilmesi gerekmektedir. Yani namazın farzları ve vaciplerinin neler olduğunu çok iyi bilmesi gerekmektedir.
Bir Müslüman namazda çok ciddi, pürdikkat ve titiz olmalıdır. Ancak hepimiz beşeriz. Her beşer şaşar. Çeşitli nedenlerle insanlar namazlarında yanılabilirler. Bir kişi namazda yanıldığında “Allah’ın huzurunda hata işledim” diyerek üzülebilir. Veya “Allah’ın huzurunda saygıda kusur ettim” diyerek bir umutsuzluğa kapılabilir. Peygamber Efendimiz (sallallahüaleyhivesellem), namazda yanılan kişinin kendisini suçlamasının veya umutsuzluğa kapılmasının önüne geçerek o kişiyi rahatlatmak, vesveseden kurtarmak ve her yanılmada namazı yeniden kılmamak maksadıyla SEHİV SECDESİ yapılmasını öngörmüştür. 
Peygamber Efendimiz (s.a.s) buyuruyor ki:
“Biriniz namazında şüpheye düşerse, doğrusunu araştırsın ve namazını kanaatine göre tamamlasın. Sonra selam versin ve sehiv secdesi yapsın.”
Mesela namaz kılan bir kişi, namazı dört rekat mı yoksa üç rekat mı kıldığında şüpheye düşerse ne yapmalıdır?
Peygamber Efendimiz (s.a.s) buyuruyor ki:
“Biriniz namazı dört rekat mı yoksa üç rekat mı kıldığında şüpheye düşerse, şüpheyi atsın ve kendi kanaatine göre hangi ihtimal kuvvetli ise ona göre davranıp namazını tamamlasın. Selam vermeden önce iki secde yapsın (sehiv secdesi yapsın).”

Sehiv secdesi nasıl yapılır?

Sehiv secdesini gerektiren bir durum olduğunda, bu secdenin yapılması vaciptir. Yani sehiv secdesi yapılmalıdır.
Sehiv secdesi şöyle yapılır:
Namazın son oturuşunda “Ettehiyyatü” okunarak sağ tarafa selam verilir ve iki kere secde yapılır. Daha sonra “Ettehiyyatü, Allahümme Salli-Barik ve Rabbena” duaları okunduktan sonra selam verilir.
Biraz daha açıkça tarif edecek olursam;
Namazın son oturuşunda “Ettehiyyatü” okunarak sağ tarafa selam verildikten sonra;
“Allahü Ekber” diyerek secdeye varılır. Burada üç kere “Sübhane Rabbiyel âlâ” denilir. Sonra “Allahü Ekber” denilerek oturulur, tekrar “Allahü Ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere “Sübhane Rabbiyel âlâ” söylenir. “Allahü Ekber” diyerek oturulur. Oturduktan sonra “Ettehiyyatü, Allahümme Salli-Barik ve Rabbena” duaları okunduktan sonra sağa ve sola selam verilerek namaz tamamlanmış olur.

VESVESE

Vesvese sözlükte; “hışırtı, fısıltı, kuruntu” şeklinde “gizli ses” demektir. 
Geniş anlamı ile vesvese; nefis ve şeytanın insanın gönlüne, kalbine ve kafasına soktuğu gizli (olumsuz) seslerdir.
Şeytan, insanlara Cenab-ı Hakk’ın emirlerini terk ettirmeye ve yasakladıklarını yaptırmaya uğraşır. Şeytan mutlaka insanı lüzumsuz şeylerle, çirkin hatıra ve vesveselerle meşgul eder. 
Şeytan şu iki konuda insana çok vesvese verir:
1- İnsanı sevaptan alıkoymak ve hayırları bıraktırmak için.
2- İnsana haramları işletmek ve günaha sokmak için.
Müslüman kişi, şeytanın vesvesesine aldanarak hayırlı işlerden geri kalmamalıdır. Bir Müslüman, boşu boşuna evhama kapılarak gaflet ve üzüntüye düşmemelidir. Bir Müslüman ancak Allah’a güvenir. Kur’an-ı Kerim’de buyruluyor ki:
“De ki: Bizim başımıza ancak, Allah’a bizim için yazdığı şeyler gelir. O bizim yardımcımızdır. Öyleyse müminler, yalnız Allah’a güvensinler.” (Tevbe-51)
Okurlarımdan bazen sorular alıyorum. Bir okurum mail adresime gönderdiği mesajda diyor ki: “Hocam, abdest alırken suyun temiz mi, pis mi olduğuna dair düşünceler içerisinde oluyorum. Bazen de azalarımı kaç kere yıkayıp yıkamadığım konusunda şüpheler meydana geliyor.”
Bazı insanlarda bu tür şüpheler ve düşünceler meydana geldiğinden dolayı tavsiyemiz şudur: Kalbinize gelen vesveselere aldırış etmeyiniz. Şeytanın verdiği vesveselerin etkisinde kalmayınız. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle şöyle söyleyiniz:
“De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım. Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.” (Mü’minun, 97-98)
Şeytanın vesvesesinden kurtulmanın en büyük çaresi, imanlı ve ihlaslı olmaktır. Biz Müslümanlara düşen görev; dinimizin emrettiği şekilde hareket etmek ve nefsin-şeytanın vesveselerinden Allah’a sığınmaktır.