Bursa Hakimiyet

Senin giysinde ne yazıyor?

Aldığınız giysinin üzerinde ne yazdığını hiç merak ettiniz mi?  Sadece rengi ve modelini beğendiğinizden dolayı aldığınız giysinizdeki yabancı dildeki yazı ve resimler ne anlama geliyor?
Diyanet İşleri Başkanlığı, yabancı dilde yazılı giysilerin (mont, tişört v.b) tehlikelerine dikkatlerimizi çekiyor. Nedeni ise, bu giysilerin üzerinde din karşıtı, cinsel içerikli yazı ve resimlerin bulunması.     
Yabancı dilde yazılı din karşıtı ve cinsellik içeren yazı ve resimlerle milli ve manevi değerlerimizle alay edilmektedir. Yapılan incelemeler sonucunda karşılaşılan manzaralar gerçekten tüyler ürperticidir. Giysilerin üzerindeki resim ve yabancı dildeki yazılar inanç ve kültürümüzle asla örtüşmemektedir. Bu tür yazılar özellikle gençlerimizi kültürümüzden uzaklaştırmakta ve yozlaştırmaktadır. Kültürümüzden uzaklaştığımızın ve yozlaştığımızın en belirgin örneklerinden birisi anlamlarını bilmediğimiz yabancı dilde yazılı giysilerdir. 
 “Herkes özgürdür. İsteyen istediğini giyer.” diye düşünülebilir.
Ancak durum hiç de bu kadar basit değildir. Çünkü yabancı dilde yazılı ve resimli giysilerle alenen dini değerlerimizle alay edilmektedir. Bu tür giysilerle camilere gidilmekte ve ibadet edilmektedir. Üzülerek ifade edelim ki, namaz kılan kardeşlerimizin üzerindeki giysilerde yabancı dilde yazılı şu cümlelere rastlanmaktadır: 
“God’s Busy, Can I Help You?” yani “Tanrı meşgul, ben yardımcı olabilir miyim?”
Bir başka giyside şu yazmaktadır: 
“Din korkudur.” 
Yine bir başka giyside şöyle yazmaktadır:
“Uyuşturucu güzeldir.”
Şimdi biraz düşünelim. Namaz kılmak için camiye gittiniz. Ezan okundu. Namaz kılmaya hazırlanıyorsunuz. Önünüzde oturan kişinin montunda veya tişörtünde şöyle yazılı: “Born to…Rock drink and fuck.” Yani “Dünyaya içmeye, dans etmeye ve cinsel ilişki kurmaya geldik.” 
Böyle bir yazı karşınızda iken, nasıl namaz kılabilirsiniz ki? Namazdan nasıl feyiz alabilirsiniz ki? 
Camiye gelen kardeşlerimizin bazılarının giysilerinde şeytanı temsil eden şekiller bulunmaktadır. Yabancı dilde yazılı şöyle bir yazı ile camiye giren kardeşlerimiz var: “Muhtemelen tanrı yok, endişelenmeyi bırak, hayatını yaşamaya bak.” 
Anlamını bilmediğimiz yazıların olduğu giysileri alarak inanç ve kültürümüzden uzaklaşmayalım. Milli ve manevi değerlerimizle alay eden yazılar ve şekillerin olduğu giysileri almayalım. Bir Müslüman olarak bu yozlaşmanın bir parçası olmayalım. Anne ve babalar olarak, çocuklarımıza yabancı dilde yazı ve resimler bulunan giysileri ya almayalım ya da eğer alırsak ne anlama geldiğini bilerek alalım. Dini, milli ve manevi değerlerimizle alay eden yazı ve resimli giysileri asla almayalım ve giymeyelim…

Hz. Ömer (r.a)’i ağlatan çocuk

Hz. Ömer (r.a) namaz kılmak için Mescid-i Nebevi’ye doğru ağır ağır gidiyordu. Bu sırada bir çocuğun süratli adımlarla yürüdüğünü gördü. Acaba çocuğun bir ihtiyacı mı vardı? Bu telaşın sebebi neydi? 
Halkının dertlerine çare bulmayı kendisine kutsal bir görev sayan halife Hz. Ömer, çocuğa sordu:
“-Yavrucuğum! Nedir bu telaş, bir derdin mi var, niçin bu kadar hızlı gidiyorsun?”
Çocuk:
“-Camiye gidiyorum amcacığım.” diye cevap verdi.
Çocuğun verdiği cevap Hz. Ömer’i sevindirmişti. Hz. Ömer (r.a) çocuğa şöyle dedi:
“-Yavrucuğum! Daha henüz senin yaşın küçük, sana namaz farz değil ki. Niçin bu kadar telaşlanıyorsun?”
Çocuk hayret dolu bakışlarla Hz. Ömer’e baktı ve şöyle dedi:
“-Amca amca! Bu işin hiç küçüğü olur mu? Daha dün, mahallemizde bir çocuk öldü. Üstelik benden de küçüktü. Ölüm denen gerçeğin hiç küçük-büyük ayırdığı yok ki. En iyisi her yaşta ölüme hazır bulunmalı. Hem bu yaşta namaza alışamazsam büyüyünce kılmak zor gelebilir.”
Yaşı küçük fakat sözleri büyük olan bu çocuğun karşısında Hz. Ömer’in gözleri buğulandı ve ağzından şu cümleler döküldü:
“-Ey Rabbim! Bu çocuk ne akıllı, ne iyi çocuktur. Büyüklerde bulunması gereken aklı ve ruhu taşıyor.”